Başlığı okuduğunuzda, kelaynaklar gibi neslimizin tükenmekte olduğundan bahsettiğimi sanabilirsiniz.
Biz de önce bu yorumu yaptık. Ama mesele sadece bundan ibaret değil…
Gaziantep notları yazdığım yazımda, kelaynaklardan bahsederken, ayrı bir yazı konusu olabileceğinden bahsetmiştim…
Hepimizin bildiği kelaynaklar, nesli tükenen, dünyada sadece Türkiye’de ve sadece 200 civarında kalan bir kuş. Kalanların tümü de Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Birecik tesislerinde koruma altında.
Göçmen oldukları halde, doğal yaşam alanları, modern tarım ve iskanın genişlemesi sonucu daralmış, nesilleri tükenmiş…

Kıbrıs’la ne alakası var diyeceksiniz…
Kelaynakların korunmasında öncülük eden Doğa Derneği aktivisti, Mustafa Çulcuoğlu ve eşiyle tesislerde tanıştık. Bölgede adını “naturpark” koydukları bir kafe işletiyorlar.
Kıbrıs’tan geldiğimizi duyunca bize doğrudan, “Siz pulyaları yiyorsunuz” diye çıkıştı.
Meğer dernekleri, Kıbrıs’ta Kuşkor’la birlikte pulyanın meze olmaması, neslinin korunması için bir çalışma yürütüyormuş…
Hatta yakında onların “ötleğen” dedikleri pulya için burada bir ortak etkinlikle farkındalık yaratmayı planlamışlar.
KKTC’deki muhatapları, Kuşkor’un Yönetim Kurulu üyesi Birtan Gökeri’ymiş.
Kısa bir araştırmayla, Hürriyet gazetesinin de on yıl kadar önce “Tabaktaki meze kuşlar” başlıklı bir haber yaptığını gördüm. O yazıda da eleştiri var… Kıbrıs’ta pulyanın iç organları dahi çıkarılmadan yendiğinden, hatta turşusunun bile yapıldığından bahsediyor.
Burada bu işlere kafa yoran sivil toplum örgütlerinin olması güzel.
Ama itiraf edelim ki, yeteri kadar ses getiremiyorlar…
Geçen gün POST Araştırma Enstitüsü’nün sivil toplum örgütleri konusunda açıkladığı sonuçlar da bizi doğrular nitelikte.
800’ü aşkın örgütten sadece 62’sinin faaliyetleri medyada yer bulabilmiş.
Onların da yeterli kamuoyu oluşturabildiğini söylemek zor.
Burada suçun büyüğü bizde, yani medyada…
Gazeteci de olsak, kendi değerlerimiz konusunda çok da duyarlı olduğumuzu söyleyemeyiz.
Bu lanet siyaset, çok daha kıymetli değerlerimizi düşünmekten bizi uzaklaştırıyor, onu farkettik.
Başaran Düzgün’ün “acaba kelaynakların tadı nasıldır” şakasına bile, Çuvalcıoğlu öyle bir tepki gösterdi ki, o zaman insan ister istemez düşünüyor…
Acaba diyorum, gerçekten tüm sorunlarımızla ilgili olarak eksiğimiz duyarlılık, mücadele ve aktivite midir..?
Belki de…
Sanırım, daha duyarlı, tepkili, örgütlü olabilseydik, yaşadığımız bunca rezilliği yaşamazdık…
Sonuçta hakettiğimizi yaşıyoruz…

YERİN KULAĞI VAR
ADAYLAR KESİNLEŞMEDEN:
Seçime yönelik yayınlanan anketlerle ilgili çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Önde çıkan partiler bu anketlere ses çıkarmazken, bekledikleri oyun altında gösterilen partiler ise, anketlerin düzmece olduğunu söylüyorlar. Anketler aslında bir fikir vermesi açısından kabul edilebilir olsa da, partilerin adaylarının netleşmesi sonrasında bu oranlar oldukça değişkenlik gösterecek. Bence sağlıklı olan, adayların netleşmesinden sonra yapılacak bir anketler, daha sağlıklı olacak… Ne de olsa, adamcılık ruhumuza işlemiş.
