Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Kaybet kaybet” dönemi: (Taraflar kaybederek mi çözüme ulaşmayı hedefliyorlar?)

Siyasilerimizle medyamız  “miş”i “mış”ı unuttular, “çözüm olacak diyorlar!” Ayları şaşırıp haftaları sayıyorlar! En yenisi  “Mayıs’ta çözüm olacak” haberi! Artık kimin neden söylediği de önemli değil. Önemli olan halkı motive etmek! Çözüme alıştırmak!  Ödenecek bedeller  karşısında şok olup bayılmasının şimdiden önüne geçmek!
Bunun için de yeni bir formül buldular: Annan planı döneminde Erdoğan “kazan kazan” derdi ya! Şimdi “kaybet kaybet” diyorlar! Başka türlü de çözüme gitmek mümkün olmayacak! Her iki taraf da kaybedecek ki “çözüm kazanılsın!”
AKINCI’NIN POZİSYONU: Siyasi tutumunu beğenmesem de müzakereler sürecinde Sn. Akıncı’nın iyi iş çıkardığını kabul edenlerdenim! Belli ki Lefkoşa Belediye Başkanlığı ile TKP Başkanlığı dönemlerinin toy siyasetçisi değil. Yaşı altmış sekiz, henüz genç bile sayılabilir.
Gelelim “iyi iş çıkardığı” lafıma: Bir kere Rum tarafına ve BM’lere bile  “çözüm olasılığının” çok yüksek olduğunu  kabul ettirdi! Bunda feylesof Eide’nin çabası da var! İkincisi çok aktif! Müzakerelere ilişkin kesin bilgiler vermese de sürekli çözüm umudu pompalayan konuşmalar  yapıyor..  Her ne kadar Anastasiadis’in medyaya yansıyan açıklamaları ile  örtüşmeyen farklılıklar varsa da Sn. Akıncı büyük oranda medyayı arkasına almış destek görüyor!  Bu desteği sağlamasının nedeni ise  “Anastasiadis’i hedef almaması,  medya önünde  uzlaşamadıkları konuları açıklamaması ve ketum tutumudur! Kısaca işleri iyi götürüyor, iyi pazarlıyor!  Fakat:
“KAYBET KAYBET” SAFHASI:  Akıncı ne kadar ketum davranır, Anastasiadis’in arsızlıklarını ne kadar kamufle etmeye çalışırsa çalışsın artık şu gerçeği gizleyemiyor:  Her iki taraf da “kazanmaktan”  çok  “kaybetmek” üzerine fedakârlıkta bulunacak! Biraz açalım:
Mesela: Kıbrıs siyasi sorununun zaten esas konusu Annan planından beridir Rum’un kaybettiklerini yeniden kazanması ise Türk tarafının da Kuzey’deki kazanımlarını korumak istemesidir. Rum için bugüne kadarki   kazanımlar şunlardı:
Tüm adanın meşru devleti olarak tanınıyor!  Kuzey’in Türkiye tarafından işgal altında tutulduğunu sorunun mihenk taşı yapıyor ve AB ile BM’lerde onay görüyor! Dolayısıyle işgalin son bulması ve “Kıbrıslılar” olarak çözüm sağlanabilmesi   için TC’nin askeri ve  yerleşikleriyle adadan ayrılırken    garantörlük hakkından da vaz geçmesi tezini öne sürüyor,  kabul görüyor! Geriye Federal Birleşik Kıbrıs  Devleti kurulurken adayı “Kıbrıslılar” olarak  Kuzey-Güney  bölgeleri gerçeğinde pay etmek kalıyor! Kısaca Kuzey’den daha çok toprak kopartırken, üç özgürlük hakkı yanı sıra nüfusunu da sahip olacağı  bölgelerine yeniden taşımayı hedefliyor!
Gelelim “kaybetmek”  olayına: Akıncı Rum’un Kuzey’e dönüşünü frenlemeye çalışıyor!  Büyük olasılıkla yüzde 25’lere çekilecek Kuzey topraklarına daha az Rum’un gelmesi için uğraşıyor ve tabi siyasi eşitliği savunuyor! Çok kısaca Rum hayal ettiği “kazancı” sağlayamazken, Türk tarafı da çözüm uğruna daha büyük “kayıpları” sineye çekecek gibi görünüyor! Eğer “hayır” demezse!          

