Köşe Yazarları

KAYBEDEN CTP OLUR…






CTP’nin su konusundaki zigzagları, bozulmaz dediğimiz hükümetin geleceğini de tehlikeye soktu… Hani bir laf var, “fazla naz aşık usandırır” diye. İşte CTP’nin durumu da aynen böyle. Bu ısrar ve parti içindeki kakafoni devam ettiği sürece, UBP’nin yeni bir yol arayışına gideceği gerçeğini göz ardı etmemek lazım. Tamam, bize yapılan baskılara karşı toplum olarak dik duralım, irademizi yok edecek kararlara da karşı çıkalım ama, bunu hükümeti bozacak noktaya da getirmeyelim. Bazıları, “bozulursa bozulsun” diyebilir ama,  bozulduğunda daha mı iyi olacak ona bakmak lazım. Yani bugünlerde birilerinin fena halde unuttuğu, “toplumsal çıkarlar” meselesi…
DPUG’nin kendi içinde yaşadığı krizi aşmak için tek çaresi, hükümete gelmek olduğuna göre, UBP kendine yeni bir ortak bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Bugün elde ettiği gücü, başbakanlık da dahil, elde edecektir. Yeni olası ortağı DPUG ile, CTP’nin karşı çıktığı birçok icraata imza atmaktan çekinmeyecektir. Ve imzalar sadece suyun işletmesi için olmayacak, kablo ile elektrik getirilmesine de onay verecektir. Çünkü bunun, onlar için bir sakıncası yoktur. Yani CTP inat uğruna hükümeti terk eder ve mücadelesini sokağa taşırsa, uğruna feda ettiği birçok konu yeni hükümet tarafında hayata geçirilecek ve onlar da sadece, Meclis önünde toplanıp, bu kararları protesto etmekle yetineceklerdir…  
Kayıplar, sadece su ve elektrik konularında değil, müzakere sürecine de olumsuz bir yansıma yapacaktır. Adada bir anlaşmaya bu kadar yakın olduğumuz bir dönemde, CTP’nin icranın içinde olmamasının, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da masadaki elini zayıflatacağını söylememe bile gerek yok sanırım. Kıbrıs konusundaki tavırlarını bildiğimiz bu ikili ile, sertlik politikası geri gelecektir. Özellikle CTP’lilerin bunu çok iyi bilmesi lazım…
Sonuç olarak, CTP’nin pire uğruna yorgan yakma lüksü olmamalıdır. Böyle kulağa hoş gelen sloganlarla sadece kendilerinin değil, Kıbrıs Türkünün de geleceğini karartacaklarını unutmasınlar. Otursunlar ve bu konuyu “sidik yarışına” döndürmeden, suları daha fazla bulandırmadan, herkesin kabul edeceği bir karara bağlasınlar…  

     

NEDEN FARKLI MUAMELE..?
Başbakan’ın “KKTC Bakanları TC’ye giderse ve karşılarına müsteşar yardımları oturur burada bir sorun var. Bu, karşı karşıya kaldığınız durum ve neden ileri gitmediğinizin bir ürünüdür. Bunların değişmesi ve düzeylerle iletişime geçilmesi gerekir” dediği dünkü Meclis birleşiminde, Meclis Başkanı Sibel Siber’se “Türkiye’de itibar gördük, karşılıklı konuştuk, görüşmelerimiz devlet ve nezaket kuralları çerçevesinde oldu. Memnun ayrıldık”  şeklinde bir konuşma yaptı.
Başbakan’ın kastettiği muamele, su ile ilgili bakanların ziyareti.
Ankara bazı konularda ısrarcı olabilir. Nitekim de oldu.
Ancak biz burada ne istediğimizi doğru dürüst ortaya koyabildik mi?
Bence koyamadık.
Kendi içimizde bir karar veremedik. Daha doğrusu CTP kendi içinde bir net bir karar  veremedi.
Hatta Türkiye’den ilgili bakan, “beyefendilerin kararını bekliyoruz” diyecek noktaya geldi. Kızmayın, bunu da biz söylettik…
Yaptık, bozduk, yaptık, bozduk.
“Tamam” dediğimizi sonradan tartışmaya açtık.
Sonuçta kabak da ilgili bakanların başına patladı, teknik düzeyde görüşme yapmak zorunda kaldılar.
Bir Sibel Siber’in gördüğü itibara bakın, bir diğer bakanların.
Yazık! Bu bakanlar gerçekten de bunu haketmiyorlardı.
Hatırlayın bakalım, bu görüşmeler böyle mi başlamıştı? Peki nasıl bu hale geldi..?
Ne diyeyim, onları bu duruma düşürenler şapkalarını önlerine koyup düşünmeli…

 

YERİN KULAĞI VAR
KRİTİK BAKANLAR KURULU:

Yarınki Bakanlar Kurulu’nun hayli ilginç geçmesi bekleniyor. Özellikle de UBP Genel Başkanı Özgürgün’ün açıklamasından sonra, su krizi konusunda hükümetin nasıl bir karar üreteceği, koalisyonun geleceğini de etkileyecek. CTP’nin ısrarını sürdürmesi, tekrardan tartışılması gibi bir öneri getirmesi, bardağı taşıran son damla olabilir…

