Köşe Yazarları

KİME OY VERECEKSİNİZ?







Bu yazıyı son güne bırakmak niyetindeydim. Ancak düşündüm ki, beki birilerine ulaşır, yeniden düşünmelerini sağlarım…




 



Başbakan, gezip gezip, “İnanmayın, onu yapamazlar, bunu yapamazlar, para yok” falan diyor ama, kendisinin “ölümüne çalışmak” dışında neyi nasıl yapacağı hakkında bir açıklama yok…

 

Dahası, bugün seçime 12 gün kalmış, tek başına iktidar iddiasındaki UBP’nin bir seçim bildirgesi bile yok. Kısaca vaat edilen, ‘Ankara verirse ne ala, vermezse bu iş böyle gidecek’…

 

Bakın DP’nin, YDP’nin bildirilerine, onların da “ne, nasıl” sorularına yanıtları var mı?

 

Düzenin devamını isteyenlerin tek söylemi bu, büyük büyük beylik laflar, boş sloganlar…

 

Ama bakın diğerlerine, oturulmuş, çalışılmış, anlaşılmayan kısımları her gün yeni detaylarla tekrar tekrar anlatılmaya çalışılıyor…

 

Teknik gelebilir, karmaşık gelebilir, ben onun için birkaç temel soruyla özetlemek istedim.

 

Eğer mevcut saçma sapan, adaletsiz, kuralsız, partizanlığa kurban düzenin devamına gözü kapalı oy vermek niyetinde değilseniz, yazımın devamına bir göz atın derim. Oy verirken, bu kriterleri siz de paylaşıyorsanız bir daha düşünün…

 

Şimdi mesela, UBP, DP ve YDP’nin hiç üstünde durmadıkları, ama aslında tek kurtuluşumuz olacak olan kayıt dışılığın ortadan kaldırılmasını istemiyor musunuz? İstiyorsanız, bu üçüne oy vermeyeceksiniz. Bunların, kayıt dışılığının ağa babalarının üstüne gitmesine olanak yoktur; görürler, görmezden gelirler, içli dışlıdırlar. Ama şu anda yüzde 50’den fazla bir kaynağın ekonomiye aktığını düşünsenize….

 

Vergi adaleti, aynen diğeri gibi. Bir nevi kayıt dışılık da bu. Adam yıllarca zarar göstermiş ama milyonlarca liralık sermayeye ya da ciroya sahip işletmesi var. Nasıl iş? Ya da ödediği, alt düzey bir memurun ödediği kadar. Madem zarardadırlar neden batmazlar, ertesi sene nasıl olur da aynı ciroyu yaparlar? Soran var mıdır? Yoktur… Aksine KOBİ denilen küçük işletmeler ağır vergi yükü altındadır, emekçinin üç kuruş muafiyeti sıfırlanır, vergisi artırılır, hak mıdır bu?

 

Piyasada her türlü ödeme başka bir para biriminden olduğuna göre, gelirlerinizi o para biriminden almaya karşı olabilir misiniz? Nasılını merak eden, defalarca anlatılanları bir okumalı bence. Aklınızı karşı propagandaya körü körüne teslim etmeden önce, bir bakın bakalım, ne demek istiyorlar…

 

En çok ihtiyacımız olan üretim durma noktasında. Sağlık, eğitim özele devredilmiş. Bunların gelen giden iktidarlar tarafından ortadan kaldırılamayacağı bir planlamaya ihtiyacımız var mı yok mu? Turizm, yüksek öğretimde, tarımda bitmek bilmeyen korumacılığın bitmesini, teşvik sisteminin değiştirilmesini, birilerine sürekli kıyak pompalamaya son verilmesini istemez misiniz? Bunların hiçbirinin planı yok. Plansız devlet idaresi olabilir mi? Olur tabii, işte bugünün KKTC’si. Plansız olacak ki, hiçbir şey bağlayıcı olmasın, yandaşa istediği şey anında verilebilsin. Mesela, Emirnameleri yıllarca bunun için engellemediler mi?

 

Kamu bankalarını güçlendirmek, siyasetten arındırmak hedefi olanlar var, olmayanlar var. Olmayanlar zaten bunları ağızlarına bile almazlar… Kıb-Tek’in özerkleşmesini, kamuda liyakati ve adaleti, yeni bir vatandaşlık yasasını isteyene mi oy vereceksiniz, istemeyene mi?

