İsmihan YORGANCI
Yakın Doğu Üniversitesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Grafik Tasarım Bölüm Başkanlığını da yürüten, sanatçı Erdoğan Ergün’le ‘Keskin Kenar’ ismini verdiği sergisi, üzerine sohbet ettik. Sokak resim sanatının, iç mekânlara taşındığı sergideki çalışmaların, hangi teknikle yapıldığı üzerine bilgiler alırken, Güzel Sanatlar üzerine eğitim ve öğrenim görmek isteyen bireylere nasıl bir yol takip etmeleri gerektiği ile ilgili bir fikir edindik. Kıbrıs’ta bulunan sergi salonlarının durumu ve ülke kültürü adına sergilerin önemi üzerine sohbet ettik.
Hocam, öncelikle Erdoğan Ergün kimdir? 1972 Ankara doğumlu olduğunuzu, dokuz yıldır Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nde olduğunuzu ve son üç yıldır Grafik Tasarım Bölüm Başkanlığı görevini yürüttüğünüzü biliyoruz. Ancak, Erdoğan Ergün, bu alanda öğrenim görmeye nasıl karar verdi? Seçiminde nasıl bir süreç yaşadı?
Erdoğan Ergün: Böyle sorular karşısında herkesin anlatacağı bir hikâyesi vardır değil mi? Üniversite hayatımdan önce, teknik ressam olmamama rağmen, ama olmak için, özel bir firmada, çok kısa bir çalışma hayatım oldu. Tabi o zamanlar çalışmanın tam olarak ne demek olduğunu anlayamayacak kadar çok gençtim. Boş zamanlarımda çizdiğim ufak tefek karalamaları gören, aynı yerde çalıştığımız Cengiz isminde çok sevilen, uçarı, şakacı bir ağabeyimiz vardı. Bana şöyle dedi. “Yeteneğin var. Hayatının sonuna kadar bizim gibi aydınger kâğıdına rapido kalem ile düz çizgiler mi çekeceksin?” İşte benim dönüm noktam bu olsa gerek. Güzel sanatlar fakültesine gitmek için o anda kararımı verdim.
Lisans, Yüksek Lisans ve Sanatta Yeterlik eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde tamamladım. Bu uzun eğitim-öğrenim süreci içerisinde, ulusal ve uluslararası sergilere, sanatsal etkinliklere ve pek çok çalıştaya katıldım. Çoğunlukla baskı resim, özellikle serigrafi üzerine sanatsal çalışmalar gerçekleştirdim. Akademik çalışmalarımın yanı sıra birçok reklam ajansında grafik tasarımcı, sanat yönetmeni olarak çalıştım. 2006 yılında, Yakın Doğu Üniversitesinde Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinin ve buna bağlı olarak Grafik Tasarım Bölümü ve Plastik Sanatlar (resim, heykel, seramik) Bölümü’nün kurulması amacıyla, daha önceden de tanıdığım ve beraber çalıştığım, alanlarında uzman saygıdeğer hocalarım ve arkadaşlarım ile buraya geldim ve göreve başladım. Neredeyse dokuz yıldır aynı fakültede öğretim üyesi olarak akademik ve sanatsal çalışmalarıma devam etmekteyim, son üç yıldır da Grafik Tasarım Bölüm Başkanlığı görevini sürdürmekteyim.
Bu ilk kişisel serginiz mi? Ne zaman? Nerde gerçekleşiyor?
Erdoğan Ergün: Grafik ve özellikle baskı resim ağırlıklı çalışmalarımla birçok ulusal ve uluslararası karma sergilere katıldım. Bunların yanı sıra kamu ve özel kuruluşlara ait koleksiyonlarda da çalışmalarım bulunmaktadır. Ancak, şablon (stencil) baskı tekniği ile ürettiğim çalışmalardan oluşan ilk kişisel sergimi, geçen yıl bu zamanlarda Lefkoşa’da, Saçaklı Ev Kültür ve Sanat Merkezi’nde açtım. Yeni çalışmalarımdan oluşan ve sanat danışmanlığını sevgili Oya Silbery’nin üstlendiği, “Keskin Kenar / Cutting Edge” isimli ikinci kişisel sergimin açılışı, Girne’de Artrooms Galeri’de 4 Mayıs Pazartesi, saat: 19.00’da gerçekleşecek.
