Hiç kuşku yok.
Biden her iki tarafı da övecek.
Yapacağı neyse, adadan memnun ayrılacak.
…
Kim bilir bizi Times bile yazar.
Ne yumuşak başlı ahali diye!
…
Tarihimize de baktığımızda,
Bizi övmeyen millet yoktur!
…
The Times 1940 yılının 15 Nisan sayısında bizi öve öve bitirememişti.
Bilindiği gibi Hitler azmıştı.
Büyük Britanya savaştaydı artık.
O dönemler ada nüfusu 350 bin.
Majeste Kral bir ferman buyurup Kıbrıs Alayı’nın kurulmasını isteyince,
ilk kayıtlar pek yakında altı bini bulmuştu.
The Times çok duygulanmış “Türk olsun Rum olsun bütün Kıbrıslı hükümete karşı tam bir sadakat göstermişlerdir” diye yazmıştı.
…
Çavuşumuz Sergeant Armar
Onbaşımız Korporal Cambo
…
Diğer milletleri bilmeyiz ama The Times bu işe şaşırmıştı.
Çünkü, harp çıkar çıkmaz Kıbrıs Alayı birdenbire oluşmuştu.
Şu satırlar vardı hakkımızda:
“350 Bin nüfuslu bir memleketten bu kadar kuvvet çıkarılması iftihara değer bir meseledir.”
…
Kıbrıslılarla iftihar ediyorlardı…
Kullimaka askere yazıldık diye…
Biz de hak ediyorduk bu övgüleri…
…
Çavuşumuz Sergeant Armar
Onbaşımız Korporal Cambo
…
Geri kalmıyorduk.
Büyük Britanya’ya güveniyor ve iftihar ediyorduk.
Kıbrıs Alayında piyade, motorlu nakliye, katırcı ve kazmacı bölükleri vardı.
İşimiz bunlardı…
…
Kıbrıs Alayı durumu Majesteleri Krala iftiharla sunuyordu!..
…
Biden’ın da bu cefakar halktan kuşku duyacağı sanılmasın!..
…
Onlar bizi biliyorlar.
İnsanlar arasında ırk ayırımı yapılmadığı gibi, yönetimler arasında da, ülke ve ırk ayırımı yapılmaz buralarda.
İster Bizans olsun, ister Lüzinyan, ister Venedik, ister Osmanlı, ister İngiliz, isterse
Türk olsun…
…
İkinci dünya savaşı sıralarıydı ki, iki cemaat da yeni Vali Battershill’den memnundular.
Battershill, Majestelerine “Bakın Kıbrıslılara, savaştan sonra düşünürsünüz herhalde” gibisinden mesajlar gönderiyordu.
Polemidya’da bir askeri kamp kurulmuş ve Kıbrıslılar önce burada eğitim görüp, sonra cepheye gönderiliyorlardı…
…
Askerlik paralıydı tabii.
Diğer ülkelerde olduğu gibi harp ekonomisi yaratılmıştı.
İşler yolunda gidiyordu.
Neredeyse işsiz kalmamıştı.
…
Bu durumda Büyük Britanya’daki Kraliyet ailesine derin hisler duyulması normaldi.
Hatta onların resimleri su bardaklarının üzerine resmediliyordu İngiliz bayracıkları ile birlikte.
Kraliyet ailesinin resimlerine bakarak su içiyorduk!..
Onlar da Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları çok seviyorlardı.
Buraya geldiklerinde, karpuzla hellimin tadına doyamıyorlardı bir türlü!
Bu karşılıklı memnuniyet, faşizme karşı birleşik cephenin kurulmasına neden olmuştu!
…
Sadece onlar övmüyordu bizi.
Karşılıklıydı bu sevgi.
Polemidya’da askeri eğitime katılan Kıbrıslı Derviş Mehmet adındaki bir genç duygularını bir şiir ile ifade etmiş ve dönemin SÖZ gazetesinde yayınlamıştı.
Derviş Mehmet, “Hitlerin boğazına yapışalım” derken şu satırları yazıyordu şiirinde:
O zalim Hitler’in boğazına yapışalım
Çok delidir harp açtı Büyük Britanya’ya
Büyük Britanya yarın hakim olur Almanya’ya
Çavuşumuz Sargeat Armar
Onbaşımız Korporal Cambo
Odur bizi irşad eden, odur bizi öğreten
Talimleri öğretirken bize tatlı dil döken
…
Biden’ın bu şanlı tarihi bilmediği mi sanılıyor?
Karpuz zamanında gelmesi de ayrıca çok manidar!..
































