Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kemane taksimi

2. Cumhurbaşkanı Talat bir televizyon konuşmasında “Romantizm çöktü” dedi.


Konu komşudaki AP seçimleri.
Talat diyor ki, oy kullanan Kıbrıslı Türkler flüt ve keman sesi gibi kaldı.
Ya da bu seçimlere konan bir kelebek gibi.

Ne güzel.
Kelebekler.
Her dönemde romantizm de olur, romantikler de.
Onlar kendilerini romantik olarak görürler mi bilemem.

Kelebekler uçarken…

Bahar girişinde fark ettim, bu yıl kelebekler daha çok.
Yoksa bana mı öyle geldi bilemem.

Seçimler öyleydi böyleydi.
Neticede flüt ve keman.
Bir de kelebekler.
Yasemin devrimi engellenmişti.
Kelebek devrimini de berbat ettiler.
Zaten komşu bizi hiç anlamıyor.

Flüt ve keman.
Ve kelebek.
Güzel iltifat.

Eskiden deplekle kemaneydik.
Daha iyi anlaşırdık!
Bir düğünde, biri herse yaparsa, diğeri bulgur köftelerini yapardı.
Biri pilavuna yaparsa, diğeri ekmek kadayıfı yapardı.
Çalgıcılar çalmaya başladığında, mendilin ucunu biri, diğer ucunu da diğeri tutardı.
Ne biri çekiştirirdi, ne diğeri…

Ama, hep aksesuar olarak kullanılmak istendik.
Portmantoda bir şapka.
Orta masasında kahve fincanı.
Ya da televizyon üstüne serilen el örgüsünden bir örtü.
Ne bileyim, duvarda bir elek ya da sesta!

Onlar televizyon oldu biz örtü!

Deplekle kemane idik.
Flütle keman olduk!
Bir de alizavra iken kelebek…

Eşek arısı olan da var!
ELAM’a bizden iki oy gitti!
Demek, sadece devrimciler birleşmiyor, faşistler de birleşiyor!
Gönül gönüle…

İster misiniz TMT’cilerle EOKA’cılar da bir araya gelsin?
“Nasıl vuruşmuştuk ama!”
Diye nostalji yapmış olsunlar?
Şaka tabii!
Alıngan ağabeylerimiz var da…

Ne diyorduk?
Flüt ile keman.
Halbuki eskiden dilli düdük, deplek ve kemane idik.
Cem Karaca’nın bir şarkısında dediği gibi,
“Şimdi döndük hıyara!”

Aslında bizim kemane bildiğimiz keman değildir!
Görünüşte öyle, lakin icrada öyle değil.
Dünyanın keman virtüözünü getirin, Mehmetali Tatlıyay’ın kemanesinden çıkan sesleri tutturamaz!
Mümkünü yok!
Çünkü o tatlı bir yay; keman değil kemane…

Kelebeklerin ömrü az olur.
Tabii Talat bunu kast etmedi.
Biz, kelebek kadar güzel, flüt ve keman sesi kadar etkileyici ve içliyiz demek istedi herhalde.
İçli demek, hisli demek…

Eşek arılarına gelince.
Bunlar romantik falan değil.
Peki realist miler?
Evet!
Kendilerini ELAM’cı hissedecek kadar!
İçli-dışlı insanlar!..

Artık zaman değişti.
Türk’lerden Enosis’çi çıkabilir,
Rum’lardan da Taksim’ci!

Ama Mehmet Ali Tatlıyay’ın kemane taksimleri bir başkaydı…

Bir de kabak kemane var.
Bereket bizde hiç kullanan olmadı!..