Havadis'in "hükümete yılbaşı piyangosu" diye duyurduğu, Türkiye'den yılın son gününde gelen para ile on üçüncü maaşların dahil, acil ödenmelerin yapılacağı "müjdesi" Kıbrıs'ın Kuzeyi'nde yürürlükte olan rejimi bir kez daha gözler önüne serdi.
Rejimin Kıbrıs Türküne dayattığı gerçek basittir; Türkiye maaşlar dahil para göndermezse iktisadi yapı çöker.
Aynısı su yönetimi için de geçerlidir.
"Suyu biz yöneteceğiz" diyenler bile Türkiye'nin vereceği 600 milyon liraya muhtaçtırlar.
Zaten "suyu biz yöneteceğiz, kendi paramızla da yatırım yapacağız" diyen ve Türkiye'nin parasını istemeyen yok gibidir.
Dolayısı ile bu durum da bize ispatlar ki eğer Türkiye para göndermezse kendi paramızla yatırım yapacak durumda değiliz.
Yani bu rejimde maaşlarımızı ödeyecek ve üstüne kazanılan para ile yatırım yapacak gücümüz yoktur.
En basit tanımlama ile bağımlıyız.
***
Peki, tarihte ilk defa kurulan "geniş tabanlı" hükümetin bu bağımlılığa karşı bir planı var mıdır?
Şemaları yapılıp duvarlara asılan ve aslında benim bile ne işe yarayacağından şüphe duyduğum meclisten çıkacak yasalar konusunu bir yana bırakırsak, hükümette tam bir kafa karışıklığı yaşanmaktadır.
Hükümetin UBP ortağı Türkiye'den gelen para akışının aksamaması yönünde büyük hassasiyet gösterirken, uyulması gereken mali protokoller noktasında pasif durmaktadır.
Hükümetin CTP ortağı ise bu konuda adeta ikiye bölünmüştür.
İcraat yapmaya çalışan (ve aslında Türkiye'den gelecek paraya en çok ihtiyacı olan) Maliye ve Tarım gibi bakanlıklar "verdiğimiz sözleri tutalım, para akışı başlasın" görüşündeyken, CTP'nin en yetkili organı Parti Meclisi dahil geniş bir taban kitlesi (genlerinden gelme bir refleksle) protokolle öngörülen "reformları" bir dayatma olarak görmekte ve reddetmektedir.
Örneğin elektrikte değil üretimin tahsilatın bile özelleştirmesine karşı çıkmakta, bu nedenle suyun dağıtım ve tahsilatının özele devredilmesine şiddetle karşı çıkmaktadır.
Durum böyle olunca da CTP'nin imzalanan protokolleri uygulama noktasında "isteksiz ve niyetsiz" olduğu ayan-beyan ortaya çıkmaktadır.
***
2015'in en önemli gelişmelerinden birisi kuşkusuz ki bu hükümetin kurulması idi.
Tarihinde sürekli birbirleriyle "ölümüne" kavga eden ve rakip olan iki büyük partinin kuracağı bir hükümetin, yaşadığımız birçok sorunu çözeceğine inanılırdı.
Şimdi bu hükümet iş başındadır.
Ama sorunlarımız katmerlenerek artıyor.
Çünkü hükümet edenler ciddi bir kafa karışıklığı yaşıyor.
Eğer kafalarını temizlemezlerse kısa sürede ve üstelik çözümün arifesinde Kıbrıs Türkü kaybedecek.
Kıbrıs Türkü ile birlikte kendileri de…
































