2007-2016 yılları arasındaki 10 yıllık sürede KKTC trafiğinde ölenlerin sayısının 389.
2019’un Temmuz ayına kadar trafikten ölenlerin sayısı 16…
…
2019 verilerine göre 4 yıl içinde meydana gelen iş kazalarında ölenlerin sayısı 125.
2015-2018 yılları arasında 15 bin 803 iş kazası oldu, 4 bin 136 kişi yaralandı, 2019 yılında 8 kişi öldü.
…
2016 yılına kadar KKTC’de kanserden ölenlerin sayısı 6 bin, kanser vakası 8 bin.
…
Yukarıdaki vakalarda gerekli önlemler alınsaydı,
Adeta her konu üzerinde seferberlik ilan edilir gibi acil önlemler alınsaydı,
Önlemler, denetimler ve yaptırımlar gereği gibi uygulansaydı,
Vaka olayları da azalacak, ölüm olayları da azalacaktı…
…
Koronavirüs salgınında hiçbir ölüm olayı olmazken, dünyanın paniğine ayak uydurup onca önlem alınması elbette bu panik ve salgın havasında normaldir.
Demek ki bir seferberlik ilan edilip gereği yapılabiliyormuş.
Okullar kapatılıyor, gümrükler, hava yolları denetim altına alınıyor, hatta insanlara çarşıda pazarda ve tüm ortalık yerlerde nasıl hareket edeceklerine dair tavsiyeler yapılabiliyor, fırsatçılığa karşı irade gösterilebiliyor.
Üstelik bölgemizde herhangi bir ölüm vakası yaşanmazken…
…
Diyelim ki insanlık için bu salgın gerçekten de salgındır ve olayın arkasında dünyanın para baronlarından kaynaklanan manipülasyonlar yoktur.
Bu durumda dünyanın paniğine ayak uydurmak ve gerekli önlemleri almak uygun olacaktı.
Görüldüğü gibi,
Henüz vakit varken,
Kimseler salgına yakalanmazken önlemler alınabiliyor…
…
Henüz vakit varken bu çarpık kentleşmelere nasıl izin verildi?
Henüz vakit varken kanalizasyon, çevre ve trafik sorunları çözülmeden birçok yerleşim yerlerinin kurulmasına kimler ön ayak oldu; ovalar, tepeler, tarlalar nasıl tarumar oldu?
Henüz vakit varken elverişsiz kanalizasyonlardan fışkıran atık su ve lağım suları ortalığı boğmadan niye önlemler alınmadı?
Henüz vakit varken, domatesten salatalığa ve her türlü tarım ürününe pompalanan hormonlar niye önlenemedi?
Günümüzde dev boyutlara ulaşan kanser vakaları niye asgariye indirilemedi?
Henüz vakit varken ve kimseler iş kazası nedir bilmezken bu kadar inşaata izin verilip derme çatma sitelerde ve buna benzer her inşaat bölgesinde neden gerekli önlemler alınmadı?
Henüz vakit varken ve tek tük trafik kazaları yaşanırken, bu kadar trafik keşmekeşine neden izin verildi; bu Kerbela niye yaratıldı?
…
Demek dünyada bir panik olması bekleniyor!
Demek kendi başımıza kendi bölgemizin sorunlarının üstesinden gelemiyoruz.
Kriz masaları kurup meselelere köklü çözüm bulamıyor, bir irade sergileyemiyor; insanlar patır patır ölürken, hastalıklara yakalanıp kazalara uğrarken hiçbir panik yaşanmıyor!
Demek kendi başımıza kaldığımızda kanserden, trafikten, iş kazalarından ölmek umurumuzda bile değil.
Demek kendi başımıza kaldığımızda domatesi de, hıyarı da ve her şeyi de zehirleri ile birlikte yemenin hiçbir önemi yok.
Demek kendi başımıza kaldığımızda lağım sularına gömülmenin bir sakıncası yok ve ortalığa yayılan mikropları bünyemize kendi irademizle kabul etmenin, bunu neredeyse normal bir hayat haline getirmenin hiçbir bulaşıcı tehlikesi yok.
Demek kendi başımıza kaldığımızda yeşile düşman kesilebiliyor, dağlık yerleri bile betona gömüyor; asırlık zeytin ağaçlarını acımadan ve hiçbir sorumluluk hissetmeden ortadan kaldırabiliyor ve rahat rahat devletçilik oynayabiliyoruz.
Demek biz kendi başımıza kaldığımızda hiçbir şeyiz…
…
O Alman turistin sağlığı iyi, ömrü bol olsun.
Bize çok şeyler hatırlattı…
…
Bu salgın havası dağıldığında, döneceğimiz yer ne insana, ne çevreye, ne yaşadığı yere önem veren bu zehirli yerden başka bir yer değildir…
































