Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Magazin

Kıbrıs Bankalar Birliği, kuruluşunun 30. yılını kutladı

Kuzey Kıbrıs Bankalar Birliği (KKBB) kuruluşunun 30. Yılını Bellapais Manastırında resepsiyonla kutladı. Etkinliğe UBP Milletvekili Hasan Taçoy, CTP Milletvekili Birikim Özgür , bankacılar, işadamları ve akademisyenler katıldı.  Etkinlikte birliğin kuruluşundan bugüne kadar  Başkan olanlara plaketleri verildi. Birliğin eski başkanları Sn. Mustafa Altuner, Sn. Peker Turgud, Sn. C. Yenal Musannıf, Sn. Taner Ekdal, Sn. Yusuf Değirmencioğlu, Sn. Taştan Altuner ve Sn. Gülhan Alp’a plaketleri takdim edildi. UBP Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy ve CTP Lefkoşa Milletvekili Birikim Özgür Bankalar Birliği’nin taşıdığı ekonomik fonksiyonun önemine değinerek, birliğin daha kurumsal bir yapıda çalışmalarını sürdürebilmesinde hükümetlerin de yardımcı olması gerektiğinin altını çizdi.

Kuzey Kıbrıs Bankalar Birliği Başkanı Dr. Süleyman Erol etkinlikte söz alarak bankacılık sektörü ve birli  ğin önemi ile ilgili konuşma yaptı.

[images_grid auto_slide=”no” auto_duration=”1″ cols=”three” lightbox=”no” source=”media: 238141,238140,238139″][/images_grid]

Dr. Süleyman Erol’un konuşması şöyle;

 

Toplam Banka sayımız 22’dir, bunun 2si kamu, 14’ü özel sermayeli; 6’sı şube bankasıdır. Toplam çalışan sayımız 3,044’dür.  Toplam aktif büyüklüğümüz 21 milyon TL’dir, toplam kullandırdığımız kredi tutarı ise 12 milyon TL’sını aşmıştır. 2016 yılında toplam net karımız 307 milyon TL’ye ulaşırken, doğrudan ödediğimiz vergi tutarı 80 milyon TL’sına toplam ödenen sigorta primi ise yıllık 100 milyona ulaşmaktadır. Küçük ülkemiz için büyük rakamlar olduğunu düşünüyorum.

 

ALACAK SORUNLARIMIZDA DEVLET YANIMIZDA YOK

 

Sorumluluklarımız var. Emanetçiyiz, emaneti koruma ve gerçek sahiplerine fazlasıyla iade etme sorumluluğumuz var. Her yıl 80 mio TL doğrudan vergi, en az bir o kadar da sigorta primi ödüyoruz, ama devlet yanımızda yok. Alacak sorunlarımızda devlet yanımızda yok. Bankacılık, sadece bankacılara bırakılamayacak kadar önemli bir iştir. Denetleme ve düzenleme bize ve işimize itibar kazandırır. İyi niyetli masum çoğunluğun hakkını hukukunu koruyacak düzenlemeler yapmakla ve uygulamakla sorumluyuz.

 

Sektör olarak çok yüksek mali yükler altında çalışıyoruz. Unutmayalım ki bankalar aracılık hizmeti verir, bu maliyetleri halka yüklerler.  Aracılık vergilerimiz olan damga vergisi, BSİV yüksek, munzam, disponibilite ve diğer likidite düzenlemeleri, başka banka limiti olmamasından kaynaklı likit çalışma ihtiyacı maliyetlerimizi artırmaktadır. Türkiye bankaları mevduatının %80’ine kadar kredi verebilirken yerel bankalarımız ihtiyatlı çalışma ihtiyacı nedeniyle %70’in üzerine ulaşamamaktadır. Aşırı yükler ve haksız rekabet koşulları yerel bankalarımızı aşırı risk almaya teşvik edebilir. Bu da ülkenin menfaatine olmayacaktır.

 

2001 krizinden beri yıllık %1’e varan mevduat sigorta primi ödüyoruz. Bu tutar aktif karlılık oranı %1,5 kadar düşen sektörde toplam sektör karının %50’sine ulaşmaktadır. Hatta bazı bankalarımız yıllık karından daha fazla sigorta primi ödüyor. Devlet adeta bankalarımıza ana ortak durumundadır. Düşen sermaye yeterlilikleri sebebiyle hissedarlarımıza temettü ödeyemiyoruz ancak TMSF primlerimiz bizim taahhüdümüzü oluşturuyor ve zarar etsek bile ödemek zorundayız.

