Kıbrıs

Kıdak: Marmara’daki müsilajın çözümü için kirletici deşarjları kontrol altına alınmalı






UKÜ’lü Akademisyen Prof. Dr. Rana Kıdak, Marmara Deniz’inde yaşanan müsilaj hakkında açıklamalarda bulundu

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Program Koordinatörü Prof. Dr. Rana Kıdak bir süredir Marmara Denizi’nde görülen müsilaj/deniz salyası hakkında konuşarak,  sorununun Akdeniz için etkileri hakkında bilgi verdi.



İnsanlığın 20. yüzyılın ortalarından itibaren çevre sorunlarına sebep olduğuna işaret eden Kıdak, dünyanın doğal dengesinin de hızlı bir şekilde bozulduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Kıdak, bu sorunların benzer sebeplerden kaynaklanarak, bazen hava kirliliği, bazen katı atık sorunu, bazen de müsilaj olarak karşımıza çıktığını belirterek, “Plansız, düzensiz ve altyapı eksikleri olan şehirleşme/sanayileşme bizleri ve çocuklarımızı sürdürülebilir, sağlıklı yaşamlar sürmekten uzaklaştırıyor” dedi.

Yaşanan son çevre felaketi müsilajın oluşumunun baş sebeplerinin iklim değişikliğine bağlı ısınma ve özellikle Karbon (C), Azot (N) ve Fosfor (P) içeren organik kirleticiler olduğunu dile getiren Kıdak, “Bu organik kirleticiler müsilajı oluşturan ve denizin her yerini sarmış olan canlıların gıdasıdır. Uzun yıllardır atık su deşarjları ile kirlenmiş olan Marmara’da sıcaklık artışına bağlı olarak musilaj oluşturan canlıların aşırı çoğalması sonucunda müsilaj birikimi oluşmuştur” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Kıdak çözüm üretmek için en “acil” eylem planının kirletici deşarjlarını kontrol altına almak olduğunu söyleyerek, kirleticilerin evsel veya sanayi kaynaklı olabileceği gibi tarımsal alanlardan da kaynaklanabileceklerini aktardı.

Atık su arıtımında Biyolojik arıtma ünitelerini ve üçüncül arıtma denen Azot ve Fosfor giderim ünitelerini düzgün bir şekilde işletmek gerektiğini açıklayan Kıdak, bunun için gerekli uzman personele yatırım yapmanın da önemli olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Kıdak, yıllardır göz ardı edilen ve bilimsellikten uzak şekilde çalıştırılan arıtma tesislerinin bir işe yaramadığına dikkat çekerek, bu tesislerde kontrol ve denetim anlamında da ciddi eylem planları olması gerektiğini vurguladı.

Akdeniz’in Marmara’ya göre daha büyük bir kapasiteye sahip bir deniz olduğunu anımsatan Kıdak, “Müsilaj tehlikesinden bir süre daha uzak olacağını düşünmekteyiz. Ancak, Akdeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerin koruyucu tedbirlere uymaması durumunda bu ve benzeri sorunları artan bir şekilde görmek çok zor değildir” açıklamasında bulundu.







Başa dön tuşu