Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kararınızdan çark ettiğiniz için öldü bu çocuklar…

Bakanlar Kurulu yine bir ölümlü trafik kazası sonrası oturdu, geçmişte bir çok kez alınan, ancak uygulanmayan bir karar üretti.

Yasa diyor ki; “Karayolları Dairesi Müdürü zaman zaman Resmi Gazete’de yayınlayacağı bir bildiriyle, yola zarar verme olasılığı bulunan, bulunduğuna inandığı ve bildiride belirtilecek olan herhangi bir çeşit taşıt aracının bildiride belirtilecek herhangi bir kamu yolu üzerinde kullanılmasını yasaklayabilir veya düzenleyebilir. Bu gibi bir bildirideki koşullara aykırı davranan herhangi bir kişi bu Yasaya karşı bir suç işlemiş olur”. Yani hapisliğe kadar giden, cezası da var.

Yer gök inşaat. Ehil olmayan, hele bu örnekteki gibi geçmişte benzer kazaları olanların altında canavar araçlar.  Bıraktım şehirler arası yolları. Kent içinde trafiğin tıkanmasının sebebi de bunlar.

Karayolları Dairesi aynen dün Bakanlar Kurulu’nun yaptığı şeyi 2 yıl önce yapmış, bir emirname yayınlayarak 1 Temmuz 2014 itibariyle 5 bin kilogram ve üzeri ağırlığındaki kamyonların, kamu mesai saatleri başlangıç ve bitişine yakın sürede bazı güzergahlara çıkmasını yasaklamış.

Hemen arkasından kıyamet kopmuş. Kamyoncular eylem yapmış, Ticaret Odası açıklama yapmış, yani baskılar, baskılar, karar uygulanmamış. Taaa bugüne kadar. Yani 3 küçük can gidene, bir çok can yaralanana kadar.

Temmuz 2014 Emirnamesi kaldırılmış mı, bilmiyoruz. Yoksa orada duruyor da uygulanmamış mı? Kaldırılmışsa, rezalet… Orada duruyorsa ve Bakanlar Kurulu buna rağmen yeniden karar almışsa daha büyük ayıp.

Sadece şu örneğe bakarak, bu ülkenin nasıl, hangi etkiler altında yönetildiğine karar verebilirsiniz.

Göstermelik kararlar, sıkıya gelince çark etmeler. Öncelik insan hayatı mı? Kamunun güvenliği mi, yoksa siyasi baskılar mı işte ortada.  Bu son kararın da, tepkiler dindikten sonra geri alınmayacağı ne malum? O gün o kararı uygulamayanlar uzaydan gelmediler. Bugünün iktidarının parçasıydılar. Daha doğrusu, KKTC’de hakim siyasi zihniyetin parçasıydılar. O zihniyet devam ediyor. Değişmedi.

Ne eylem yapan öğrencilerin arasına sığınan eski siyasetçiler, ne de öğrencilerin saf tepkilerini kullanmaya çalışan diğerleri kendilerine çıkar sağlayamayacaklar. Çünkü topu da aynı torbanın içindedirler. Hangi partiden, hangi sendikadan oldukları farketmez… Hepsi de bu suça ortaktırlar. Herkes bunun farkında.

Söylenecek fazla bir şey yok.

 


 

OKUR UYARIYOR

Sevgili Mehmet Moreket,
Trafik canavarının yardımcıları ve kendi kendimizin katilleri. İnsanlarımızı öldürmeye yıllardır devam ediyoruz ama, yine de ‘biz her şeyi herkesten daha iyi biliriz’ inadımızdan da vazgeçmiyoruz…

Oysa dünya o kadar hızlı gelişti ki, biz hala daha 50 yıl öncesini yaşamaya devam ediyoruz ve trafiğimizi de, yollarımızı da, hep o dönemden kalma fikirler ile inşa etemeye devam ediyoruz. Madem beceremiyoruz hiç olmazsa gelişmiş ülkelerden, kopya almayı deneyelim diyeceğim ama, ona da tahammül etmeyiz. Geçtiğimiz yıllarda, trafikte yaşadığımız kazalardan sonra birkaç gün şikayet ederek bağırdık ve yazdık. Sonrada her zamanki gibi unutuk gitti. Şimdi yaşadıklarımızdan sonra da aynısını yapacağız…

