Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıb-Tek’te sorun yönetseldir

Son günlerde vatandaşın gündeminden düşmeyen, Kıb-Tek’in zararını azaltmaya yönelik, 6 kuruşluk zam talebi, CTP dışında, (ki birçok CTP’linin de bu zam kararına karşı olduğunu biliyoruz) toplumda büyük bir tepkiye neden oldu. Zam kararı için Kıb-Tek yönetimi, “yapılmazsa batarız, her ay 30 milyon zararımız var” gibi gerekçeler öne sürüyorlar…

Bundan neredeyse 2 yıl önce Ekim 2013’de “Kıb-Tek’in Kurtuluşu” başlıklı yazımda, dönemin Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Okandan’ın, o dönemde de aynı sorunlar nedeniyle talep edilen zam ve yapılacak zam sonrası Kıb-Tek’in 5 ve 10 yıllık bir dönemde nasıl düzlüğe çıkacağı yönündeki görüşlerini aktarmıştım. Orada bahsedilen önlemler alınmış olsaydı, bu noktaya gelmezdik. Oysa sadece zam lafı dinledik, ne bir yapılanma, ne bir tasarruf görmedik. O nedenle, bizim sorunumuz “yönetsel” diyorum ve o yazıyı bir kez daha yayımlıyorum:
“Havadis Gazetesi’nin Kıb-Tek raporu, yine gündeme bomba gibi düştü. Kıb-Tek’in kurtuluşu olarak Başbakan Yorgancıoğlu’na sunulan öneriler, direkt olarak bizi, yani vatandaşı yakından ilgilendiriyor. Çözüm veya ‘kurtuluş’ diye sunulan öneriler, dönüp dolaşıp vatandaşın cebine giriyor… Yeni atanan yönetim kurulu daha koltuklarını bile ısıtmadan, kurumu kurtarmak adına işin kolayına kaçıp, ilkokuldaki çocuğun bile düşüneceği yolu, yani zam yaparak kurtulmayı öneriyor… (Aradan geçen iki yıla rağmen aynı hava.MM) TC ile imzalanan ekonomik protokolde özelleştirilmesine karar verilen kurumların başında gelen Kıb-Tek’in, stratejik olarak düşünüldüğünde, özerkleştirilmesi daha mantıklı bir yaklaşım olarak görülebilir. Ben de bunu göz önüne alarak özelleştirilmesini değil, özerk bir yapıya kavuşturulmasını savunanlardandım. Ancak raporu okuduktan ve Kıb-Tek’in tek kurutuluş formülü olarak ücretlere zam yapılması önerisini okuduktan sonra, 2özelleştirilsin, hem biz, hem de onlar kurtulsun’ noktasına geldim… Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Okandan tarafından hazırlanarak, Başbakan’a sunulan rapor, acı bir gerçeği de ortaya koyuyor. ‘Kurum sattığı her kilowatt saat elektrikte 7 kuruş zarar ediyor. Zararına enerji üreten Kıb-Tek’te tek yol enerji ücretlerini otomatik zamma bağlamak… Raporda, kurumun sadece var olan borçlarının faizlerini ödeyebilmesi için yüzde 20 zam kaçınılmaz. Yüzde 25 zam yapılırsa kurum 10 yıl içinde, yüzde 30 zam yapılırsa da kurum 5 yıl içerisinde tüm borçlarından kurtulabileceği’ savunuluyor… İş bununla da bitmiyor. ‘Zammın ardından kurumda yeniden sıkıntı yaşanmaması için “otomatik zam” uygulamasına geçilmesi de öneriliyor. Yani, yeni dönemde elektrik tarife fiyatları döviz ve fual-oil fiyatlarına göre her ay yeniden belirlenmesi’ isteniyor… Evet bu ülke karanlıktan çok çekti. Neredeyse her gece elektriklerin kesildiği günleri de unutmadık. O günlerde faturalara konan 5-10 kuruşluk ilavelerle bugün santral sahibi olduk. Önceleri kızsak da, toplumsal bir özveri