Köşe Yazarları

Kimin borusu ötüyor


Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u kuşattığında, Bizanslılar, MELEKLERİN dişi mi, erkek mi olduğunu ciddi ciddi tartışıyorlardı. Bu Ciddi! Tartışmaların arasında, İstanbul, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilirken, dünya tarihine de, ciddi konuların tartışılmasında önceliği kaybetmenin acı sonuçları dersi kaldı.
Biz Kıbrıslılar da Bizanslıların yaşadıkları toprakların üzerinde yeni bir yaşam kurarken, onların önceliği görememe hastalığını da miras aldık.
Bugün, Kıbrıs Türkü için, öncelikle tartışılması ve çözülmesi gereken ana sorun KIBRIS SORUNU iken, başka önceliklere daha fazla önem veriyor ve ENERJİ kaybediyoruz.
Hayatın içinde, aynı anda yapılması gereken birçok iş ve önemli konu vardır. Ancak, bu konuları önem sırasına göre ele almazsak, en hayati ve belirleyici olanlar sona kalır veya çözülemediği için, diğer sorunları da alabildiğine karmaşık hale getirir.
Kıbrıs’ın kuzeyinde, görüşmeleri yürüten Eroğlu ile hükümeti kuran CTP arasında, öncelikler konusunda herhangi bir uzlaşının olmaması ve iki başlılık da, Kuzey Kıbrıs’ta karmaşayı ve dağınıklığı, siyasilerin etkisizleşmesini sağlamaktadır.
Tüm sorunların düğümlendiği Kıbrıs sorununda, hükümette olan CTP tamamıyla devre dışı bırakılmak istenmekte ve ÇÖZÜMSÜZLÜK SİYASETİ TESCİLLİ Eroğlu, bu görüşmelerde öncü rolü oynamaktadır.
Kuzey Kıbrıs’ın Dışişleri Bakanı Özdil Nami, sanki aforoz edilmiş gibi, görüşme zemininin dışında tutulmaktadır.
Kıbrıs Türk halkının çözüm isteyen iradesinin, görüşmelere yansıtılamamasında, SİVİL TOPLUM ÖNDERLERİNİN de bu dönemde esas ve tali ayrımını YAPMAMALARI belirleyici rol oynamaktadır.
Küçük sorunlarla, belirleyici olamadığınız alanlarla fazla oynarsanız, zaman ve enerji kaybedersiniz.
Ekonomik konularda, tamamıyla Türkiye’ye bağımlı bir yapı varken, ekonomik mücadeleyi ön plana geçirmek, halkı, ÇÖZÜM MÜCADELESİNDEN uzaklaştırmaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Kıbrıs konusunda, çözüm perspektifini yeniden canlandırmak için ayağa kalkmak, çözümsüzlük siyaseti izleyenleri görüşme masasında yalnız bırakmamak gerekir.
Bu politikanın hayata geçirilmesi içinse yaratıcı yeni adımlara ihtiyaç vardır.
Kimin borusu ötmeli?
Çözüm karşıtı olanlar, hükümette azınlıkta olmalarına rağmen, çözüm yanlıları toplumda çoğunlukta olmalarına rağmen, görüşme masasında OLAMAMALARI nasıl engellenmeli?
BIDEN’ın Kıbrıs’ı ziyaretinde bile, çözüm yanlılarının talepleri yerine, çözüme karşı olanların FREN SİYASETİ daha fazla tartışılıyorsa, oturup düşünmek gerekmektedir.
Kıbrıs’ta, ne yazık ki, Rum tarafının Kıbrıs Türklerini ortak olarak görme siyaseti de bir türlü rayına oturamamaktadır.
Özellikle Kıbrıs’ın doğal gazına tek başına sahip olma hayalleri Rumları da objektif düşünme alanının dışına itmektedir. Bu ise tüm Kıbrıs’ın felaketini getirecek bir bakış açısıdır.
Ülke içerisinde, gerçekçi olmayanların BORUSU öterken, Kıbrıs Sorununun DIŞ YÖNÜNÜ de gözden kaçırmamak gerekmektedir.
Son Ukrayna Krizinden sonra, Kıbrıs, Amerika ve Rusya’nın dünya çapındaki çıkarları için, bir mücadele alanı haline gelmiştir.
Türk olsun, Rum olsun Kıbrıslı politikacılar bu durumu tespit etmezse, Bizans’ın durumuna düşeriz.
Toplumların birbirini dikkate almamaları ve şoven politikalarda ısrar siyaseti, Kıbrıs’ın başına yeni felaketler getirebilir.
Küçük ülkelerin dünya siyasetlerinde boruları kolay kolay ötmez.
Özellikle Amerika ve Rusya’nın hakimiyet alanı isteklerine katılan bölgelerde daima büyük alt üst oluşlar yaşanır.
Kıbrıslılar, kendi borularının ötmediği alanlarda akıllarını başlarına ne zaman alacaklardır?

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı