Poli

“Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşlığı haklarımızı mutlaka kazanacağız”

Güneydeki yönetim, uluslararası alanda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasal devamcısı olduklarını ve yurttaşlık haklarına sahip Kıbrıslı Türklerin bu haklardan yararlandıklarını söyleyedursun,  hemen hepimiz en az bir defa tanık olduk ki, çevremizde yasal dayanaklara sahip oldukları halde “Kıbrıs Cumhuriyeti” yurttaşlığına kabul edilmeyen, kimlik ve pasaport sahibi olamayan insanlarımız var. Bu sorundan kendi üyelerinin de etkilendiğini fark eden öğretmen sendikaları KTÖS ve KTOEÖS, bu sorunun toptan çözümü için güneydeki yönetime karşı hukuki ve siyasi bir savaş açmaya hazırlanıyorlar. Bu sorundan mağdur olan 4 bini aşkın kişiyi daha şimdiden örgütleyip yollarında ilerliyorlar.

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil’le bu sorunu ve yürürlüğe koydukları eylem planları konuştuk. Şener, bu sorunun uluslararası mahkemeler kanalı ile olsa bile çözümleneceğine inanıyor ve daha çok katılım beklediklerini söylüyor.

 

Poli: Bu sorunu nasıl tanımlarsınız?

Şener Elcil: Kıbrıs’ta 1963 yılında iki toplum arasındaki ortaklık anlaşmasını bozan bir çatışma dönemi yaşandı. 1974 yılında ise Türkiye’nin adaya askeri bir müdahalesi söz konusu oldu. Bu arada ortaya çıkan siyasi sorunları çözmek için 1968 yılından beridir toplumlararası görüşmeler yapılıyor. Ancak adada siyasi sorunlar devam ederken, öte yanda insanların doğal sosyal yaşamları da devam ediyor. İnsanlar doğuyorlar, evleniyorlar ve çoluk çocuk sahibi oluyorlar. Bu açıdan bakıldığı zaman insanların siyasi sorundan kaynaklı sosyal sorunlarını birbirinden ayrıştırmak gereği ortaya çıkıyor.

Kıbrıs’ta yaşayan bir grup Kıbrıslı Türk’ün Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği alamama sorunu ilk olarak kendi üyelerimiz tarafından gündemimize getirildi. Üyelerimiz arasında karma evlilikler yapanlar oldu. Hatta onların bazılarının çocukları büyüyüp onlar da öğretmen oldular. Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşlığı alamayacakları ortaya çıktı. Bu sorun gündemimize getirildikten sonra 2007 yılında güneydeki içişleri bakanı ile bir görüşme yaptık. Orada anladık ki bu sorun sadece bizim üyelerimizin bazıları ile sınırlı bir sorun değil. Çok geniş bir mağdur kesim var. Bu mağdur kesim kimlerden oluşur, kaç kişi olabilirler, acaba onların da sözcüsü olabilir miyiz gibi soruları tartışmaya başladık. Güneydeki içişleri bakanı ile yaptığımız görüşmede bize dendi ki; Kuzey’de toplam 17 bin kişilik karma evlilik yapan bir topluluk var. Bu evliliklerin kaçında yurttaşlık sorunu yaşandı, bu sorun onların çocuklarına nasıl yansıdı? Bu sorular bizim ilgi odağımız oldu.

Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) ile birlikte hareket ederek toplumda bu sorunu yaşayanlara yönelik ortak bir politika yürütülmesine karar verdik. Sorunun boyutunu ortaya çıkarabilmek için topluma çağrılar yaptık ve onlardan telefon numaraları alarak ve bir mesajlaşma sistemi kurduk. Geçtiğimiz 15 şubatta ise geniş katılımlı bir toplantı düzenledik. Toplantıya bin civarında kişi katılmakla beraber bazı katılımcıların birden fazla kişiyi temsil ettiklerini fark ettik. Örneğin neneler ya da dedeler torunlarının sorunları için toplantıya katılmışlar. Daha detaylı bilgiler alabilmek için orada bir form dağıttık ve doldurup bize iade etmelerini istedik. Şu sıralar bu formların teknik analizlerini ve listelemelerini yapıyoruz.

Poli: Ne tür bir ayrıştırma yapacaksınız?

Şener Elcil: İlk incelemelerden sonra fark ettik ki bu sorunun çok yönlü boyutları var. Sorun sadece 1974 sonrası ile sınırlı değil. Bu tarihten çok önce de mağdur edilenler var.

Bir grupta, 1920’li yıllardan sonra Araplarla evlendirilen ve Arap ülkelerine gitmek zorunda bırakılan kızlarımız ve onların soyundan gelen insanlar var. Bunlar arasında, 1948 yılında İsrail’in kurulması ile birlikte ortaya çıkan Arap-İsrail çatışmaları sonrası tekrar Kıbrıs’a dönen, kendilerine kimlik verilen fakat kimliklerine ‘vatansız’ ibaresi yazılan insanlarımız var. Onların çoluk çocuklarına da yansıyan böylesi sorunlu bir kesim var.

Diğer bir grupta, 1963-74 yılları arasında çoğunlukla Türkiye’de öğrencilik sırasında tanışan ve evlenen insanlarımız ve onların eş ve çocuklarının yaşadıkları sorunlu bir kesim var. Öte yandan cumhuriyet kurulmazdan önce Türkiye’ye göç eden, orada yaşam süren fakat bugün hem kendileri hem de çocuk ve torunları sorun yaşayan başka bir kesim var. Yine, 1974’ten sonra adaya yerleşenler, onların çocukları veya onlarla evlenenlerin yaşadıkları sorunlar var ki en geniş kesimi bu gruptakiler oluşturuyor. Bize yapılan başvuruları bu özelliklere göre ayrıştırıp listelemek istiyoruz.

Poli: Peki güneydeki yönetim bu sorunlara nasıl bakıyor? Sözünü ettiğiniz retçi tutumlarını herhangi bir hukuki argümana dayandırıyorlar mı? Örneğin ayni aileden bir çocuğa yurttaşlık hakkı tanınırken bir diğerine tanınmadığına biz de tanık oluyoruz.

Şener Elcil: Güney Kıbrıs’taki yurttaşlık yasası 1999 yılına kadar hiç değiştirilmeden uygulandı. Bu tarihe kadar olan bütün başvurular onaylandı. 1999 yılında Avrupa Birliğine giriş süreci başlatıldı ve yurttaşlık yasasında değişiklik gündeme geldi. Bu sırada oturdular ve karma evliliklerden oluşan yurttaşlık hakkını tanıyalım mı tartışması yaptılar ve karar verdiler ki; 1974’ten sonra Türkiye’den gelenler kolonyal (işgal-sömürge yaratma) niyetlerle getirildiler, onlara yurttaşlık hakkı tanımayalım  sonucuna vardılar. Yani konuyu Kıbrıs sorunu ile ilişkilendirdiler. Ancak sadece bu gerekçenin onlar için bir sorun oluşturabileceğini düşünerek bu defa yabancı ile evlenen Kıbrıslı bir Türk evliliğini yurt dışında yapmışsa eşe ve çocuklarına yurttaşlık hakkı verilir dediler.

Poli: Başka ne tür değişiklikler yaptılar?

Şener Elcil: Karma bir evliliğin yasal olabilmesi için eşin Kıbrıs’a yasal bir limandan (Güney Kıbrıs’tan) giriş yapması, en az iki yıl süre ile Güney Kıbrıs’ta bir adreste ikamet etmesi ve evliliğin en az üç yıl sürmesi koşullarını getirdiler. Bunun dışında evliliğin yurt dışında bir seyahat veya yüksek öğrenim sırasında gerçekleşen bir tanışma sonrasında gerçekleştiği kanıtlanabilirse, onlara da yurttaşlık hakkı verilebileceği kararına vardılar. Bir diğer uygulamada ise tıpkı bizde olduğu gibi bakanlar kuruluna hiçbir kritere bakmaksızın istediğini yurttaş yapma hakkı tanıdılar.

