Önceki gün UBP Genel Yönetim Kurulu’nda yaşananlarla, Kıbrıs’ın Kuzey’inde siyaset bir kez daha dibe vurdu.
Gerçi artık “siyaset dibe vurdu… Siyaset ayıbı… rezillik” söylemleri boş….
Madem ki aynı şeyler defalarca tekrarlanıyor, o zaman bunlar artık bu ülkenin gerçeğidir…
Herkes olup bitene ilk günlerde, kendi meşrebince tepki gösterse de, bir yıla kalmadan hepsi unutuluyor…
Sadece UBP-DP özelinde değil bu kirlenme, siyaset sahnesinin tümü kirlenmiş…
Gelmeler, gitmeler, rüşvet iddiaları, Meclis kürsüsünden sallanan dolarlar, bir gecede kurulup iktidar yapılan ÖRP, istifası reddedilip Meclis’e döndürülen vekiller, senetler, sepetler, vaatler, sözler, sonra da tornistan…
Neresinden bakarsanız, bir skandal…
Bir kere gidenlerin geri dönmesi için UBP Tüzüğü Genel Yönetim Kurulu’nun onayını istiyor. Onay için de eğer muhalefet varsa, oylamaya gidilmesi gerekirken, Başkan Hüseyin Özgürgün bakıyor, tepkiler fazla, reddedilmesi olasılığını görüyor ve oylamayı kafasına göre bitiriyor ve DP’den ayrılan üç kişinin dönüşünü kendi kararı ile onaylıyor.
Aslına bu ne biliyor musunuz?
21 Ekim 2012 UBP Kurultayı’nın rövanşı…
O Kurultay’da İrsen Küçük 704, Ahmet Kaşif 690 oy almıştı. Kaşif taraftarları, delege tam sayısının yarıdan fazlasının oyunu almadığı için, Küçük’ün Başkanlığına itiraz etmişler, tartışmalı Divan Başkanı Hüseyin Özgürgün ise, seçim sonucunun geçerliliğini ilan etmişti.
Olay yargıya gitti, Mahkeme sonucu bozdu, bir kez daha kurultaya gidildi, sonuçta Kaşif 8 kişiyle birlikte UBP’den ayrıldı.
Dediğim gibi o gün en çok eleştiri alan kişi Divan Başkanı Hüseyin Özgürgün’dü.
O Özgürgün, önceki gün GYK’da oylama yaptırmadan aldığı keyfi kararla, bir anlamda o Kurultay’ın diyetini ödedi…
Kaşif de rövanşı aldı…
Özgürgün’ün o gün de baskı altında olduğu söyleniyordu, bugün de aynı iddia var…
2012 ve sonrasında yaşananları hatırladığımızda, “Böyle rezillik bir daha olmaz” diyorduk ki, kavga gürültü partilerinden ayrılanlar, sanki hiç bir şey olmamış gibi geri döndüler.
O Kurultay ne kadar hukuki idiyse, önceki günkü GYK kararı da o kadar hukuki ve demokratik oldu.
Geride siyaset sahnesinde bir seviyesizlik, bir rezillik, bir skandal daha kaldı.
Şimdi bu da diğerleri gibi bir kaç gün konuşulacak, sonra da unutulacak.
Belki başkaları benzer sebeplerden kavga çıkartacak, gidecek, gelecek.
Bu rezilliklere ‘dur’ demek için elinde yetki olan vatandaş ise belki nefretle seyredecek, ama sandıkta ceza kesme günü geldiğinde de gereğini yapmayacak…
Bu adamlar toplumu çözmüşler.
Nasıl olsa unutulacak,
Nasıl olsa vatandaş-siyasetçi “al-ver” ilişkisi devam edecek,
Niye yapmasınlar ki…
Ne yapsalar yeridir…
Milletvekillerinin parti değiştirmesini yasaklayacak yasal değişikliği bunlar mı yapacak?