Uygulama yönteminizden söz edecek olursanız…
Erdoğan Ergün: Güncel olma kaygısı, sanat üretenleri, gelenekselden biraz uzaklaştırıp, çağdaş alternatif arayışlar içerisine yönlendirebilmekte. Bu arayışlar da, üretim aşamasında farklı yöntem ve üretim malzemelerinin kullanımına veya keşfedilmesine olanak sağlamakta. Dolayısıyla, çalışmalarımda kullandığım şablon (stencil), plastik açıdan ele aldığımızda, grafiti gibi çoğunlukla sokak resim sanatında özellikle duvar yüzeylerinde kullanılan, bir uygulama yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kâğıt, karton, metal vb. malzemelerin yüzeyine uygulanan tasarımların, kretuar veya maket bıçağı ile oyulması ile oluşturulmaktadır. Şablonun yüzeyinde oluşan boşluklar sayesinde tasarım, yüzeylere spray boya veya rulo fırça aracılığı ile uygulanmaktadır. Şablon baskı tekniği için, her renk için ayrı katmanların oyulduğu, bir kalıp hazırlama yöntemi de diyebiliriz.
Kıbrıs’ta sergi açmak için gerekli niteliklere sahip galeri var mı? Bu konuda karşılaştığınız zorluklar nelerdir?
Erdoğan Ergün: Sanat galerileri dendiğinde, başta görsel sanatlar olmak üzere, her türlü sanat sergisinin gerçekleştirildiği bina veya mekânlar aklımıza gelir. Kıbrıs’ta kamu kuruluşlarının yanında özel veya vakıf olan galeriler, kültür merkezleri yeterli sayıdadır diye düşünüyorum. Ancak, kamuya ait, Kıbrıs Türk Sanatı’nı tanıtmak, üretilen eserleri sergilemek, sanatı ve sanatçıyı desteklemek ve tanıtmak amacıyla varlığını sürdüren sanat ve kültür merkezlerinin biraz daha altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve donanımlarının güçlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Örneğin, bir ülkeye seyahat ettiğinizde önce müzelerini, kültür merkezlerini ve sanat galerilerini merak eder ve görmek için sabırsızlanır, kültürü hakkında bilgi edinmek istersiniz. Dolayısıyla bu durum Kıbrıs’a gelenler için de geçerlidir. Gerek mimari yapısı, büyük ve geniş galerileri, gerek donanımı, aydınlatma ve sergileme elemanları, panolar, ses sistemleri gibi, gerekse çalışanları, müdürü, sanat danışmanı, halkla ilişkileri, sergi kurma ve kaldırma ekibi ile çağdaş bir sanat müzesinin veya merkezinin Kıbrıs için çok gerekli ve önemli olduğunu vurgulamak isterim. Bu durumun özellikle Kıbrıs Türk Halkı’na, Kıbrıs Türk Sanatı’na ve sanatçısına büyük katkı sağlayacağını, dokuz yıldır burada yaşayan ve üreten biri olarak tüm içtenliğimle söyleyebilirim.
.jpg)
Bu tarz sergilere halkın yaklaşımı nedir?
Erdoğan Ergün: Yıllardır süre gelen “sanat, sanat içindir”, “sanat, halk içindir” tartışması devam ederken sanatçılar, sıradan insanların göremediklerini fark ederek ve anlamlandırarak ortaya yapıtlarını koymaya devam ettiler. Dolayısıyla, sıradan insanların görmek isteyip ancak göremedikleri rüyaları onlar için gördüler. O “başkaları” da halk olsa gerek. İngiliz Romantik dönemi ressamlarından William Turner’ın ölümünden 165 yıl geçmesine rağmen resimlerinin sergilenmesi, popülerliğini koruması ve sahip çıkılmasının altında, o dönemde resimlerine çok büyük fiyatlar biçilse de, “tüm eserlerimi İngiliz halkına bırakıyorum” sözü yatmaktadır düşüncesindeyim. Sanatsal sergiler toplumun bir kesiminin her zaman dikkatini ve ilgisini çekmeyi başarmıştır. Ülkemizde de bu durum böyledir. Ancak, sergi gezmek, açılacak sergileri takip etmek, baktığını görmek, gördüğünü anlamak, hissetmek ve yorumlamak, kültür ve eğitim ile doğru orantılı olsa gerek.
Bir eğitimci olarak güzel sanatlar ve grafik tasarım bölümü hakkında bizlere bilgi verebilir misiniz? İnsan neden bu bölümü seçer ya da seçmelidir?
Erdoğan Ergün: Günümüzde grafik tasarım mezunlarına olan ihtiyaç gün geçtikçe artmakta ve önem kazanmaktadır. Bilindiği üzere Güzel Sanatlar Liselerinden ve Meslek Liselerinden mezun olan veya grafik tasarımcı olmak isteyenlerin, üniversite eğitimine, sanat eğitimine devamları da Güzel Sanatlar Fakültelerinin ilgili bölümlerinde gerçekleşmektedir. Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Grafik Tasarım Bölümünün dört yıllık eğitim programı sonrasında öğrenciler, çalışma alanlarına giren konularda araştırıcı, sorgulayıcı ve yaratıcı güce sahip, toplumun estetik algılarını geliştirecek özelliklerle donanımlı, uygulama yöntemlerindeki teknik, bilgi ve becerileri gelişmiş şekilde mezun olmaktadırlar.
