Köşe Yazarları

Kıbrıs, mafya ve siyaset… Bu ada ideal suç mekanı






Sibel Köklü, üçüncü romanı “Aşka Vakit Yok” isimli kitabını yayımladı.
Sonra da Cumhuriyet Gazetesi’ne “güzel bir röportaj” verdi.
Mafya ve siyaset ilişkilerini anlatıyor kitap.
Ve Köklü, bu kitapla okuru Kıbrıs’a getiriyor…
Neden Kıbrıs?
“Kumarhane cenneti olarak bilinen adada, illegal ilişkiler ağı mevcut…”
Bu nedenle, “Mafya- siyaset ilişkileri için en uygun mekan Kıbrıs…”
Köklü, Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda, Kuzey Kıbrıs’ı “ideal bir suç mekanı” olarak tanımlıyor.
Bakınız, ilgili röportajdan sizlere bir soru ve cevap aktarayım:
– “Kıbrıs, kumarhane ve siyaset üçgeninde geçen olayların ilham kaynağı nedir? Bir haber mi yoksa oraya yaptığınız ziyaret mi?
Kıbrıs, hem iş hem de tatil için çok sık gittiğim ve iyi bildiğim bir yer. Rüya Keskin’in üçüncü macerasını yazarken, bazı çevrelerce neredeyse kumar adası olarak görünen Kıbrıs’ın ideal bir suç cenneti olabileceğini düşündüm. Zaten bununla ilgili yeterince örnek vardı. Kitapta adı geçen Musa, benim liseden arkadaşımdı ve gerçekten Kıbrıs’ta öldürüldü. İki kumarhane çalışanları arasında çıkan silahlı kavgada vurularak hayatını kaybetti. O zaman gazetelere de haber olan bu olay, Musa’nın asker geçmişi nedeniyle dikkat çekmiş, adı Ergenekoncuya çıkan bazı kişilerle ilişkisinden dolayı eleştirilmişti. Ne olursa olsun, benim için önemli olan olayın insani boyutudur. Doğru veya yanlış birtakım ilişkilerin içine girmiş insanlar yargılamaya değil anlamaya çalışmamız gerekiyor.”
Şimdi siz istediğiniz kadar üniversite tanıtımı yapınız…
İstediğiniz kadar turizmi tanıtınız…

Doğamız… Güneşimiz… Tarihi mekanlarımız…
Ne önemi var?
Türkiye’nin aydınlarının da adaya yaklaşımı bu:
“Kumarhane cenneti olarak bilinen adada, illegal ilişkiler ağı mevcut…”
Ayıkla pirincin taşını…

***



TDP içindeki “Anayasa” çatlağı
Sessiz sedasız bir sorun var TDP içerisinde.
TDP Genel Merkezi, biraz da iş birliği içinde olduğu sendika ve örgütlerin de yaklaşımı nedeniyle, “Anayasa değişimine evet demeye” soğuk.
Ama, aynı partinin bir önceki genel başkanı ve meclisteki temsilcisi Mehmet Çakıcı ise, Meclis’te “evet” için çalıştı.
Anayasa’nın birçok maddesinin değişimine katkı koydu.
Bakınız, TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, “Anayasa propagandası yapacak mısınız sorusuna ne yanıt verdi, bu ifadeler Özgül Gürkut Mutluyakalı’nın röportajında nasıl yer aldı:
“DP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Anayasa değişikliği konusunda kampanya yürütmeyeceklerini de açıkladı.
Olumlu unsurlar olmakla birlikte Anayasa’da geçici 10. Madde ve vicdani ret konularında eksikler gördüklerini ifade eden Özyiğit, Anayasa değişikliği çalışmalarına başından itibaren katılıp katkı yaptıklarını ve son kertede vatandaşın karar vermesini istediklerini söyledi.
Cemal Özyiğit, “Anayasa için bir kampanyamız yoktur, olmayacak da” diyerek, kamuoyuna “evet” veya “hayır” demeleri yönünde bir çağrı yapmayacaklarını; gerekli değerlendirmeyi vatandaşların yapacağını kaydetti.”

TDP “tavırsız” ama
TDP Genel Merkezi, Meclis’te milletvekillerinden ikisinin “evet” dediği Anayasa Değişiklik maddelerine “evet” demiyor…
Hayır da demiyor…
Bir şey de demiyor…
“Halk karar versin” diyor…
Halk zaten karar verecek de…
Koskoca parti, TDP ne karar verecek?
TDP bu konuda karar veremiyor, tavırsız kalıyor…
Ötesinde “halk karar versin” diyor…
Siyasi partiler, böyle kritik dönemlerde tavır alamayacaksa…
Liderler, böyle zamanlarda kitlesine yol göstermeyecekse…
Siyasetin ya da siyasi parti olmanın ne önemi var?







Başa dön tuşu