Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kasulides’in mesajları satır aralarında…

Havadis’te, Esra Aygın, yine süper bir röportaja imza attı. Röportajda Rum Dışişleri Bakanı, hem kendi kamuoyuna hem bize hem dünyaya mesajlar vermeye çalışıyor…
Hani masanın çöktüğü, ya da haydi birilerini kızdırmayalım, “sonuç alıcı olmadığı” artık herkesin bildiği bir gerçek haline geldi ya, bunu unutturmaya yönelik mesajlar…
Söylediklerinde en dikkat çekici olan bence şu;
Kıbrıs Türk tarafının “al-ver sürecine gelindi, Rumlar yanaşmıyor… Kıbrıs Rum tarafında, al-ver ifadesine karşı bir tiksinme var” söylemleri Rumları rahatsız etmiş olmalı ki, Rum Dışişleri Bakanı Kasulides, eylül ayında al-ver sürecinin başlayacağını söylüyor. Ardından da “Süreç bizim öngördüğümüz takvim doğrultusunda ilerliyor” diyerek, “Buna biz karar veririz” demeye getiriyor…
Oysa bizim taraf taa nisan ayında o aşamaya geldiğimizi söylemekteydi. Daha iki gün önce Müzakereci Kudret Özersay, “Kıbrıs Rum tarafı al-ver sürecine kaşı çekingen davranıyor” diyordu.
Şimdi Rum Dışişleri Bakanı, “Bırak al ver sürecini, elimizi kolumuzu bağlamayalım, hem böyle daha hızlı ilerleriz” demekte…
Kasulides bunu yaparken, daha da ileri giderek, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun çok diline doladığı tarih konusuna giriyor ve o da bir tarih veriyor. “En fazla bir yıl” diyor. Gerçi Eroğlu 2014 sonunu hedef göstermişti ya, bunun çok da gerçekçi olmadığını herkes biliyordu zaten.
Her neyse… Kasulides bir yıl içinde her şeyin masada olması gerektiğini söylüyor. Mesela Türk tarafının harita, toprak ve mülkiyet konusunu en sona bırakmak istemesine değinerek, “Yol haritasından bahsediyorlarsa bunları da masaya getirmeleri gerekir” diyor. Hatta Kıbrıslı Türk yetkililer, kendi halklarına gidip, ‘Bakın harita budur, bu harita ile maalesef bazı kişilerin başka bölgelere yerleştirilmesi gerekecek’ demeye hazır olmalıdır” diyor.
Bu noktada bir hınzırlık sezmemek mümkün değil. Yani şimdi seçimlere bir yıldan az bir süre kalarak Eroğlu nasıl olur da, tabanına gidip haritadan bahsedebilir ki?
Tabii Kasulides de bunu bildiğinden, özellikle vurguluyor.
Söz arasında dönüşümlü başkanlığı reddettiklerini, Kıbrıslı Türklerin eşit oya sahip olmasını istemediklerini de açık açık söylüyor. Bence kendi tabanına yönelik asıl vurgu bu… Bunu bile sözlerinin arasına gizlemeyi başarıyor.
Bugüne kadar “tiksindikleri”, duymak istemedikleri “al-ver” noktasına gelindiğini söyleyerek sempati yaratmaya çalışıyor.
Görüşmelerin her zaman ucu açık devam etmesini isteyen onlar değil miydi? Aniden, bir yıl gibi bir süre verebiliyor. Yani ortaya takvim koyuyor. Ama nasıl? O da tam bir cingözlükle… “Esneyin” diyor, “Daha da esnek olun, o zaman hemen bitiririz”… Bu söylemin Kuzey’de iç politika tartışması yaratacağını bilerek yapıyor bunu.
Kasulides’in, bir anlamda kulağa yumuşak gelen bu söylemleri belki uluslararası camianın tepkisini çekmemek amacı taşıyor…
Belki başka bir müzakere süreci yürüttükleri uluslararası petrol ve doğal gaz şirketlerini rahatlatmak istiyor…
Ondan da önemlisi, artık Güney’den, özellikle de iş çevrelerinden, Rum Yönetimi’nin müzakereleri sürüncemede bıraktıkları yönünde şikayetler gelmekte… Geçtiğimiz günlerde Rum basınında bu tür tepkilerin yer aldığını bizler de gördük. Onlara şirin görünmeye çalışıyor.
Yine de her şeye rağmen, yumuşama gibi görülebilecek bu söylemlerin satır aralarını da iyi okumak gerekiyor…

 

