Üstelik kış da geldi! Önümüzde dört beş aylık bir süre var. İnşallah kimselerin burnu kanamadan bu süreyi de atlatırız!
Neden böyle düşünüyorum? Çünkü genelde savaşlar uygun iklimlerde başlar.. Mesela baharda yada çoğunlukla yaz aylarında.. “Bu savaş lafı da nerden çıktı” demediğinizi biliyorum çünkü bir süredir dünya hem “sıcağı” hem de soğuğu” ile savaşıyor! Ve sırada Doğu Akdeniz’de yada Kıbrıs’ta kopacak olanı var!
ŞİMDİLERDE zemin oluşturuyorlar! Mesela Amerika Güney Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunu kaldırdı! Öte yandan uzun süredir Doğu Akdeniz’den yüksek sesli homurtular işitiliyor! Neredeyse Ege Denizinde Türkiye ile Yunanistan kapışacaklar! Ki Amerika o bölgede de üsler kuruyor, birilerini korumak yada savaşa hazırlamak amacında askerleri ve teçhizatları ile harıl harıl çalışıyor! Sorsanız Rusya’ya karşı tedbirler diyor ama bal gibi de Türkiye’ye karşı olduğu besbelli yoksa ne işi var Girit’te ne işi var Dedeağaç’ta!
VE asıl çıban başı olan Yunanistan! Arkasına aldığı Amerika desteğinin verdiği cesaretle Türkiye’ye meydan okurken sürekli muzırlıkları ile çatışamaya çanak tutuyor!..
Bir Yandan da Montre Anlaşmasını dikkate almadan Girit adası ile Ege Denizindeki adaların karasularını 12 mile çıkarmaya çalışıyor öte yandan adaları silahlandırıyor! Türkiye’yi tamamen Egeden tecrit etmeye çalışıyor!
YANİ “durumlar hiç de iyi değil” diyoruz da ya biz ne yapıyoruz? El cevap: “Kanser oluyoruz kardeşim!” Üstelik kanserli hastalara pahasına karşın eczahanelerden alınacak ilaç da bulamıyoruz, yok! Ki böylesi bir “yokluk” faciadır! Hadi bu soruna da bakalım:
***
İLAÇSIZ KALMIŞ MEMLEKET! Deniyor ki medyaya servis edilen haberlerde “İlaç ve Eczacılık Dairesine” ayrılan bütçe yetersiz olduğundan hatta ek bütçeler sağlanmasına karşın yine de hayati önem taşıyan ilaçlara ulaşmak mümkün olmuyor!
Nitekim kanser hastaları için çok önemli olan ilaçlar bile artık bulunamıyor!
SONUÇ: İnsanlar ölüyor! Daha vahim bir başka sonuç mu olur? Kanser hâlâ dünyanın en korkunç hastalığı. (Ki benim de hatırladığımca henüz kansere “yenir ağrısı” dedikleri yıllarda Kıbrıs’ta trahomdan sıtmaya, tifodan vereme, cinsel hastalıklardan çiçek hastalığıyla Akdeniz anemisine kadar yığınla hastalıklar vardı! Ve o yıllarda da sadece “ilaçsızlıklarla” değil, yeterince uzman doktorun ve hastahanelerin de olmadığı dönemlerde ve son çarede “hastalar sadece ölürlerdi!”
***
ÇAĞ MI ATLADIK ŞİMDİ? Ki sadece kanserle boğuşmuyoruz! Gerekli ilaçların yokluğu nedeniyle kanserden yine ölüyoruz! İlaç yok! DENİYOR ki bir ayı aşkın saüredir memlekete ilaç getirilemiyormuş! Kanserlilere Yardım Derneği Başkanı Raziye Koacaismail bazı ialaçların 75 bin TL’den başladığını söylüyor! Yani Ne? Paranız yoksa “ölürsünüz!” İlaçsızlık nedeniyle zorunlu intihar yani! Ki bir doktorumuz 137 TL!ye fırlayan parasetemol fiyatı karşısında hayretler içinde kalmışken, ilaca hapa ihtiyacı olan hastalar ne yapsın! ***
ÖTE yandan istatistikler diyor ki başta gıda maddeleri olmak üzere son 11 ayda bir evin olmazsa olmazları olan gıda maddeleri yüzde 300 oranında arttı!
NE derler buna? “Artık yaşanmaz anam bu memlekette!” Gerçekten de artık yaşanılmıyor!
***
KISACA TAKILDIĞIM: VE MECLİSTE KAVGA EDİYORLAR!
Hayır! İlaçların alınamayacak kadar neden pahalı olduğuna yönelik tartışmalardan dolayı değil!
Hayır! Ülkede neden gerekli denetimlerin yapılmadığının soru suallerinden dolayı da değil!
KIB-TEK’in baştan kara etmiş yönetiminden, artık Öğretmenleri sokağa dökecek kadar laçka olmuş eğitim sorunlarından da değil!
Emirnamelerin çiğnenmesinden, rant ekonomisinin en büyük ekonomi olmasından dolayı da değil!
Yada aramızdaki yabancı uyrukluların gitgide birer suç makineleri haline gelmelerinden, uyuşturucu tacirliğinin aldı başını gitmesinden, ölümcül trafik kazalarının sürekli artmasından dolayı da değil..
Üreticilere gerekli teşviklerin yapılmamasından da değil!
Memleketin dökülen alt yapısından, çevre pisliğinden, gitgide artan darp ve sirkat olaylarından, eline tabancasını alanın kovboylar gibi dan dun oraya buraya ateş ederek terör ortamları yaratmasından da değil…
YA NERDEN NEDEN DOLAYI? Mecliste sanki yapacak işleri kalmamış gibi vekillerin, bakanların, parti başkanlarının kürsüde konuşurlarken birbirlerine laf atmalarından!
İŞTE mecliste kavga edecek kadar önemli sorunumuz!
BİLİR MİSİNİZ? Hâlâ Gerçekleştirile bilinir! Ne? “Parlamento dışı muhalefet!” Sandıkları boykot etme!
Çünkü hiçbir seçmen yalnız seçme hakkına sahip değildir.. “Sandığa gitmeme, oyunu kullanmama hakkına da sahiptir!
Bu düzenden memnun değilsek seçim sandığına gitmeyerek memnun olmadığımızı göstermek hakkımızdır! Yani parlamento dışı muhalefet!
































