Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KEBAPÇI VE AKILSIZ KELLE!

Kapılar ilk kez kapandığında bununla yetinilmemiş siyah beyaz televizyonlara parazit konmaya başlanmıştı.

Aslında o dönemler bugünkü gibi “kapı” denebilecek kapılar yoktu.

Girne, Baf ve Mağusa kapıları 1930’lu yılların başlarında iptal olmuş, etrafına yollar yapılmıştı.

Kapı denilen şey uyduruk barikatlardan ibaretti.

İlk uyduruk barikat Lefkoşa’da Yediler bölgesinde birkaç kullanılmayan arabanın yol ortasına çekilip yolun engellenmesi ile oluşturulmuştu.

Ardından kum torbalarla ve içi kum doldurulmuş varillerle oluşturulan barikatlar peyda etmişti.

Daha sonraları kimi yerlere beton duvarlardan engeller oluşturulmuş, sokaklar ikiye ayrılmıştı.

İşte bu barikatların kimileri “kapı” olarak adlandırılıyordu ve anlaşıldığı gibi kapıya benzer hiçbir tarafları yoktu.

Bu geçit vermeyen yerler ahalinin ağzında kapı olarak yerleşince, günümüzde gümrük muameleleri de yapılan iki taraf arasındaki geçiş noktaları yine kapı olarak zihinlerde yerini aldı…

Kapısız günler de görmüştü memleket.

Hiçbir sokak adresinin ikiye bölünmediği günler…

Ve o günlerde insanlar nerede, hangi adreste ve hangi coğrafyada yaşadıklarını biliyorlardı…

Şehre televizyon gelince çocuklar çizgi film “Casper”ın dizilerini, büyükler Bonanza’yı seyrediyorlardı.

Ama çok geçmeyecek Bonanza da parazit altında tutulacaktı!

Sonra herkes kendi “taraf”ına çekildi, halbuki daha önceleri taraf diye bir şey yoktu.

Herkes kendi tarafına çekilince taraftarlar da oluştu!

Bir dönem Girne Kapısı’nda bir kebapçı vardı.

Kebapçı her akşam toprak fırına kelle verirdi ve lokantasının anonsunu yaparken “akılsız kelle” diye haykırırdı!

O iki hurda aracın Yediler’de yol ortasına devrildiği günden bugüne her iki tarafın herhangi iki futbol takımı bile bir araya gelemeyeceklerdi.

Bu, akıl ile donatılmış bir kellenin yapacağı iş olamazdı.

Belki de kebapçının bir bildiği vardı!

En dramatik mesele şu ki,

Vakti zamanında birkaç akılsız kelle yüzünden birçok akıllının yitirilmiş olmasıdır!

Ve bunun bu seçimlerde de görülüyor olması, kebapçıyı çağrıştırıyor…