2003-2006 yılları arasında Güney Kıbrıs’ta İçişleri Bakanlığı’nı AKEL’den Andreas Hristu’nun yaptığı sıralarda, 2 bin kadar Kıbrıslı Türk’e kriterlere bakılmaksızın yurttaşlık hakkı tanındı. Bu tarihten sonra hükümette olan Nikos Kutsu, Yorgos Lillikas gibi muhafazakar politikacılar sürece itiraz ettiler ve yurttaşlıkların sadece yeni kriterlere göre verilmesine neden oldular. Mevcut başkan Anastasiadis döneminde ise, hangi koşulda olursa olsun yurttaşlık verme işlemlerini tamamen durdurdular.

Poli: Anne- baba yurttaş olanlar için de mi öyle yaptılar?

Şener Elcil: Hayır, karma evliliklerden doğan ve kriterlere uyanlar için işlem yapmamaya ya da işlem yavaşlatmaya başladılar. Örneğin müracaat yapanlara resmi “alındı-işleme kondu” belgesi vermiyorlar Sadece bir telefon numarası veriyorlar ve “durumunuzu zaman zaman buradan sorun” diyorlar. Bunu resmi mahkeme süreci başlatılmasın diye yapıyorlar. Ama buna karşılık örneğin bakanlar kurulu, Kuzey Kıbrıs’ta karma evlilik yapan tanınmış bazı politikacıların çocuklarını (İsimler bizde saklı-Poli) yeni kriterlere uymasalar da istisnai yurttaşlık yapma hakkını kullanarak yurttaş yaptılar.

Poli: Bütün bu olumsuz koşullara karşın siz nelere dayanarak hak arama yönüne gideceksiniz? Mevcut hukuk size hizmet ediyor mu?

Şener Elcil: Bizim dayanak noktalarımız, İnsan hakları, Avrupa Birliği muktesebatı ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’dır. Ayni durumda olan Kıbrıslı Rumların eş ve çocuklarının yurttaşlıklarını onaylıyorlar ama Kıbrıslı Türklere uygun görmüyorlar.

Bazı şeyler insanların kendi iradeleri ile gelişmiyor. Mesela kiminle evleneceğinize karar verebilirsiniz ama kimin çocuğu olacağınıza, hangi milletten olacağınıza karar veremezsiniz. Anne-babanın hata yaptığını ileri sürerek çocukların cezalandırılması hiç de doğru değildir. Üstelik adanın bütününde 670 bin civarında Rum ve 130 bin kadar Kıbrıslı Türk yaşarken. Öte yandan kuzeydeki karma evliliklerin söylendiği gibi 17 bin sayısında olmadığı da anlaşılıyor. Çünkü bizim çalışmalarımızda mağdur insan sayısının en fazla 6-7 bin civarında olacağı anlaşılıyor. Yani siz 6-7 bin kişiyi yurttaş yaptığınızda Kıbrıs’ta ne demografik yapı değişir ne de devlet batar. Üstelik bu insanlar buralarda doğdular, bu ülkenin kültürünü benimsediler. KKTC yurttaşlığı kazandılar ama uluslararası alana çıkamıyorlar. Şimdi siz onlara diyorsunuz ki; “gidiniz Türkiye kimliği alınız uluslararası alana öyle çıkın”. Bu tavır kabul edilemez, ciddi bir tutarsızlık ve ayrımcılıktır.

Poli: Peki ne tür adımlar atmayı planlıyorsunuz?

Şener Elcil: Listeleme işlemlerimizi tamamladıktan sonra yapacağımız ilk iş, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sıfatıyla Sayın Nikos Anastasiadis’i ziyaret edip durumu anlatacağız. Ardından İçişleri Bakanı Sayın Konstandinos Petridis ile görüşeceğiz. Önce diplomatik kanalları kullanacağız. Zayıf bir ihtimal olsa da ve az sayıda da olsa bazı yurttaşlarımızın sorunlarını çözebileceğimize inanıyoruz. Bu iki makamla konuştuktan sonra, geçmişte müracaat eden fakat kendilerine alındı belgesi verilmeyen kişilerle yeniden toplu bir müracaat yapmayı hedefliyoruz. Bu konuyu tabii ki Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı ile de görüşeceğiz. Bu sorun güven yaratıcı önlemler adı altında görüşülüp sonlandırılabilecek bir konu olabilir.