BİLMEMEK AYIP DEĞİL:
Su konusunda geldiğimiz son noktanın ne olduğunu Başbakan, ilgili bakanlar defalarca anlattılar. Ama hala daha olmayan maddeler varmış gibi kıyamet kopuyor. Ne istiyoruz, neye karşı çıkıyoruz, neyi kabul ettik, neyi reddettik inanın bilen yok. Onun için kimse hayıflanmasın. Bugünlerde  bilgi sahibi olmadan muhalefet etmek moda…
 
CTP’DE HERKES BİLDİĞİNİ OKUYOR:
CTP’de işler tam bir arapsaçına döndü. Ortak düşüncenin yerini, her kafadan bir sesin çıktığı bir kargaşa ortamı aldı.  Son olarak da, eski Genel Sekreter Kutlay Erk, “Özelleştirme değil, Türkiyeleştirme” diyerek, “eğer bundan farklı bir şey yapılmak isteniyorsa referanduma gidilmez, program kurultayına gidilir" değerlendirmesinde bulundu. CTP, o eski CTP değil. Bu gidişle de eski halini çok ararlar… 

SÖYLEMLER GÜZEL AMA:
Türkiye’de KKTC’li bakanların yaptığı temasları ve uzlaşıyı 'teslimiyet anlaşması' olarak nitelendiren TDP Genel Başkanı Özyiğit, tüm kesimleri direnişe çağırdıklarını açıklamış. İyi güzel de, su yönetimi, yapılacak yatırımlar konusunda somut öneriniz ne? Gerekli kaynağı nereden ve kimden bulacaksınız, onu da açıklayın. Hatta gelin, Türkiye ile ikili ilişkileri donduralım, adaya kimlikle girişi yasaklayalım, gelenlere vize uygulaması başlatalım. Var mısınız..? Hani bir laf var, “bekara karı boşamak kolay” diye. Güzel şeyler söylüyorsunuz da, ortaya somut birşey koyamıyorsunuz…

YİNE SANSASYON:
Bayılırız bir kaşık suda boğulmaya. Milliyet’te Erdoğan-Siber görüşmesine ilişkin sansasyonel bir haber çıkınca, herkes mal bulmuş mağrubi gibi fikir yürütmeye kalktı. Oysa görüşmeye katılanlardan öğrendiğimize göre böyle bir konu yok.  Her zamanki gibi Türkiye basınının “Sansasyon yoksa, Kıbrıs haberi yok” mentalitesi. Konu, aynen dün Ferdi Sabit Soyer’in de dile getirdiği gibi, 25-30 yıldır KKTC’de yaşayan ve vatandaşlık alamayanların konusu. Vakta ki, tersi olsun, dik durursun, diplomatik olursun, duruşunu net bir biçimde ortaya koyarsın. Yok, biz bir anda gofa gelir, yakar, yıkarız. Onun için de itibarımız yerle bir…

GENÇLERE KÖSTEK:
Hiç durmadan “gençlere fırsat verilsin” deriz. Genç beyinler ülke yönetimine gelince de, ayaklarına dolanırız. Kabul edelim, onlar bugünün dünyasının insanları. Dünyaya eskinin şartlarıyla bakmalarını dayatamazsınız. Ya, bu insanlara bir şans verin, eziklikten kurtulun, ya da statüko falan lafını ağzınıza almayın. Korkarım yakında kendi kurdukları hükümeti, kendi yıkan partilere UBP’den sonra, CTP de eklenecek…

 

ZİRVEDEKİLER
Birikim Özgür:
Maliye Bakanı Özgür gelinen noktayı özetledi. “Ne mutlu ki Ankara’da iki gün boyunca yürütülen çalışmalar sonucunda üzerinde durduğumuz her üç konuda da mutabık kalarak, istediğimizi alıp yurda döndük… Önerilerimiz kabul gördü, metin bu çerçevede revize edilmiş oldu… Küba’da ve başkenti Havana’da su dağıtımı Kamu-Özel İşbirliği ile yapılıyor… Ankara’da Türkiye heyeti bizim yürüttüğümüz müzakereden etkilendi. ‘Bu denli müzakere gücü ile karşılaşacağımızı beklemiyorduk’ ifadesi ağızlarından çıktı…”. Ben Bakan’ın bu sözlerine güveniyorum, diğerlerine de kulak asmıyorum. Çünkü ben onlar gibi statükodan memnun değilim…

DİPTEKİLER
Ne Suyu Kullanıyoruz:
Başkent Lefkoşa’da suyun kalitesi zaten malumdu. Girne’ye, Gönyeli’ye imreniyorduk. Ancak, geçen haftaki üç günlük kesintiden sonra verilen su, tam bir felaket. Korkarım yüzde yüz deniz suyu. Ağzımızı çalkalamaktan çoktan vazgeçmiştik, şimdi elleriizi bile yıkayamıyoruz.  Üç gündür denizden çıkmış gibi tuzla geziyoruz. Sırf bir inat uğruna, kendi kendimize layık gördüğümüz durum bu…








Başa dön tuşu