Türkiye’de, 16 Nisan’da yapılacak BAŞKANLIK referandumundan önce, Kıbrıs Görüşmelerinde ADIM ATILMASI hayaldi.
Gerek Rum tarafı, gerekse Türk tarafı, ELAM’ın mecliste onaylanan, ENOSİS kararının okullarda kutlanması BAHANESİNİ iyi kullanarak, Nisan ayına kadar olan dönemi geçiştirdi.
Akıncı’nın ısrarlı talebi ve AKEL’in baskısı, DİSİ içerisindeki ÇÖZÜMCÜ güçlerin insiyatif almasıyla bu kriz çözülme yoluna girdi.
Fileleftheros gazetesinin haberine göre AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu geçen hafta yaptığı açıklamada, AKEL’in, DİSİ’nin önerisine “seçilmiş bir organın yetkilerinin atanmış bir kişiye, Eğitim Bakanı’na devredilmesini” öngördüğü için itirazı olduğunu belirterek “Dimitris Hristofyas hükümeti dönemi hariç bütün Eğitim Bakanları Kilise ile istişare edilerek atanır” vurgusunu yaptı.
Rum Eğitim ve Kültür bakanlarının Rum Ortodoks Kilisesi ile istişare edilerek atanıyor olmasına rağmen AKEL’in Kıbrıs sorununun çözülmesini istediğini, bunun için de müzakere yapılması gerektiğini kaydeden Kiprianu şunları söyledi:
“Bu (yasa) tartışılacaksa ve müzakerelerin yeniden başlaması için bir yöntem olacaksa nasıl hareket edeceğimize bakacağız çünkü bizim önceliğimiz müzakerelerin yeniden başlamasıdır, DİSİ’nin iddia ettiği kopması değil.”
Meclis’te, Nisan ayının ilk haftasında, olumsuz ENOSİS kutlama kararının, meclisten alınıp, Eğitim Bakanına verilmesi kararı, iki toplum liderinin yeniden buluşmasını sağladı.
Akıncı ve Anastasiyadis, 2 Nisan günü, Ledra Palas’ta bir yemekte buluşarak, görüşme takvimini yeniden oluşturacaklar.
16 Nisan’da, Türkiye’de yapılacak BAŞKANLIK referandumundan sonra, Türkiye’nin , özellikle Amerika’nın perde gerisindeki Kıbrıs’ta çözüm planına destek vereceği kesindir.
Rum tarafı da, gerginlik politikasıyla, Güney Doğu Akdeniz’deki ENERJİ OYUNUNUN dışında kalacağı ve yeni gerginliklerle karşı karşıya geleceğinin farkındadır.
Dünya’da 1 Nisan Şaka günü, Nisan ayı da ŞAKA AYI olarak bilinmesine rağmen, 2017 Nisan’ı Kıbrıs’ta hareketliliğin yeniden başlayacağı ve önemli sonuçları olacağı bir ay olarak tarihe geçecektir.
Akıncı- Anastasiadis görüşmelerinde, özellikle Yunanistan’ın ve Anastasiadis’in tetiklediği krizlerle sık sık karşılaşılmıştır.
Ancak, yaratılan her kriz, her iki toplumda da, çözüm güçlerine önemli zararlar vererek, HAYIR’cı kanatları güçlendirmekten başka hiçbir işe yaramamıştı.
Nisan ayında, yeniden kurgulanacak görüşme süreci, artık YENİ KRİZLERİ KALDIRAMAZ.
Taraflar, bu konunun bilincinde olarak görüşmelere başlamak zorunda bırakılacaklardır.
BM’nin perde arkasından görüşme formatını değiştirmeye çalıştığını herekes bilmektedir.
Bu görüşme trafiğinde, EYLÜL AYINDA REFERANDUM hedefi ön planda olacaktır.
Bu hedefin gerçekleşmemesi durumunda, Kıbrıs’ın yeniden FEDERASYON TEMELİNDE birleşmesi de ortadan kalkmış olacaktır.
Gerek ANASTASİADİS gerekse AKINCI, böyle bir durumda, her iki toplum arasında yeniden çatışma dönemine girileceğinin farkındadırlar.
Oluşacak olan gerginlik durumunda, Türkiye’nin uzlaşıcı çizgiyi terk edip, daha girişken ve müdahaleci bir çizgiyi izleyeceği de kesindir.
Nisan ayındaki hareketlilik, uzlaşı ve barış mı, gerginlik ve çatışma mı getirecek? Bu iki önemli yol ayrımından, birincisinin gerçekleşme olasılığı daha yüksektir.
