Hukuki anlamda atılabilecek adımlara hazırlanıyoruz. Örneğin, Ledra Hukuk Bürosu’ndan Av. Öncel Polili ve ekibi ve bu büronun Güney Kıbrıs’taki ilişikte olduğu hukuk bürosu ile çalışıyoruz. Ayrıca Av. Murat Metin Hakkı ile güneyde faaliyet yürüten KİSA isimli insan hakları örgütü ile de paralel ilişkilerimiz var. Bu çalışmalarla güneydeki yönetimin hukuki turtarsızlıklarını ortaya çıkarmaya yönelik argümanlar oluşturuluyor ve hukuki adımlar atılacak.

Biz bu arada sorunu Avrupa Birliği kurumları ve birlik üyesi bazı ülkelerin Kıbrıs’taki büyükelçilikleri ile de görüşüyoruz ve olumlu yönde bazı geri dönüşler alıyoruz. Bütün bu girişimlerin dışında politik bir mücadele sürdürülmesi gerektiğine de inanıyoruz. Güneyde Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Rum parlamentosu önünde kitlesel gösteriler yapmak da öngördüğümüz eylemler arasındadır.

Poli: Hukuk süreci ile hak aramak maalesef pahalı bir iştir. Sürecin finansal ihtiyaçlarını nasıl karşılamayı düşünüyorsunuz?

Şener Elcil: Öncelikle iç hukuk yolunun tüketilmesi lazım. Bunun için de güneyde mahkeme aşamasını başlatmak lazım. Dava sonucuna göre belki de üst mahkemeye gitmek gerekecek. Bu süreçten tatmin edici sonuçlar alamazsak sorunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımak gerekiyor. Sorunun kategorilerine göre orada emsal oluşturabilecek davalar hazırlanması lazım. Bütün bu süreçler sizin de söylediğiniz gibi maliyet gerektiren faaliyetlerdir. Halihazırda bireysel olarak açılmış üç davanın dışında atılması gereken diğer hukuki adımlar için bir finansman oluşturulması gerekiyor. 1Nisan 2018 tarihi itibarı ile bize müracaat eden 4 bin 127 kişi arasında toplanacak örneğin 30-40’ar Euro’luk bağışlarla inanıyorum ki yeterli olabilecek kaynağa ulaşabileceğiz.

Poli: Son olarak size henüz müracaatta bulunmayanlara yönelik çağrınız nedir?

Şener Elcil: Sorun yaşayan ve henüz bize müracaat etmemiş olan mağdur kimselere bize veya Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’na müracaat etmelerini öneriyorum. Öncelikle resmi bir form doldurulması ve yurttaşlık hakkının nereden oluştuğunun belgelenmesi gerekiyor. Bunun için büyük bir ihtimalle teknik yardım almaları gerekecek. Biz KTÖS olarak ilgili yurttaşlarımıza hizmet etmeye hazırız ve onları bekliyoruz.

 


Geçtiğimiz 16 şubatta Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşlığı alamayan mağdurlar sayısını ortaya çıkarmak için Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya, bini aşkın kişi katıldı. 1 Nisan tarihi itibarı ile mağdur sayısının 4 bin 127 kişi olduğu tespit edildi. Bu sayıdan bin 708 kişinin yurttaşlık hakkı için resmi işlem başlattıkları ancak henüz olumlu yanıt alamadıkları, 2 bin 419 kişinin ise herhangi bir müracaatta bulunmadıkları anlaşıldı. Yurttaşlık hakkının kazanılmasına yönelik olarak Güney Kıbrıs mahkemelerinde halen devam eden 3 davanın olduğu anlaşıldı.



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı