Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıbrıs sadece Kıbrıs değildir

 

Ayıptır söylemesi fi tarihinde ‘futbol ihtisas’ seçip fakülte birincisi olmuştuk. Arkasından da enstitü birincisi olmuştuk ‘spor yönetimi’ne ilşkin ders alma sürecinde ve de ‘spor eğitimde toplam kalite yönetimi’ne ilişkin doktora programında dünyayla paylaştık naçizane bilgilerimizi. Onlarca kongreyi kapak yaptık arkadaşlarla çok şükür. Futbol adamı(!) mı? Asla. Spor bilimci mi? Eh, daha öğrenecek çok disiplin var! Futbola ilişkin performans mı? Eh işte Ferguson, Wenger ve Mourinho kadar yıldızlar ve gençler seviyesinde. Halil Çimendağ hocam sağolsun çok katkı koydu. Talebelikte de, şimdi de futbola ilişkin düşüncelerim hiç değişmedi. Bi’defa güçlü ve de agresif bi’yönetime ne gerek? İyi bir ‘mentör (mental antrenör)’ gerek. Gerisi mi? Gerisi bildik ufak iş; Sporcu sağlığı zemininde antrenman bilgisi, biraz da medya desteği. İşte bu yüzden bu satırların yazarı bu köşede çok da maç yazısı yazmadı. Aslında birkaç kez yazdık ama son derece keyifsiz yazılardı. E futbolda keyif mi? Siyaseti, tarihi ve yönetim bilimlerine ilişkin sortilere bayılırım. Sonuçta bu aralar yine hey’can yaptık Zürih’teki “Kıbrıs Futbol Sorunu”na ilişkin FIFA Zirvesi ile ilgili Umuda Yolculuk filmini izlerken. Futbol sadece futbol değildir mâlum. E Kıbrıs? Fi tarihinde doktora dersindeydik; Eğitim Hukuku’na giren sevgili hocamız Prof. Dr. Levent Köker; “Kıbrıs Sorunu sadece kimlik sorunuyla sınırlı değildir, Kaldı ki, nasıl kimlik sadece kimlikten ibâret değilse, Kıbrıs da sadece Kıbrıs’tan ibâret değildir” demişti bi’sohbette. Değerli hocam külliyen ve de afili biçimde haklı. ‘Kıbrıs; biraz Ortadoğu, biraz EOKA, biraz TMT, biraz Rum, biraz Türk, biraz Garantör Devlet, biraz Federe Devlet, biraz Akdeniz, biraz Lübnan, biraz Filistin, biraz New York, biraz Londra ve Zürih, biraz Lozan, biraz Avrupa, biraz askeri üs, biraz askeri alay, biraz Fener’in alayı,  biraz Mutlu Barış Harekâtı, biraz mutsuz savaş harekâtı, biraz Helenizm, biraz Bizans, biraz İngiliz sömürgesi, biraz Osmanlı, biraz Türkçülük, biraz Kıbrıslı, biraz Annan, biraz su, biraz doğalgaz, biraz da Birleşik Kıbrıs’ değil mi? İşte bu farklı açılımlar ve de melez yapıda ada futbolu da sürekli dönüştü. Rumlar ileri, biz de son sürat geri geri gittik. “Asla tanımayız” dedik/dediler ama bir baktık ki Kuzey’den Güney’e onlarca Türk takım geldi ve de gözlerimizin pasını silip gitti. Hele hele son kafileyi getiren uçak Türkiye’dan kalktı Yunanistan’ı teğet geçti direkt Kıbrıs’a indi. Yakında tepemizden geçip Uluslararası Lefkoşa Havalimanı’na kapak yapacaklar da haberimiz yok! Şu anda Sertoğlu Yönetimi, futbolun patronları Hazreti Blatter ve de Hazreti Platini ile birlikteler Allah beni yaksın! Şaka gibi; Nerden nereye. Rahmetli Topcan’ı ki kendi ifadesine göre; eski Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Juan Antonio Samaranch, Ahmed (Ahmet değil) Sami Bey’i arka kapıdan alıp 15 dakika dinlemişler ve yine Rumlar görmeden arka kapıdan göndermiş. E şimdi durum ne? Bizzat Blatter Efendi ve teşkilatından Platini Efendi Kıbrıs’taki futbol sorununa direkt müdahil oldular ve de çözüm bulma aşamasına geldiler. E Rum ve Türk delegasyonlarının tarafından anlaşma niyeti olmasa; gerek Blatter, gerekse Platini vakit ayırıp da bu işe dalmazdı. E hade KOP şemsiyesini geçtik. Özel izinle maç da kesmez bizi artık. Daha önceki Luton ve de Muton Town garagözlüklerini de geçtik. Tek yol mu? E daha önce yazdık, yine yazalım; Çocuklarımızın önünün açılması için ‘Tek yol devrim’; Bir başka deyişle ‘ortak lig’. Olur mu? E neden olmasın. Güvenlik sorunu mu? Korkunun ecele faydası yok. Daha önce onlarca takım geldi ya Türkiye’den Kıbrıs’ın güneyine, işte bu süreçte bi’tek kişinin burnu bile kanamadı maşallah. Gün artık en azından futbolda kurtuluş günüdür. Sürdürülebilir bir futbol dünyamız; gerek tesisleri, gerek sporcu/hakem/antrenör eğitimi ve yeteneği, gerekse finansal yapısı ile elbette endüstriyel futbol dünyasına katılacaktır. E mâlum ‘altı ayda gabak bile yetişmez’; Yeter ki niyet olsun a dostlar. Gerisi boş ve de salt ucuz milliyetçilik söylemleri. Zürih’e katkı koyanlara bin selam…