gösterip bugünlere geldik. Verdiğimiz kuruşların bize santral olarak geri dönüşünü gördük, gururlandık. Ancak bugün istenen bunlardan çok farklı. Yıllardır kurumu kendi siyasi gelecekleri için babalarının çiftliği gibi kullanan, oy uğruna kuruma gereğinden fazla istihdam edenler, yine kendi gelecekleri için biriken borçları görmezden gelenler, borcundan dolayı kesilen elektriği bir telefon ile bağlatanlar bu yıkımın hesabını vermeden, sorumlulardan hesap sorulmadan, yılların yanlışının faturasını borcunu ödeyen vatandaşa kesmek hangi vicdana sığar… Çok samimi söylüyorum, yapacakları zamlarla kurumun kurtulacağına inansam, helali hoş olsun beş sen, on sene bu fedakarlığı yapmaya razıyım. Ama sorun, inanmıyorum…Beş sene sonra bugünkü tablodan çok daha vahim bir tablo ile karşılaşmayacağımızı nasıl garanti edebilirsiniz ki?.. Yanlışım yoksa 2000’li yılların başında kurumun borçları sıfırlanmıştı. Aradan geçen 10 yılda geldiğimiz tablo ortada. Hani derler ya, ‘yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır’ diye. Geriye dönüp yaptıklarınıza baktığımızda, güvenmemek için onlarca neden var… Yaklaşık 5 yıldır artış almayan kamu çalışanı, neredeyse hayatı boyunca asgari ücrete talim edenler, aldığı komik emekli maaşı ile kıt kanaat geçinen insanlardan böyle bir fedakarlığı nasıl bekleyebilirsiniz?.. Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Okandan tarafından hazırlanan raporda, personel maaşlarıyla ilgili bölüm ise Kıb-Tek’in bugünlere nasıl geldiğinin en somut göstergesi. Ne diyor raporda, Kıb-Tek’te maaşlar, kamu baremlerine göre yüzde 18 daha fazla. Kurum çalışanlara “elektrik muafiyeti” uygulaması yerine her ay 643 TL ödüyor. Memura ise her ay 411 TL aile yardımı yapılıyor. Rapor, ‘topluma moral olması’ açısından kurum çalışanlarının fedakarlık yapmasını öneriyor ve maliyetlerin bu sayede en az 1 kuruş azalacağını öngörüyor. Bu toplum 50 yıldır yeterince fedakarlık gösterdi. Artık fedakarlık yapılacaksa bu fedakarlığı halk yapmamalıdır… Hem diğer kamu çalışanlarından %18 fazla maaş alacaksınız, hem de ‘elektrik muafiyeti’, ‘aile yardımı’ adı altında maaşınızın dışında 1054 lira ek para alacaksınız. Bu ülkede binlerce insanın, sizin havadan aldığınız bu para için, 30 gün günde 12-13 saat çalışmak zorunda olduğunu düşündünüz mü hiç?.. Kurum batmış, bankalar kredi vermekten kaçıyor ama 400’ü aşkın personel her ay maaşlarına ek, bin kusur lirayı ( yılda 12.648 TL ) almayı hak sayıyorlar… Gelin önce bu ‘avantalardan’ vazgeçtiğinizi (hiç olmazsa bize önerdiğiniz 5-10 yıl için) kamuoyuna açıklayın. Kurum içerisinde 7000-8000 TL maaş alanlardan başlanarak maaşlardan kesinti yapın. Bu da yetmezse piyasadan alacaklı olduğunuz milyonlarca liranın tahsilatını yapın. Ve en önemlisi kurumu bu duruma düşürenlerden, kim olursa olsun hesabının sorulması için mücadele edin… Yeter artık! Borcunu günü gününe ödeyen sıradan vatandaşın suçu ne ? Yılların yanlışını vatandaşa ödeterek kurtulmaksa niyet, ben bu fedakarlığı yapmayı reddediyorum…
Özelleştirin gitsin…”

YERİN KULAĞI VAR
KAÇ YILLIK SİYASETÇİ:

UBP Genel Başkanlığı için adaylığını düzenlediği basın toplantısı ile resmen açıklayan Nazım Çavuşoğlu, aday olurken hedefinin egolarını tatmin değil, parti ve ülkeye hizmet olduğunu kaydetti. İyi de yıllardır siyasetin her kademesinde görev yapmış birisi olarak, ülkeye verdiğiniz hizmetler ortada. Hizmet vermek için ille de genel başkan veya başbakan mı olmak gerekiyor…

SUÇLU KİM:
Başbakan Ömer Kalyoncu, Elektrik Kurumu’nun, her ay 30 milyon TL zarar ettiğini söyleyerek önceleri karşı çıktığı zam için olumlu sinyal verirken, Kıb-Tek’in geçmiş dönemde azalan borçlarının yeniden arttığını belirtti. Demek ki bir şeyler ters yapılıyor. Örneğin yapılan yüz kusur istihdam ve diğer harcamalar. Kurum eğer geçmişe oranla borçları azalacağına artıyorsa, yönetim de bazı zafiyetler var demektir. Bunun ceremesini ise vatandaşa kesmenin mantığı ne Sayın Başbakan…

EĞİTİM BAKANI’NA ÇAĞRI:
Okulların açılmasına yaklaşık bir ay kaldı. Her yıl okullarımız öğretmen, hademe eksiği, okulların yeni eğitim yılına hazır olmadığı gerekçesiyle ne yazık ki grevlerle başlıyor. Yıllardır bu kural değişmedi. Sayın Bakan, önünüzde bu sorunları çözmek için yeterli zamanınız var. Şimdiden tedbirleri alınız ki, yıllar sonra çocuklarımız öğrenimlerine sorunsuz başlayabilsinler…

YANLIŞ ADRES:
KTHY-ETİ Çalışanları Komitesi, devlette görevlendirilen eski KTHY ile ETİ çalışanlarının barem ilerleme ile terfi haklarının engellenmesinden doğan mağduriyetlerinin giderilmesi için DPUG Genel Sekreteri Hasan Taçoy’dan destek istemişler. Kardeşim adam daha bir iki ay evvel bakanlık makamında oturuyordu, niyeti olsa o zaman yapardı. Şimdi muhalefet ya, bol keseden destek verecek. Kusura bakmayın ama bana göre yanlış adrese gittiniz…

ÖĞRENCİ Mİ İŞÇİ Mİ:
YÖDAK’ı sağlıklı bir yapıya kavuşturmadan, diğer sorunlardan bahsetmek ne kadar doğru olur bilmem ama gün geçtikçe sayıları artan üniversiteler adam gibi denetlenmezse, ayağımıza kurşun sıkmış olacağız. Bu yıl öğrenci sayısı artmış. Ama acaba kaçta kaçı gerçek öğrenci? Özellikle de bazı okullarda devam mecburiyetlerinin kaldırılması, öğrenci kimliği altında kaçak çalışmayı teşvik eder durumda. Piyasayı denetleyemiyoruz, bari okulları denetlesek…

BİRAZ DA İŞ GÖRELİM:
Her yeni hükümetle birlikte yaşadığımız görevden alma ve atamalar bu hükümet döneminde de devam ediyor. Tamam kabul da, bu atamalara harcadığınız zaman kadar biraz da vatandaş için çalışsanız hem siz, hem de bizler çok mutlu olacağız. Reform hükümeti dediniz ama şükür olsun henüz bir reform göremedik, sadece bürokratların yerleri dama taşı gibi değiştiriliyor…

 

ZİRVEDEKİLER
Hürrem Tulga: “İnsanlar artık yerlerde sürünüyor, ne borçlanma kapasitesi ne de borçlanacak güç kaldı. Çek yasakları ve iflaslar zirve yapmaya başladı. Alım gücü hızla çöküyor ve maaşlar eriyor. 2008-2009 yıllarından bu yana alım gücü durmadan geriliyor ve iç piyasa ile ekonomi durmuş durumda. Bunlara bağlı olarak ithalatta da gerileme yaşanıyor…”

DİPTEKİLER
Kara Para Tehlikesi: Kara para konusunda, piyasa ihbarlarla kendi kendini denetliyormuş. KKTC’ye öğrenci kisvesi altında gelip, perişan bir hayat sürerken, aniden son model arabalarla sokaklarda dolaşanları takip eden var mı? Özellikle de bu perişan görünümlü gençlerin, KKTC’den günde 6-7 milyar lira havale ediyor olmalarını izleyen var mı? Yasaların boşluklarından yararlanılarak yapılan bu işleme son dönemde bazı bankalar izin vermemeye başlamış. Mali denetim sadece ihbarla mı çalışıyor?..