 

Türkiye ile ilişkilerin sadece “para sağlamaktan” çıkıp, sağlıklı bir temele kavuşmasını ister misiniz, istemez misiniz? Yenilik diyene, AB diyene, dünya diyene, özgür irade diyene, bilişim diyene mi; bunlardan tamamıyla uzak, kendi içine kapalı, hamaset nutukları atanlara mı vereceksiniz oyunuzu…

 

Külliye mi istersiniz, onun yerine yeni okullar mı, hastaneler mi? Bu bile başlı başına bir oy verme kriteri olmalıdır…

 

Kısaca gerçek anlamda kendi kendine yeten bir ekonomiyle, önüne gelenin vatandaş yapılamadığı, üreten, dünyaya açık yeni bir düzeni mi; plansız, programsız, öngörüsüz, üstüne üstlük partizan, adam kayırmacı, adaletsiz düzenin devamını mı?

 

Eğer hala bu çürümüşlüğün peşinde, PARTİ-DEVLET’İN BİR PARÇASI OLMAYI seçiyorsanız, kendi çıkarınız ülke çıkarının önündeyse, buyurun oy verin, size söyleyeceğim başka hiçbir şey kalmıyor…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

 

YENİ KOALİSYONLAR DÖNEMİ:

Siz bakmayın partilerin “tek başına iktidar” söylemlerine, 23 Ocak’ta yapılacak seçimlerde hiçbir partinin tek başına iktidara gelemeyeceği neredeyse kesin gibi. Yapılan birçok anket de sokak da aynı şeyi söylüyor. Kısacası önümüzdeki dönem ülke yine koalisyonlarla idare edilecek. Burası kesin de koalisyon hangi partilerce olacak işte asıl kader meselesi bu.

 

EROĞLU TAKTİĞİ:

Seçime iki haftadan az bir süre kalmasına karşın hala seçim manifestosunu yayınlamayan Sucuoğlu UBP’si, parti başkanlarının katılacağı tartışma programından da kaçıyormuş. Eroğlu taktikleri… Anlaşılan slogandan öteye söyleyecek bir şeyi yok. Dahası, gecesini gündüzüne katıp plan, proje üretenlerle baş edemeyeceğini de fark etmiş olmalı. ‘Nasıl olsa, benim tabanım sorgulamaz, körü körüne gelir oy verir’ diye mi düşünüyor acaba?

 

NOLDU YA?:

Neredeyse 3 yıldır hükümetleri yerden yere vuran bazı arkadaşlar, son günlerde aniden çark etmiş, düzene ayak uydurmuş görünüyorlar. Böyledir bu işler. Seçim zamanı yaklaştı mı, tüm söylediklerinizi yutacaksınız… Eğer seçim sonrası aynı düzen devam ederse, yine göreceksiniz, en büyük eleştirileri bunlar yapacak. Ha değişti mi, birinci şak şakçı bunlar olacak. Ne derdi rahmetli Özker Hoca, “kamış gibi eğilenler”, omurga falan aramayacaksınız…

 

SİZ DE YÖNETMİYORSUNUZ Kİ:

Bakan “yüz yüze eğitim devam edecek” dedi, öğretmenler ise sendikanın çağrısına uyarak “online eğitim” yaptı. Bakan Amcaoğlu, online eğitim veren öğretmenlerle ilgili “işine gitmeyen kamu görevlilerine ne yapılıyorsa, o öğretmenlere de o yapılacak” diyerek, “bu memleketi sendikalar mı yönetecek?” diye sordu. Kusura bakmayın ama siz de yönetmiyorsunuz ki. İşte Yakın Doğu, neden ona bir yaptırım, bir uyarı yok? Ayrı cumhuriyet mi yoksa?

 

ASGARİ ÜCRET SİL BAŞTAN:

Asgari Ücret Komisyonunun, 22 Aralık tarihli toplantısında, işveren temsilcilerinin masadan ayrılmasının ardından, oyçokluğuyla, brüt 7 bin TL olarak belirlediği asgari ücret, itirazlar üzerine bugün yeniden masaya yatırılıyor. Yeni asgari ücreti işveren tarafı “fazla” bulurken, işçi tarafı ise “az” bularak itiraz etmişti. Hükümet mi? Tam bir ortacılık yaptı. Ne dediği anlaşılmadı ki?

 

DAVET BİLE ETMEDİLER:

Ersin Tatar bir Azerbaycan kanalına verdiği röportajında, “İçimizdeki Rumcular farkında mı bilmem ama, Türkiye, Azerbaycan ve KKTC tek millet 3 devlettir. Biz her koşulda bir bütünüz” açıklamasını yaptı. İyi de bir bütün olduğumuz o Azerbaycan bırakın KKTC’yi tanımayı, sizi “turist” olarak bile davet etmeye cesaret edemedi. Hani kazanınca ilk ziyareti Azerbaycan’a yapacaktınız, ne oldu? Kendi insanımıza hakaret ettiğinizin onda biri kadar da onlara laf edeydiniz.









Başa dön tuşu