YERİN KULAĞI VAR
DPUG BUGÜN AÇIKLIYOR:
UBP ile DPUG arasında yerel seçimlere yönelik resmi ittifak bozulsa da, bazı büyük yerlerde bu ittifakın gayri resmi bir şekilde sürdüğünü görüyoruz. Özellikle Lefkoşa’da aday çıkarmayan DPUG’nin, önceki akşamki toplantısında, Lefkoşa’da UBP adayı Kemal Deniz Dana’nın desteklenmesi yönünde bir karar aldığı iddia ediliyor. Parti kararının bugün resmi olarak açıklanacağı da gelen iddialar arasında…

LEFKOŞA VE İSKELE’DE YARIŞ SÜRÜYOR:
Sandık günü yaklaşırken öne çıkan adaylar yanında, bazı bölgelerdeki kıran kıran yarış devam ediyor. Lefkoşa’da mevcut başkan CTP adayı Kadri Fellahoğlu ile TDP adayı Mehmet Harmancı arasındaki yarış sürerken, seçimlerin bir başka önemli İlçesi İskele’de ise UBP adayı Halil Orun ile DPUG adayı Hüseyin Alanlı arasındaki kıyasıya mücadelenin, son ana kadar süreceği tahmin ediliyor. Sanırım sonucu en çok merak edilen yarış, bu iki İlçemizde yaşanacak…
 
SON HAFTAYA DİKKAT:
İskele Belediye Başkanı ve İskele UBP adayı Halil Orun, her seçimde halkının güvenini alarak sandıktan çıktığını, şimdi de İskele halkından yeni projelerle, 4 yıllık hizmet süresi için yine güvenoyu istediğini kaydetmiş. Şu an işler Orun’un istediği gibi gitse de, son hafta saflarını sıkı tutmasını öneriyoruz. İddiaya göre seçim arifesinde kendine karşı bir operasyonun yapılacağı ve bunun da yine kendine çok yakın gördükleri tarafından organize edileceği konuşuluyor. Orun’a tavsiyemiz, henüz vakit varken bu konuda ciddi tedbirler almaya baksın… 

BEL ALTI ÇOK, PROJE YOK:
Yerel seçimlere 13 gün kalmasına rağmen hiçbir adaydan ciddi bir proje duyamadık. Propaganda döneminin başlamasından sonra adaylar ancak da rakiplerine bel altı saldırılar yaparak puan toplamaya çalışıyorlar. Halbuki vatandaşın esas beklentisi olan akılcı ve gerçekleşebilir projelerden kimsenin bahsettiği yok. Ya birbirlerini suçluyorlar, ya da olmayacak projelerden bahsediyorlar…

NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP:
BES Başkanı Savaş Bozat birkaç hafta önce, TDP adayı Mehmet Harmancı’nın tanıtım toplantısına katılarak dolaylı destek verirken, bu kez de UBP adayı Kemal Deniz Dana için, “Kemal Deniz Dana’nın kazanması durumunda kendisine güvenimiz tamdır” değerlendirmesinde bulundu. Hatta Fellahoğlu için de benzer sözler söylemişti. Öyle anlaşılıyor ki Bozat, bu seçimlere yönelik stratejisini, “ne şiş yansın, ne kebap” üzerine kurmuş…

DESTEK VER, İŞİ KAP: 
Bazı belediye başkan adaylarının seçimi kazanmaları halinde birçok kişiye iş sözü verdiği ve buna karşılık kendisine destek sağladığı iddiaları sıkça konuşuluyor. Birçok belediyenin mali durumu ortada iken, sırf kazanmak adına kentin geleceğini tehlikeye atacak bu tür vaatler, belki 5-10 kişiyi mutlu edecek ama, günün sonunda kaybedenin tüm bölge olacağını unutmayın…

 

ZİRVEDEKİLER
Derviş Akter: Avukat Derviş Akter, sadece cezaların ağırlaştırılması ile suçların önlenemeyeceğini ifade ederek, “Suçlar sadece hapis cezası ile önlenebilseydi kimse suç işlemezdi. Hapis cezalarının artırılması tek başına yeterli değildir. Eğer öyle olsaydı uyuşturucu madde suçları giderek artmazdı” değerlendirmesinde bulundu…

DİPTEKİLER
Uyuşturucu Tehlikesi: Merkezi Cezaevi istatistiklerine göre yıllarca en çok işlenen “hırsızlık” suçunun yerini “uyuşturucu” aldı. Bugün 317 kişinin bulunduğu cezaevindeki suçluların yüzde 31.86’sı uyuşturucu suçundan yatıyor. Kayıtlara göre, ikinci suç ise “sirkat”. Cezaevinde bulunan tutukluların yüzde 21.45’i sirkat suçundan cezaevinde bulunuyor…