Köşe Yazarları

Kıbrıslı Paylaşmayı Öğrenemedi

Bahar mevsimi, yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı. Kıbrıs’ın her yanı, yabani çiçeklerin güzel görüntüsüne büründü. Lalelerden sonra  tavşan kulakları çıktı..Şimdi de her hafta yeni bir orkide türünü görmek mümkün. Hardal otunun sarı rengi, ekşilicelerle birlikte tarlaları bir halıya dönüştürdü.

Ana yollarda çocuklar yeniden ağrelli satmaya başladılar.

Zeytin ağaçları tomurcuklanırken, badem ağaçları alımlı bir gelin gibi, süslendi.

Kıbrıs’ın Şubat ve Mart ayları dışardan gelenler için bir cennet görünümünde.Özellikle yaşlı turistler  gruplar halinde , ellerinde Kıbrıs florasıyla ilgili kitaplarla, kırlarda hem güneşlenip, hem de incelemelerini arkadaşlarıyla paylaşıyorlar.

Bu arada, Kıbrıs’ın güzel ikliminde yaşamak isteyen İngilizlerin, Rusların yanısıra, son yıllarda özellikle Baf bölgesinde Çinli akını da başladı.

Girne bölgesinde ise, Türkiye’nin aydın insanları yeni bir hayat için , arayış içerisine girdi.

Tüm bunlar olurken, Kıbrıs Sorunu yokmuş gibi davranan insanları, her an büyük bir alt üst oluş karşılayabilir.

Özellikle Kıbrıs Rumları 1963’ten beri, ada üzerindeki tek yanlı egemenliklerini korumak için ellerinden gelen herşeyi yapmaktadırlar.

1974 ,15 Temmuz ve ardından gelen 20 Temmuz savaşı ada’nın tümünü parçalarken, 2018 yılında bile hala ders almamak ne kadar üzücü.

Doğu Akdeniz’deki enerji aramalarında, Anastasiadis’in, Kıbrıs Türklerini ve Türkiye’yi dikkate almayan tavrı, büyük bir yenilgi almasına rağmen, Anastaiadis ve ekibi, sorunun ciddiyetini anlamamaya devam etmektedirler.

Oysa AKEL lideri Andros Kipriyanu, Rum tarafının izlediği enerji politikasının çok tehlikeli olduğunu, enerji politikasının, çözümle birlikte, Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını da dikkate alacak şekilde oluşturulması gerektiğini, sık sık yaptığı açıklamalarla , Anastasiadis’e kavratmaya çalışmaktadır.

Anastasiadis, AB ülkelerinden ve Amerika’dan, enerji konusunda beklediği yardımı görememenin yanısıra, Italyan Şirketinin bölgedeki aramalardan vazgeçmesiyle de büyük bir yenilgi almıştır.

Şimdi bahar zamanıdır. Zıtlaşmalar ve ben yaparım oldu tavrı, Kıbrıs’ın tümüne büyük zararlar verebilir.

Bu zararlara uğramamak için tek yol, BM önderliğinde TOPLUMLARARASI görüşmelere yeniden geri dönmektir.

Akıncı ve Türkiye, Toplumlararası görüşmelerin ilelebet eski formatında devam etmesinin mümkün olmadığını açıklarken, Anastasiadis’i uzlaşma çizgisine getirmeye çalışmaktadırlar.

Anastasiadis ve ekibi, Kıbrıs’taki yönetimi ve enerji kaynaklarını, Kıbrıs Türkleriyle birlikte paylaşmayı öğrenmedikçe, Kıbrıs üzerindeki kara bulutlar gitmeyecektir.

Kıbrıs Türklerinin , Kıbrıs Cumhuriyetinin kurucu ortakları olduğunu, Rumlara anlatmak bir türlü mümkün olmamaktadır.

Oysa, 1974’tten sonra geçen her gün, özellikle göçmen olan Kıbrıs Rumlarının büyük bir kısmının mağduriyetini arttırmaktadır.

Kıbrıs Türklerine , kurulacak olan  FEDERAL Kıbrıs Cumhuriyetinde haklar vermenin faturasının, şimdiki durumdan daha düşük olacağı kesindir.

Hayatın her alanını ve Kıbrıs’ın güzelliklerini PAYLAŞMAYI ÖĞRENMEK, Kıbrıslıları  , gelmesi kaçınılmaz olacak felaketlerden kurtarabilecek TEK YOLDUR.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı