Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 Pandemisinin olumsuz sonuçlarından birisi de, ülkeler arası seyahatlerin aksamasıdır. Havayolu şirketleri, bu süreçte ciddi zararlar yaşadıklarının altını çizmektedirler.
Ülkeler arası uçuşlar nedense hep eğitim, iş ve turistik olarak algılanıyor. Memleketinden uzakta yaşayan, bizler gibi insanlar, pek de akla getirilmiyor maalesef. Oysaki bir “Kıprıslı” dünyanın diğer ucunda yaşasa bile, senede bir kez olsun Kıbrıs’a gitmek, ailesini, sevdiklerini ve nihayetinde de Akdeniz’in mavisini görmek ister.
Mart 2020’den beri Türkiye’de ve Kıbrıs’ta açılıp, kapanma süreçlerinin belirsizliği nedeniyle, havayolu ulaşımı da durmuştu. (Arada olanları istisna kabul edelim.) Temmuz ayından itibaren vaka sayılarındaki azalma ve aşılanma oranlarına bakılarak “Normalleşme süreci” adıyla, yeniden uçak seferleri de konmaya başlandı.
Gözümüz kulağımız Ankara ile Kıbrıs arasındaki seyahat kurallarına odaklandı. Işık hızıyla değişme potansiyeline sahip bu kararlar, en sonunda değişim hızını yavaşlatıp durağan duruma geçti. İşte tam da bu anda, evde çekişmeli bir “Kıbrıs’a kim gidecek?” yarışı başladı. Gönül isterdi ki ailece, cümbür cemaat bir Kıbrıs ziyareti yapabilelim. Gerçek ise oldukça üzücü; çünkü orta halli sıradan insanlar için, ailece Kıbrıs’a gidebilmek şimdilik hayal görünüyor.
Ciddi ekonomik krizlerden sonra, havayolu şirketlerinin sahneye dönüşleri kelimenin tam anlamıyla “Muhteşem” oldu. Ankara’nın başkent oluşuna da pek kanmayalım; Kıbrıs’a direkt uçuşların yeterliliği konusunda, İstanbul kadar şanslı değil maalesef. Haziran’dan itibaren eldeki mevcut iki seçeneği takibe aldık: “Pegasus” ve “Anadolu Jet” sefer ve uçak bileti fiyatları. Ne yazık ki, Ankara’dan sınırlı sayıda direkt uçuş bulunmakta ve bu da tek yön bilet fiyatı ortalama 600 ile 700 TL arasında değişmektedir. Bizlerin “Ucuz bilet” diye ifade ettiğimiz bu direkt uçuşu, saatine ve gününe pek takılmadan, önceden almanız gerekiyor ve asla unutmayın; daha iyi bir seçeneğiniz olmayacaktır. Örneğin, acil gitmeniz gerekti ve iki, üç gün sonrası için mecburen bir bilet almanız gerekiyor; direkt uçuş yoksa kötü bir haberimiz var: Ankara’dan Kıbrıs’a, İstanbul aktarmalı olarak tek yön bir bilete 900 ile 1200 TL arası bir fiyat ödeyerek uçacaksınız. Kızsanız da, isyan etseniz de, boşuna! Sunulan koşullar bunlardır. O zaman en iyi yaptığımız şeyi yapıp şükredeceğiz: “Şükür ki, en azından uçak var ve şimdilik bilet fiyatları 3000 TL’nin altında…”
Gelelim “Kıbrıs’a kim gidecek?” yarışına… Kıbrıs’ta doğup, yedi yaşına kadar orada kalan evin küçük oğlu ile doğma büyüme Kıbrıslı olan şahsım arasında çetin bir mücadele başladı. İki doz aşısı da tamam olan ben, avantajlı görünsem de; iki ay önce pozitif olan ve hastalığı geçiren oğlanla eşit durumdaydık. Malum, Z kuşağının ısrarı ve istediğini alabilme hırsı karşısında, X kuşağının asla şansı olamazdı. Zafer, küçük oğlanın olunca, ben de, bu yıl Kıbrıs’a gitme hayallerimden vaz geçtim.
Kıbrıs’a gidecek olanı belirledikten sonra, internetten “En ucuz bilet” arayışına girdik. Haziran ortası gibi bu işlemi yaptığımız için de 500 TL’ye Pegasus’tan direkt bir uçuşa gidiş bileti alabildik. Bu rakam, Haziran ayında yakalayabildiğimiz en uygun fiyattı; ancak şuan en ucuz bilet fiyatı 600 ve 700 TL arasındadır. Ağustos ayı için rakamlar aynı şekilde artmaya devam ederse, tek yön direkt uçuş fiyatları kaç TL’yi görecek merak konusu. Bu endişe ve panikle, dönüş biletini de 600 TL’den aldık, ne olur ne olmaz diyerek.
KKTC’ye girişlerde şart olan PCR testi uygulamasının detayını en son aşamada araştırdık. Bir devlet hastanesine gidip yaptırabiliriz diye düşündüğümüz bu test de, ayrı bir maliyetmiş; çünkü bedava yapılmadığını hüsranla öğrendik. Şehir Hastanesinde, “Yurt Dışı PCR Testi” diye ayrılan bölümde 250 TL vererek yaptırmanız gerekiyor ve test sonucu elinize resmi bir belge olarak teslim ediliyor. “Nasıl yani, devlet hastanesi bu testi para ile mi yapıyor?” diye sorduğumuzda ise “Yurt dışına gidecek olanların cebinde bu testin ücretini ödeyecek kadar da parası olur efendim” yanıtını aldık. Önce bir şok, sonra bir kabullenme ve “Şükür” hali. En azından testin fiyatı 500 TL’nin altında ve şükretmek lazım değil mi (!)?
“Kıbrıs’a kim gidecek?” mevzusu olaysız ve hoşgörü çerçevesinde çözüldü. Gidiş bileti 500 TL, dönüş bileti 600 TL ve PCR testi 250 TL olarak tek kişilik ulaşım maliyeti 1350 TL’yi buldu. KKTC’den dönüş için PCR testi durumunu ise henüz bilmiyoruz, onu da artık orada öğreneceğiz. Ailece Kıbrıs’a gidebilmek için, dört kişi, ortalama en düşük 6000 TL sadece yol ücretimiz olacaktı. Bu arada, havaalanı ulaşım masrafları gibi diğer ayrıntılardan hiç bahsetmedik bile. Ankara ve Ercan sadece bir saat sürüyor. Bu fiyatlar Kıbrıs’a tatil yapmak, keyif yapmak, kumar oynamak için gelen zenginlere çerez gelebilir; ancak sıradan insanlar için oldukça can yakıyor.
İnsan sormak istiyor; “Normalleşme bu mu?” Uçak seferlerinin yeniden başlatılması tabii ki olumlu bir gelişme; ancak cebimiz ne zaman normalleşecek acaba? Normalleşme sözcüğünü, aktivitelerin tekrar başlatılması anlamında tek başına değerlendirmek yerine, paralelinde ekonominin de normalleşmesini bir bütün olarak görmek gerekmez mi?
Kıbrıs’a kim gidecek veya düzeltelim, gidebilecek? Uzakta yaşayan Kıbrıslılar için şartlar hayli zor görünüyor, öğrenciler de mağdur ama mecbur. Geriye kim kaldı zaten biliyorsunuz!
Şimdilerde dilime ilkokulda söylediğimiz bir şarkı takıldı:
“Orada bir ada var uzakta, gitmesek de görmesek de, o ada bizim adamızdır!”
