Bunların yanında, güzel sanatlar eğitimi, etkinlik ve faaliyetler içerisinde öğrenciler ile birebir yürütülen bir eğitimdir. Bir süreçtir. Sıkıcı değil tam tersine çok da eğlencelidir. Her yıl organize ettiğimiz, bu yıl 11-18 Mayıs tarihleri arasında 6’ncısını gerçekleştireceğimiz Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi “Akademiada” uluslararası sanat akademisi etkinliği buna en güzel örnektir. Yurt dışından ve yurt içinden birçok güzel sanatlar öğrencisi, resim, heykel, seramik, grafik, baskı-resim atölyelerine katılarak sanatsal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Ayrıca bölümümüz öğretim görevlilerinden Sayın Dr. Gökhan Okur’un iki de bir düzenlediği “iki de bir” sanat etkinliği, öğrencilerin dersler dışında, bu tür etkinliklerde farklı çalışma disiplinlerini öğrenmeleri açısından çok yararlı olmaktadır.
Grafik tasarım bölümü mezunlarına gelirsek, tanıtım ve reklam ajanslarında, matbaalarda, özel ve resmi kuruluşların reklam ve tanıtım birimlerinde, medya kuruluşlarında grafik tasarımcı olarak çalışabilmektedirler. İllüstrasyon, animasyon, reklam fotoğrafçılığı, web tasarımı, video-film, sinema, etkileşimli çokluortam, masaüstü yayıncılık alanlarında görev alabilmektedirler. Ayrıca, sanat danışmanı, serbest sanatçı olarak da çalışabilmekte, kendi işletmelerini kurabilmekte ya da gerekli koşulları sağlayarak resmi ya da özel öğretim kuruluşlarında sanat eğitimcisi olabilmektedirler. Her türlü görsel bildirişimin ve iletişimin kurulmasında etkin rolü olan grafik tasarımcının hemen her sektörde çok geniş istihdam alanları bulunmaktadır. Mezun olanlar çalıştıkları alana göre Grafik Tasarımcı-Grafik Sanatçısı, Sanat eğitmeni ünvanı taşıyabilmektedirler.
Üniversite eğitimini bu sanat alanında almak isteyen bireylerin ne gibi niteliklere sahip olmaları gerekiyor? Bir özel yetenek şart mı? Nasıl bir yol takip etmelidirler?
Erdoğan Ergün: Ulu önderimiz Atatürk’ün “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözünü hep hatırlamak ve hatırlatmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sanat eğitimi alan bireyler, esnek, özgün ve çabuk düşünebilme yetilerini geliştirebilmektedirler. Ayrıca değişik strateji, yöntem ve araçları kullanma eğiliminde olarak konulara, sorunlara farklı açılardan yaklaşabilme, mizah, sezgi ve görsel algı gücünün yetkinliğine ulaşabilmektedirler. Soyut veya somut nesne ve kavramlar arasında bağlantıları yakalayabilmekte, onları birbirleriyle ilişkilendirebilmekte, geliştirebilmekte, sorunlara çözüm arayabilmekte ve yaratıcı kimliğe sahip bireyler olabilmektedirler.
.jpg)
Yeteneğe gelince, onun daha çok kalıtımsal olduğu düşünülür. Doğrudur da. Yetenek doğa tarafından insan evladına bağışlanmış en büyük lütuflardan biridir diyebilirim. Ancak yeteneklerin farkına varılıp geliştirilmesi, ortaya çıkması bireyin bulunduğu koşullar ile de yakından ilgilidir. Ortamın uygunluğu bireyin faaliyetlerde etkin olması bu durumda çok etkili olmaktadır. Örneğin, yazı yazmak nasıl sonradan öğreniliyorsa, çizim veya resim yapmak da sonradan öğrenilebilen ve daha sonrasında geliştirilebilen bir eylemdir.
Daha öncede bahsettiğim gibi, Güzel Sanatlar ve Meslek Liselerinden mezun olan veya grafik tasarımcı olmak isteyen öğrencilerin, üniversite eğitimine, sanat eğitimine devamları da Güzel Sanatlar Fakültelerinin ilgili bölümlerinde gerçekleşmektedir. Şu an görev yapmakta olduğum kurum olan Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, alanlarında uzman öğretim elemanı kadrosuyla evrensel düşünce ve değerlere sahip yaratıcı ve özgür bireyler yetiştirmeyi kendine amaç edinmiştir. Dört yıllık lisans eğitiminden sonra yüksek lisans/master ve doktora programlarıyla da bu eğitim devam edebilmektedir. Bu durum, Yakın Doğu Üniversitesi’nin güzel sanatlara ve eğitimine ne kadar önem verdiğinin de bir göstergesidir diyebilirim.
Sohbetiniz ve paylaşımlarınız için teşekkür ederim.
































