Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KATİLE AŞIK OLMAK

 

Teklif geldiğinde epeyce bir tereddüt geçirmiştim.

“Duygularla mantık arasında gidip gelme hali” teslim almıştı beni.
Duygularım bu teklife icabet etmem gerektiğini söylüyordu. Üstelik heyecanlı bir şekilde kışkırtıyorlardı beni.
İlk kez yaşayacağım ve ömrümün kalan bölümünde bir daha yaşama ihtimalinin katrilyonda bir olduğu bu sıra dışı buluşmaya mutlaka gitmemi söylüyordu.
Mantığım ise büyük bir nefretle geri durmam noktasında bas bas bağırıyordu adeta.
Haksız da değildi.
Bu dünyayı yorumlamaya başladığından itibaren nefret biriktirecek binlerce kanıt oluşmuştu.
Her bir kanıt bile tek başına isyan etmeye yeterdi.
Öylesi bir isyan içindeydi mantığım.
Ve öfkeyle duygularıma karşı çıkıyordu.
Böylesi zor anlarda içimdeki “gazeteci” uyanır.
Ne yapmam gerektiğini o söyler bana.
Duygularımdan da mantığımdan da daha baskındır o.
Öyle anlar olur ki ikisini de yönetir.
Yeri geldiğinde ikisini de bastırır.
İçimdeki gazeteci büyük bir çatışma yaşayan duygularımla mantığımı bastırdı.
Kendimi yollarda buldum.
Limasol yollarında.
Eski limanda, turist eğlendirmekten yorgun düşen ve egzozundan kara kara dumanlar püskürten bir tekneye bindik.
Etrafta ellerinde bira şişeleri mini etekleriyle birbirlerine kaba saba şakalar yapan genç kızlar ve Top Gun filminden kalma pilot gölükleri takan genç erkekler.
Dışarıdan görenler Limasol kıyılarında bir yat turuna çıkacağımızı sanabilirlerdi.
Halbuki biz ona gidiyorduk.
Devasa bir hayalet gibi Limasol’un 5 mil açığına demirleyen Eisenhower’a.
Teknedekiler de onda görev yapan askerlerdi.  Geceden kalma vaziyette görev yerlerine dönüyorlardı.

       ***

İşte Eisenhower Uçak Gemisi’ndeydik.
Amerika’nın en müthiş savaş aleti.
Karanlık bir hangardan çıktık gemiye. Gözlerimiz karanlığa alışınca hangarda gördüğümüz onlarca F18 savaş uçağı karşısında şaşırdık.
Büyükçe bir asansöre bindik bize eşlik eden kadın çavuş yirmi dördüncü katın düğmesine bastı. 5 saniye sonra güvertede yani devasa pisteydik.
Toplam 101 tane savaş uçağı ve 7 tane savaş helikopteri taşıyor.
5 bin personeli var.
Nükleer enerji ile çalışıyor ve hiçbir yardım almadan yıllarca denizlerde seyredebiliyor.
Her türlü saldırıyı kaynağında algılayacak bir radar sistemi ve saldırgan füzeleri havada bertaraf edecek bir batarya sistemine sahip.
Kadın çavuş kumanda odasında bize geminin savaş yeteneklerini anlattı. Emir alınması halinde kaç dakikada savaşa hazır olabileceğini,  basit düğme hareketleriyle uçak dahi kaldırmadan yüzlerce kilometre ötedeki hedefleri nasıl bertaraf edebildiklerini…
Biz Kıbrıs’ı batmayan uçak gemisi zannediyorduk ama işte karşımızda batırılması mümkün olmayan bir savaş aygıtı duruyordu.
Üstelik savaş kapasitesi Rum Milli Muhafız Ordusu ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın kat be kat üzerindeydi.

       ***

Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü’dür.
Eisnhower Uçak Gemisi Suriye açıklarında pozisyonunu aldı.
Obama’dan gelecek emri bekliyor.
Muhtemelen o kumanda odasında o kadın çavuş elleri düğmelerde seçilen hedefleri gözlüyordur.
Düğmeye bastıktan sonra yüzlerce Suriyelinin hayatı son bulacak.
Dünyanın çeşitli yerlerinde 1 Eylül mitingleri düzenlenecek yüz binlerce insan “savaşa hayır” diye haykıracak.
Sonuç ne olacak?
Karmaşık bir ruh hali içindeyim.
Bir yanda Şam’ın şeytanı diğer yanda Washington’un zebanisi.
Katile aşık olma gibi bir ikileme zorlandı dünya…