Elektrik Kurumu Teknik İşler Müdür Muavini Kulderen Canselen’in görevden alınması, akıllı sayaç ihalesiyle ilgili iddiaların, yeniden gündeme gelmesine neden oldu. İddiaya göre, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun açtığı 140 bin 300 adetlik akıllı sayaç ihalesi öncesinde bir firma yetkilisinin Kurum’un Teknik İşlerden Sorumlu Müdür Muavini Kulderen Canselen’e ihaleye katılacak bir başka firmanın, nasıl ihaleden ekarte edilebileceğine yönelik yazılı tavsiye istediği, Canselen’in de 7 sayfalık bir rapor hazırladığı ortaya çıkmış…
Hatırlanacağı üzere söz konusu ihaleye katılmalarının “sudan sebeplerle” engellendiğini iddia eden firmalar, mahkemeden ara emri alınmasını talep etmişlerdi. Ancak dün ortaya çıkan ve Kıb-Tek bağlantılı son iddialar, “ihaleye fesat karıştırma” olayına yeni bir boyut getirdi… Aslında burada önemli olan, Kulderen Canselen’in görevden alınması kadar, rakiplerini ekarte edip, söz konusu ihalede kendisine avantaj sağlayan şirketin veya kişinin kim olduğudur. Söz konusu şirket akıllı sayaç ihalesini kazanan veya kaybeden şirketlerden birisi mi..? Ortada nasıl bir alış veriş dönmüştür? Böyle el altından işler götüren şirketleri, daha sonraki ihalelerde yasaklayacak, kara listeye alacak bir yasamız var mıdır?
Kurumun söz konusu kişiye görevden el çektirmesi ile bu olay örtbas edilemez. Canselen’i bunu yapmaya iten veya itenlerin kim olduğunu, toplumun öğrenmek hakkı vardır. Canselen etik olmayan bir davranış içerisine girmiş olabilir, eğer bir suçu varsa yasal yollardan bunun hesabını verecektir elbette. Ancak dediğim gibi buradaki “günah keçisi”nin ilanı ile iş bitmez.
Her fırsatta şeffaflığı ön plana çıkaran Kıb-Tek yönetimi, kafalarda hiç bir soru işareti kalmayacak şekilde söz konusu şirketin kimliğini ve ihaledeki pozisyonunu da açıklamak zorundadır…
Zira oynadıkları para benim paramdır, sizin paranızdır.
Nemelazımcılık…
Tolumda tepki koyduğumuz bir konuda “biz adam olmayız”, “bunlardan bir b.k olmaz” kolaycılığına kaçarak, işin içinden sıyrılmak içimize işledi adeta. Nemelazımcılık yıllardır günlük hayatımızın bir parçası olmuş. “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” modunda bir hayat felsefesini benimsemiş gidiyoruz. Peki ama biz niye böyle olduk. Mücadeleci, hakkını almak için savaşan o topluma ne oldu…? Etrafınıza şöyle bir bakın. Bizim başka halklardan neyimiz eksik? Biz niye bu işi beceremiyoruz. Çok mu aptalız? Balık tutmayı öğrenmek yerine niye oturup önümüze konan balığı yemeyi tercih ediyoruz? Bu ülke önce, ülkenin içindekilerin adam olmasıyla adam olur…
Yapılacaklardan değil, yaptıklarımızdan bahsettiğimiz zaman… Bilinçaltımıza yerleştirilen “beleşçi”, “besleme” kavramını ortadan kaldırdığımız, onun yerine “üretken” kavramını kazandığımız,
Özveriyle çalışarak başarılı olanları, iftirayla, yalakalıkla, dedikoduyla paçasından çekiştirmediğimiz, Haklının yanında, haksızın karşısında dik bir şekilde durabildiğimiz,
Haklının sesinin haksızdan, namuslunun sesinin namussuzdan fazla çıktığı, İnsanları, insan yerine koyduğumuz, Hem zulmedip, hem de mağdurları oynamadığımız ve Kimsenin oy avcılığı ile siyaset yapmadığı,
“BEN” değil, “BİZ” dediğimiz zaman…
Bir de, asla bizim olmayacak şeyleri sahiplendiğimiz gibi,
Bize ait olanlara sahip çıkmayı, onları korumayı öğrendiğimiz zaman, zaten bir sorunumuz kalmayacak…
YERİN KULAĞI VAR
CTP’NİN ADAYI NAMİ Mİ:
Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimin aday gösterileceği konusunda sıkıntı yaşayan CTP’de, Talat’a karşı parti içerisindeki tepkileri göze alamayan parti, aday olarak Dışişleri Bakanı Özdil Nami’yi aday göstermeye hazırlanıyor. CTP’ye yakın kaynaklar, Nami’nin adaylığına kesin gözüyle bakıyor…
AÇIKLAMA YAPAR HERHALDE:
Aile boyu Marsilya gezisi nedeniyle hakkında ciddi iddialar olan Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı’nın, bugün adamıza avdet etmesi bekleniyor. Kendisi ve Orman Dairesi Müdürü hakkındaki iddialara ne yanıt verecektir merak etmekteyim. İstifa eder mi, hiç sanmam. Ancak umut ederim ki, önceki gün uzun süren Bakanlar Kurulu’nda ne yapılacağı düşünülmüştür…
TAŞERONLAR İŞ BAŞINDA:
Hükümetin iflas ettiğini savunan Maliye eski Bakanı Ersin Tatar, “yapılacak şey ya yeni bir hükümetin oluşumuna olanak vermek için istifa etmek, ya da erken seçime gitmektir” yorumunda bulundu. Dedik ya birileri Nisan’dan önce bu hükümeti bozmak için düğmeye bastı diye. Önce DPUG’den Genel Sekreter Hasan Taçoy, ardından UBP’den Ersin Tatar. Amaç belli…
DAHA NE SÖYLESİN:
Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Hali İbrahim Akça, 2013 KKTC ekonomi durum raporunun sunuş yazısında; KKTC‘nin yeni kaynak yaratma yerine Türkiye‘den ek nakit sağlama arayışının, Türkiye ile ilişkilerin sağlıksız zemine kaymasına neden olduğunu kaydetmiş. Akça, hükümetin ekonomi politikasının geldiği noktayı iki cümle ile izah etmiş. Hani meşhur bir laf var, “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” diye. İnşallah mesaj yerine gider…
KARARLILIK: Bakanlar Kurulu’nu önceki gün aldığı “beyan dışı kalmış emtia ve servetlerin, ekonomik sisteme dahil edilmesi ve vergi borçlarının ödenmesine kolaylık sağlayan” yasa gücünde kararname, Cumhurbaşkanı’ndan dönen yasayla ilgili. Meclis tatil, yasayı yeniden görüşemeyeceksiniz, ama ekonomi kötü etkileniyor, o zaman yetkinizi kullanır kanun gücünde kararname çıkarırsınız. Kararnamenin içeriği umarım yeni kargaşalar yaratmaz. Ama yine de hükümet bir kararlılık göstermiştir. Çoktandır yapmadığı gibi…
BALIK BAŞTAN KOKMUŞ:
Kıb-tek’in akıllı sayaç ihalesinde, şirketlere bilgi sızdırdığı gerekçesiyle bir yetkili görevden alınıyor. Lefkoşa Türk Belediyesi’nde de benzer bir olay. Asfalt ihalesinde adı geçen birine görevden el çektiriliyor. İkisi de hemen hemen aynı tarihlerde. Devlet ve bağlı kurumlarda her şeyin çivisi çıkmış. Disiplin, otorite kalmamış. Siyasiler yandaşları için yasaları çiğner de, alttakiler yapmaz mı..?
ZİRVEDEKİLER Toparlanıyoruz Hareketi: Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı ve eşi ile bakanlık müdürlerinin Marsilya’ya yaptıkları ziyarete tepki gösteren Toparlanıyoruz Hareketi, bu ziyaretin kabul edilebilir olmadığını ve bakanın ziyaret dönüşü istifa etmesi gerektiğini açıkladı. Bakırcı istifa İstifa eder mi, etmez mi bilemem ama, bizzat Başbakan bu istifayı talep etmeli…
DİPTEKİLER İşte Popülizm, Yasalara Rağmen: Sayıştay’ın “Bayram ödenekleri”yle ilgili raporu, yasanın gereği. O yasayı çıkaranlar, bile bile ödeme yapmayı sürdürmüşler. Ne bu? Tabii ki popülizm. Yasalara, hem de kendi çıkarttıkları yasalara rağmen. Alan da tabii sesini çıkartmamış. Devleti soymaktan bahsederiz ya hep, biri gidip kasaları boşaltmaz ya, böyle yapılır. Fırsat bu fırsat, tüm ek ödenekler bir kez daha, hem de 2011 öncesi için de yeniden gözden geçirilmeli artık. Özel sektör çalışanının, diğerlerini ödeyecek gücü kalmadı. Ha o Başsavcılık’la, Sayıştay, 2011’den beri niye sesini çıkartmamış, orası da meçhul…
