    **********     

ÇOCUKLAR ZEHİRLENİYORLAR: (KÖTÜ MADDE KULLANIMLARI İLKOKULLARA KADAR İNDİ!)   

      Geçen hafta medyada yayınlanan habere göre  “Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu” 2 bin 345 ilkokul  Öğrencisiyle  Psikoaktif Maddelerin Kullanım Yaygınlıkları  ve Risk Faktörleri  konulu araştırmalar yapmıştı.  
İlkokul  5. Sınıf öğrencilerine yönelik bu araştırmalardan çıkan sonuçlara baktığımızda gördük ki “evet artık başta sigara olmak üzere içki, çok az da olsa uyuşturucu kullanımı var.” Düşünün bu çocukların yaşları en çok on bir! “İyiyi ve kötüyü” henüz birbirinden ayıramayan,  “faydalı ile zararlı” olanları bilemeyen,  “güzelle çirkin mefhumlarına anlam katamayan “sabi”  dediğimiz çocuklarımız bunlar!
Asıl sorun ise şu oluyor:   İlkokullarda yüzde 1.2  gibi ifade edilen alkol, sigara ve uyuşturucu kallanımının asıl ortaya koyduğu  gerçek,  “bu alışkanlıkların yaşam boyu devam ettirilmesine zemin oluşturmasıdır!” Nitekim yapılan araştırmada küçük yaşlarda başlayan alkol kullanma oranı sonradan “yaşam boyu devam eden kullanımla yüzde 23. 5’e varmakta!  Üstelik şaşırtıcı bir veri daha var:  Bu oran kız öğrencilerde yaşam boyu kullanım olarak  19.8’e erkeklerde 27.2’ye ulaşmakta!  Dahası  oran ortaokullarda yüzde 61.9, liselerde yüzde 75.6 yetişkinlerde ise yüzde 72.1’e kadar yükseliyor! Kısaca öğrencilerimiz, gençlerimiz, yetişkinlerimiz alkol deryalarında  yüzüyorlar! 
ZEHİRLENEN GELECEKLERİMİZDİR:  Hiç söylemeye gerek yoktur: İlkokula kadar inmiş zararlı madde kullanımlarının nedeni: Bir: Ailelerle okul yönetimi ve öğretmenlerin birbirleriyle ilişkilerinin kopuk olması!            İki: İlkokullarda öğrencilerin spor yaparak öğrenim görmeleri  gerekirken  aksine sporun ders kaybına neden olduğu görüşünün hakim olması!
Üç:  Öğrencileri “yaratıcılıktan kopartan” eğitim sistemleri uygulanması! (Mesela artık hiçbir öğrenci koleksiyon yapmaz! Tahtayı yontup oyuncak haline getirmez! Toprağı çapalamaz! Ekmez! Çiçekleri ağaçları tanımaz!…)
Dört:  Eskiden  kafaları matematik,  Türkçe’yle dolu “oyun çağlarının öğrencileri”  kendilerine “oynayacakları oyunlar uydururlardı.” Şimdi beterince baskıcı dersleri ile olumsuz aile koşullarından dolayı sigara alkolle oynuyorlar! Gidişi önce okul-aile  bünyelerindeki değişimlerle durdurmak gerekir!
     **********
KISACA TAKILDIĞIM: (SLOVAKYA’NIN MERAKI!)

Geçtiğimiz hafta Slovakya  Büyükelçisi  Rum-Türk Siyasi parti temsilcilerini ara bölgede toplayarak Kıbrıs’ın çözümüne nasıl katkıda bulunacaklarını tartışlar. (Önceleri Çekoslavakya’dı! Şimdi ayrıldılar görevi  Slovakya Büyükelçisi devraldı!)     Her halde 25 yıl oldu! Ve hayret: Bu 25 yılda rutin toplantılara karşın o katkı dediklerinin tırnaklık “katkı” başarısını gösteremediler! Şimdiki Elçileri Oksana Temova. Bakın toplantı sonunda ortak açıklamalarında ne vardır: 
“Kıbrıs’ta çözüm federal, demokratik, adil ve kalıcı olmalıdır… Her iki lidere de destek verilmelidir…”
Ne katkı ama! Sanki bu temenninin bir başka “şekli”  varmış gibi! Laf ola beri gele işte!