Ağzından çıkanı kulağın duysun dedi…
…
Zaten sorun ağız ve kulak meselesidir…
…
Kıbrıs’ta yaşayanlar garip insanlardır.
Ağızları var kulakları yok.
Kimin ağzından ne çıkıyorsa kulakları duymuyor…
…
Mesela ne demişti bir vekil.
74’te Kilise kürtajı serbest bıraktı demişti.
Öyle bir şey.
Konuşuyordu ama ağzından çıkanı kulağı duymuyordu…
…
Böyleleri çok burada kusura bakmayın.
Hele aralarında biri var.
Durmadan kayıpların durumunu kaşıyor.
Özel hat oluşturuyor.
İhbarlar alıyor.
Neredeyse kazıları da kendisi yapıyor.
Yazıyor çiziyor, konuşuyor.
Ama kulakları tekmil duymuyor.
Duysa yapar mı?
…
Bu Kıbrıslı Türklerin kökleri Dizdar Halil’e dayanır.
Sağırın tekiydi.
O da zamanında koskoca Osmanlı’ya başkaldırmıştı…
…
Dizdar bir yana,
Hasanbullilerle Mida İngiliz’e az mı kafa tutmuştu?
Dağlara çıkmışlar; hiçbir şey duymuyorlardı.
Ellerinde tüfeng…
…
Dahası ahali de böyle.
Görme özürlü.
Bildiğin kör.
Böyle olunca,
Körler sağırlar birbirini ağırlar.
Gidip yüzde altmışın üzerinde oy kullandılar.
Kime?
Ağzından çıkanı kulağı duymayana.
Kulakları ağır gerçekten.
Ne söylediklerini bilmiyorlar.
Ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor…
…
Bir de yüzde kırk var ki dillere destan.
Bunlar tekmil sağır.
Hiçbir şey duymuyorlar.
Bu yüzden sandığa da gitmiyorlar.
İktidarın bir de bunların eline geçtiğini düşünün…
…
Durum budur…
…
Halbuki Kuzu’nun kulakları açık.
Yamuk diyor.
Haddini bil diyor.
Belli ki ağzından çıkanı kulakları duyuyor…
…
Bir fıkra ile bitirelim:
Kim sağır:
Temel doktora gitmiş:
– Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi…
– Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.
Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime’yi yemek yaparken bulmuş:
– Karıcuğum bugün yemekte ne var?
Ses yok… Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok… Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:
– Kız Fadime saa diyrum, yemekte ne var?
– Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var…
