 

Haksız rekabet koşullarında çalışıyoruz. Türkiye ve Dünya bankaları yerel bankalarımızı muhabir olarak kabul etmiyor. Lisanlarımız sorgulanıyor ama aynı Türkiye bankaları KKTC merkez bankasının verdiği lisansla burada bankacılık yapılıyor. Mütekabiliyet kuralları çalışmıyor, teknik sebeplerle biz Türkiye’de şube açamıyoruz.  Dünya ve Türkiye ödemeler sistemine entegrasyonumuz yok. Aşırı rekabet bankalarımızı daha fazla risk almaya itebilir. Sermaye yeterliliği oranlarımız düşüyor ve maalesef yerel banka sahipleri bu sermaye artışlarını gerçekleştiremiyor. Artık bu tarihten sonra yeni lisans verilmemeli, birleşme ve banka satışları özendirilmelidir. Türkiye’de 2000 krizi sonrası yeni lisans vermeyerek mevcut bankaların alım satımını teşvik ederek sektörün güçlenmesini ve daha rekabetçi bir yapı oluşmasını sağladı.

 

TOPLAM SORUNLU ALACAKLARIMIZ 843 MİO TL’SINA, TOPLAM KREDİLERİMİZİN %7’SİNE ULAŞTI

 

Tahsili geciken alacaklar en büyük sorunlarımızdandır. Toplam sorunlu alacaklarımız 843 mio TL’sına, toplam kredilerimizin %7’sine ulaştı. Oysa bu alacakların tahsiliyle bankalarımız 500 mio varan gelir yaratılabilir ve devlet de en az 200 milyon TL vergi ve harç geliri sağlayabilir. Bu durum bile hükümeti teşvik etmelidir. Ancak 15 yıldır icra satışı  yok, Borç yapılandırma yasaları neredeyse tüm birikmiş faiz silinmesine rağmen ödeyen yok denecek sayıdadır. Oysa borç yapılandırma yasaları özel hukuk alanına müdahaledir ve yanlıştır. Borçların ödenmemesi ne adildir ne de sürdürülebilir, hatta kamusal sorumluluk doğurabilir, bankalarımız ilerde zarar ziyan tazminin de bile bulunabilir.

 

Kurumsal alt yapımızda ciddi eksikliklerimiz var; Bankalararası Kart Merkezi, Kredi Kayıt Bürosu, Ortak kart, ATM ve POS uygulamaları, Varlık yönetim şirketleri, Destek kuruluşları, Mahkeme öncesi uzlaşı hakemlik müessesesi, para piyasaları ve ürünleri Türkiye’de ve diğer ülkelerde var ancak bizde düzenlemeleri bile yoktur.

 

 

BANKALARIN DÖVİZ KREDİLERİNİ GÖZDEN GEÇİRMESİ, SADECE DÖVİZ GELİRİ OLANLARA VE TİCARİ İŞLETMElER TERCİH EDİLMELİDİR

 

Sektörümüzdeki yüksek karlılık iddiaları doğru değildir, özkaynak karlılığımız ortalamamız en iyi dediğimiz 2016 yılında %16’dır, % 10’u aşan enflasyon, alınan yüksek riskler karşılığında bu oran yeterli sayılmaz. Bizim sürdürülebilir karlılığa ve yüksek aktif kalitesine ihtiyacımız var. Sektör büyüklükleri faiz ve kur hareketleri ile otomatik olarak nominal olarak artarken Sermaye Yeterliliği Rasyolarımız yetersiz kalmaktadır. Asıl döviz borçluları bankalardır, kurlardaki artışa karşı yapılacak bir şey yoktur. Bundan sonrası için döviz kredilerini verme koşulları gözden geçirilebilir, sadece döviz geliri olanlara ve ticari işletmeler tercih edilmelidir.

 

BANKALAR BİRLİĞİ OLARAK FİNANSAL OKURYAZARLIK SEFERBERLİĞİ İLAN EDİYORUZ

 

Bankaların itibarının yükseltilmesi halkımıza doğrudan fayda sağlar. Finans sektörünü doğru anlamak ve doğru kullanmak için hepimizin ihtiyacına göre yeterli finansal okuryazarlık seviyesinde olması gerekir. Ülke olarak her kesimde finansal okuryazarlık seferberliği ilan ediyoruz, bankacılığı doğru anlamanın en uygun ve en ucuz krediyi kullanmanın ve tasarrufun önemini kavramanın ve tasarrufları en doğru şekilde korumanın en etkili yolu bu görünüyor, bu konuda birlik olarak görev üstlendik ve Finansal okur yazarlık seferberliği ilan ediyoruz.

 

Her türlü zorluklarımıza ve sahipsizliğimize rağmen bankacılık sektörümüz rekabetçi yapısı, kalifiye ve fedakâr çalışanları ile ekonomideki kaynakları yatırıma dönüştürme fonksiyonunu başarılı bir şekilde yerine getirmektedir. Bizim kaygımız her şeyin daha iyisini hak eden halkımıza daha etkin hizmet verebilmektir.