Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe Yazarları

Kıbrıs Türklerinin stratejik hataları

Erdoğan Özbalıkçı

Kıbrıs Türkleri, 1571 den beri ada üzerinde kimliklerini korumak için çok mücadeleler verdiler.

Bu mücadelelerin üzerini örterek, Kıbrıs Türkleri hiçbir şey yapmamış gibi davranmak, gerçekte hem Kıbrıs Türklerine, hem de Türkiye’nin bölgesel çıkarlarına önemli zararlar vermektedir.

İngiliz döneminde, Osmanlılar tarafından TERK EDİLEN Kıbrıs, adadaki Türklerin kendi kimliklerini korumak için birçok mücadele verdi.

1923 Lozan Antlaşmasında Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs adası üzerinde hak iddia etmeyeceğini, adanın İngiliz yönetimine ait olduğunu imzaladı.

TC tarafından İngiliz egemenliğine terk edilen Kıbrıs Türklerinden, hali vakti yerinde olanların önemli bir Kısmı, TC nin de desteğiyle Türkiye Cumhuriyetine yerleşti.

Bu politika sonucu , Kıbrıs Türklerinin ENTELEKTÜEL BİRİKİMİNİN ÖNEMLİ BİR KISMI Türkiye’ye yerleştirildi.

Geride kalanlar ise kendi kimliklerini korumak için hem İngiliz yönetimine, hem de Rumlara karşı değişik siyasetler izledi.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken, Kıbrıs Türkleri adanın öznelerinden biri olduğunu kabul ettirdi.

Kurulan hükümetteki katılım oranı YEDİYE ÜÇ olarak tescil edildi. Türkler ayrıca Kıbrıs Cumhurbaşkan yardımcısı ve VETO hakkını da kazandılar.

Bu hakları kabul etmek istemeyen KİLİSE VE MAKARİOS, Kıbrıs Türklerine saldırarak, 1968 yılına kadar, 104 Kıbrıs Türk köyünü SİLAH ZORUYLA  ele geçirdiler. Türkler Gettolarda yaşamaya zorlandılar.

1964 yılında İsmet İnönü, Kıbrıs Türklerinin her şart altında CUMHURİYETE DÖNMELERİ GEREKTİĞİNİ, aksi takdirde, ADA YÖNETİMİNİN RUMLARIN ELİNE GEÇECEĞİ uyarısını bir mektupla Kıbrıs Türk Toplum liderlerine iletti.

Dr Fazıl Küçük ve Yandaşları bu çağrıya uymak isterken, TMT kanadı bu öneriyi dinlemedi.

Kıbrıs’ın tümünü Rumların egemenliğine veren karar, 186 sayılı BM GÜVENLİK KONSEYİ kararı olarak bilinmektedir.

Bu karardan günümüze kadar, Kıbrıs Rumları, adanın yöneticisi ve ULUSLAR ARASI ARENADA KIBRIS’IN TEK TEMSİLCİSİ OLDULAR.

Makarios 1968 yılına kadar, adayı Yunanistan’a bağlamak için çok çalıştı. Ancak 1968 den sonra Yunanistan ile birleşmenin bir hayal olduğunu kabul etti. Makarios’un bu kararı Rum toplumunu kesin çizgilerle ikiye ayırdı.

EOKA B  ve Yunanistan Hükümeti 15 Temmuz 1974’tte Makarios’u öldürmek ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Yuanistan’a bağlamak için  Makarios’a karşı darbe yaptı.

Makarios’un sağ kurtulması ve BM de Garantör ülkelere yaptığı çağrılar üzerine, Türkiye Hükümeti 20 Temmuz 1974’tte “ADADA BOZULAN NİZAMI YENİDEN TESİS ETMEK İÇİN” Kıbrıs’a çıkartma yaptı.

Bu hamleden sonra TC HÜKÜMETİ, BOZULAN NİZAMI TESİS EDİP, KENDİSİNE VE KIBRIS TÜRKLERİNE  AVANTAJLAR elde etme politikası yerine, AĞUSTOZ AYINDA ikinci harekatı başlattı. Bu harekattan sonra, dünya ülkelerinin Türkiye’ye bakışı değişti.

1983 yılnda KKTC kurulana kadar, dünya yine de Kıbrıs Türklerini, Kıbrıs’ta BİRLEŞMENİN BİR PARÇASI olarak gördü.

1983 KKTC nin kurdurulması ise, Kıbrıs Türklerini ve Türkiye’yi iyice yalnızlaştırdı.

ANNAN PLANI sürecinde ve Montana sürecinde Kıbrıs Türkleri yeniden DÜNYA İLE BAĞ KURMAYA BAŞLAMIŞKEN, “BAĞIMSIZ EGEMEN İKİ DEVLET” politikasına döndükleri gün, her alanda tecrit yeniden başladı.

Kıbrıs Türkleri DÜNYALI olabilmek için, bölünme yerine FEDERASYON’un  kurucularından olmayı seçseydi, bugün uluslar arası arenada daha dikkate alınırdı. Rumlar ise , TÜRK TEZİ OLAN FEDERASYON’u kabul etmeyecekleri için iyice tecrit olurdu.

Tarihten ders almayı öğrenemeyenler, daima zor  duruma düşeceklerdir. Bu gün yaşananlar tam da budur.