Güldürmeyin insanı Allah aşkına…
YERİN KULAĞI VAR
EN HAFİF TABİRİYLE REZALET:
DPUG’den istifa eden Kaşif, Bakırcı ve Serdaroğlu’nun UBP’ye dönüşlerinde yaşananlar en hafif tabiriyle tam bir rezalet oldu. Genel Başkan Özgürgün’ün “ben yaparım olur” mantığı ile yaptığı oylama ve parti içinde yaşanan huzursuzluk ve istifalar gündeme bomba gibi düştü. Daha bir yıl önce UBP’den ayrılıp, partiyi iktidardan edenlerin başında gelen bu arkadaşların geri dönüşleri de, gidişleri gibi yeni krizlere neden olacak…
UCU KİME DOKUNACAK:
Ahmet Kaşif ve diğer iki arkadaşının UBP’ye geri dönüşüne tepki gösterenler, senaryonun ve bu 3 vekilin partiye dönüş kapısını açanın Eroğlu olduğunda hemfikir. Bazı vekiller, Eroğlu’nun bu üç ismin geri dönmesi için parti üzerinde kurduğu baskının ters tepeceğini ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Eroğlu’nun aleyhine olacağını söylüyorlar. UBP’nin şamar oğlanına döndürülmesi, parti içindeki Eroğlu karşıtlarını daha da güçlendirecek gibi görünüyor.
TARİH TEKERRÜR ETTİ:
Son UBP kurultayında Divan Başkanı olan ve tüm itirazlara rağmen, sonucu kendine göre ilan ederek kurultayın mahkemeye taşınmasına neden olan Hüseyin Özgürgün, geçen gün de aynı taktiği uygulayıp, oylama yaptırmadan işi oldu bittiye getirmeye çalıştı. Özgürgün bu mantıkla, hem UBP tarihinde ilk kez bir kurultayın mahkemelik olmasına ve ardından da hükümetten gitmesine neden olduğunu çabuk unuttu anlaşılan. O gün yaptığı yanlışın bedeli çok ağır olmuştu. Bakalım bu kez bu bedel ne olacak…
EROĞLU MORARDI:
Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine “bağımsız aday” olarak girecek olan Eroğlu kampanyalarında mor rengi kullanacak. Son zamanlarda gittiği yerlerde masalarda kullandığı mor örtüler dikkatlerden kaçmadı. 2010 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, aynı rengi kullanmıştı hatırlarsanız. Mor renk sadece Talat’a değil, Galatasaray’a da şans getirmemişti.
BİZİM KAFAMIZ KEL Mİ:
Lapta Beldiyesi tarafından işlerine son verilecek olan 35 kişi, Başbakan Yorgancığlu’na çağrı yaparak, “ülkede adalet olduğuna inanıyorsa bizi de CAS, ETİ ve KTHY çalışanları gibi devlete istihdam etmelidir” dediler. “Biz de, o arkadaşlar gibi mağdur olduk. Bizim günahımız ne, yapılan yüzlerce istihdam yanında 35 kişini lafı bile olmaz” diyen çalışanlar, bu ülkedeki en büyük sorunun, “biri yer, diğeri bakar” mantığı olduğunu, son umutlarının Başbakan Yorgancıoğlu olduğunu dile getirdiler…
KENT KURULTAYINA VİDANJÖRLE MESAJ:
Girne Belediyesi, Kent Kurultayı düzenliyor. Daha önce de halkın şikayetleri için sandık açmıştı. Şimdi kurultayın düzenleneceği otelin elinde bir şans var. Bölgede dayanılmaz bir hal alan kanalizasyon meselesini Başkan’a hatırlatmak için vidanjörleri çağırsın. Aslında buna da gerek yok, zaten her sabah o bölgede vidanjörün biri gidiyor, biri geliyor. Bakalım o kokuya nasıl dayanacaklar…
ZİRVEDEKİLER
Helal Olsun: Lefkoşa Türk Maarif Koleji 10’uncu sınıf öğrencileri Meltem Gökçebel ve Cem Gökhan, 70 farklı ülkeden milyonlarca öğrencinin katıldığı IGCSE Türkçe sınavında en yüksek puanı alarak dünya birincisi oldu. Öğrenciler, Londra Üniversitesi’nin yılda iki kez düzenlediği sınavda 100 puan üzerinden 97 puan aldılar…
DİPTEKİLER
Hüseyin Özgürgün: UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün UBP’ye geri dönen 3 vekil için, GYK’ya yaptığı açıklamada, “Bana söz verdiler, hatta belge imzalayacağız. Yeni bir milletvekilliği seçimine kadar hiçbir şekilde UBP yetkili kurullarında yer almayacaklar, aday olmayacaklar. Ayrıca olası UBP hükümetinde bakanlık talep etmeyecekler” dedi… Siz de inandınız. Serdar Denktaş’a da, partiden ayrılmayacaklar diye belge imzalamışlardı, ne oldu..?
