KADINLARA GÜN DOĞDU:
Partilerin kadın kolları yıllardır erkek adayların seçilmesi için uğraş verdiler. Erkek adayların kazanması için yolları arşınladılar. Artık kendileri için çalışacaklar. Yüksek Seçim Kurulu, Siyasi Partiler Yasası kapsamında uygulanmasını istediği cinsiyet kotasına göre partiler, 15 kadın aday çıkarmak zorunda. Sandıktan bu sayıda kadın vekil çıkar mı orasını bilemeyiz. Göstermelik isimler koyup da, ertesi gün kesmeye başlamazlarsa, erkek eğemen bir Meclis yerine 15 kadının olduğu bir Meclis eminim çok daha güzel işlere imza atabilir…
O DA ADAY ADAYI:
Kıbrıs Türk siyaset tarihinin en renkli simalarından birisi olan Ejder Aslanbaba, Yeniden Doğuş Partisi’nden aday adayı oluyormuş. Onay alır, almaz bilemem ama, bu halk onu en son vekilliği döneminde, Meclis kürsüsünden kendisine verilen“rüşvet” olduğunu iddia ettiği dolarları sallarken hatırlıyor. İrsen Küçük hükümeti sırasındaki “Dış Türkler Koordinatörlüğü” olayına hiç girmeyeceğim. Şimdi aynı Aslanbaba, aday olabilmek için önce partisinden, sonra da seçmenden onay istiyor…
İNCE MESAJ:
Bizim 19 kahraman, Meclis’e sundukları bir önergeyle, fedrasyondan vazgeçilmesini isterken, Türkiye’nin Lefkoşa Büyüklelçisi Kanbay, “Türkiye’nin, Kıbrıs Türk halkı ve devletiyle tam eşgüdüm içinde, adada adil, kalıcı, sürdürülebilir ve müzakere edilmiş bir çözüme ulaşma hedefini muhafaza ettiğini” söylüyor. Kanbay’ın bu masajından sonra bu arkadaşlar mesajı doğru okuyacaklar mı acaba dersiniz…
YASAYA BAKMAK:
Haydi biz detayını bilmezdik, UBP yetkili kurulları da mı bilmezdi? Kendi onay verdikleri Seçim ve Halkoylaması Yasası’na ya da kendi Tüzüklerine bakmadan, Parti Meclisi kararıyla aday belirlemeye kalktılar… Dayatmaya gittiklerini sanmıyorum. YSK’dan döneceğini tahmin ederlerdi. Bu daha çok, mahkemelerden dönen kararlarına benziyor. Sonuçta, hukuk konusuna kamuda da, partilerde de hiç önem verilmiyor. Onun için de yasalar sürekli ihlal ediliyor. Yine de şükür, iyi ki yargı hala dimdik ayakta…
BİR TESPİT:
Dedik ya kafayı siyasete, ülkenin gittiği uçuruma taktık… Kıbrıs’a uzaktan bakınca, insan ne kadar anlamsız işlerle mücadele ettiğini anlıyor. O zaman, “vazgeç artık, tamamdır anlaşıldı” diyorsun. Acaba öyle mi? Kimin ne olduğunu toplum da anlamış mıdır acaba? ‘Artık ne yapsalar yeridir’ demeye başlamış mıdır? Umarım öyledir. Bunu da seçimde test edeceğiz…
ZİRVEDEKİLER
Başaran Düzgün: “Mustafa Kemal Atatürk’ün ve arkadaşlarının örnek alınması gereken en önemli özelliği devrimci tavırlarıdır. Bugün bin bir sorunla boğuşan ve tel tel dökülen toplumsal yapımız ancak onlarınki gibi devrimci ruh ve tavırla düzeltilebilir. Amaç, eğer halk egemenliğini başat kılmaksa ve halkın mutlu yaşayacağı bir düzen oluşturmaksa devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün bize öğreteceği çok şey vardır…”.
DİPTEKİLER
İkinci Hrisostomos: Kıbrıs sorununda halkın kabul etmeyeceği tavizlerde bulunulmaması çağrısında bulunan Başpiskopos Hrisostomos, seçilecek yeni başkanın Türkiye’ye, “yüzde 18’den yüzde 23’e kadar alabilirsiniz, bu size fazlasıyla yeter” mesajı vermesi gerektiğini belirtmiş. Adam, bu adanın eşit ortağı bizlere sanki lütuf sunuyor…
