Hatırlayacaksınız, ‘turizm olmazsa Kıbrıs Türkü de olmaz’ dediğim günlerde, bizdeki trafik de ön plandaydı ve İngiltere’deki bir yol mühendisi arkadaşımla yaptığım bir sohbet sırasında, toplu taşımacılık ve yolların yapımıyla ilgili sorduğum sorulara aldığım cevap, toplu taşımacılığın yollarımızı korumasının yanında, daha az yakıt ve araba masrafının olduğu yönündeydi. Ve bir de, yapılan yolların sağlam ve trafik kurallarına uygunluğundan bahsetti. Geçen yıllar içerisinde ülkemizde trafikte inanılmaz bir artış yaşadık. Ama biz, hala daha bale kudalya bale kudalutya, yani aynı kafalar ile kendi kendimizi mahvetmeye devam ediyoruz. Yıllardır çözemediğimiz trafik konusunda  bir THINK TANK oluşturup ülkemizi kendi yarattığımız trafik canavarından kurtarırız inşallah. Aziz Kent


YERİN KULAĞI VAR

NE OLDU BİZE:

Eskiden toplum olarak acılar karşısında birleşir, tek vücut olurduk. Şimdi o günleri hasretle anıyorum. Ne oldu bize anlamıyorum. Acılar bizi birleştireceğine kamplara bölüyor. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Ortak bir acıda bile toplum olarak biraraya gelemiyoruz. Oysa nedenler belli, yapılanlar, yapılmayanlar belli… Bu böyle gitmez. Ya yeniden birleşmeyi öğrenecek, ya da yok olup gideceğiz…

 

NİYE ÇÖKTÜ BU YOL:

Kalavaç Muhtarı Ömer Meraklı dün sosyal medyada paylaştı, “15 Kasım 2016’da tamamlanan Görneç- Alevkayası yolu çöktü”… Görneç Muhtarı Nevzat Akçagil cevap verdi, “Karayolları yolu henüz teslim almadı”… Tamam, bu ikincisini kabul edelim. O zaman Bakanlık bir inceleme yapsın bakalım, inşası devam eden yol nasıl çökmüş, bittikten sonra çökmeyeceğinin garantisi ne? Benim bildiğim  5.5 km’lik yol  için1 milyon 244 bin TL ödeme yapılacak. Hesabını sormak hakkımız…

 

VAY BEN SİZİN ÖNŞARTINIZA:

Yunanistan Milli Savunma Bakanı Panos Kammenos iki ön koşul yerine getirilmezse, adada çözüm olmayacağını söylemiş, “Birinci önkoşul, tüm işgal askerlerinin ayrılmasıdır. Kıbrıs’ta işgal gücünün tek bir askerinin dahi kalacağı çözüm, çözüm değildir. İkinci önkoşul, geri adım atmayacağımız garantiler konusudur” diye buyurmuş. Şuna, biz adada bir çözüm istemiyoruz deseniz de, siz de, biz de ne yapacağımızı bilsek artık…

 

YAĞMUR SEVİNCİ KURSAĞIMIZDA KALDI:

Gözümüz aydın. Hasretle beklediğimiz yağmurlar yağmaya başladı başlamasına da, ülkenin her tarafından baskın ve sel haberleri geliyor. Kıbrıs Türkünün makus talihi bu. Yıllardır bildik görüntüler. Yağmur yağdı mı caddelere sokaklar nehire dönüşecek, internet çalışmayacak ve elektrikler gidecek. Yağmuru isteyen, eziyetine de katlanmayı bilecek…

 

İLLE BİRİLERİ Mİ ÖLMELİYDİ:

Eğitim Bakanı Özdemir Berova, okul saatleriyle ilgili alternatif çalışma hazırladıklarını açıkladı. İyi de bunu önceden niye akıl edemediniz Sayın Bakan. Alternatif aramak için ille birilerinin canının yanması, ölmesi mi gerekirdi. Sırf parti içi dengeler nedeniyle birilerine makam koltuğu verilince, cezasını toplum olarak hepimiz çekiyoruz…

 

AMACINDAN SAPTIRILAN EYLEMLER: Ölümlü trafik kazasının ardından eylemler sürüyor. Ancak dikkat çeken, sorunun özüyle değil de, alakasız meselelerle ilgili çıkışlar, pankartlar, sloganlar, grevler. Böyle yapınca, iktidarın eline mazeret fırsatı verdiklerini de mi görmüyorlar. Adamlar aradıkları bahaneyi buluyor, gündem değiştirip, saldırıyor. Provokatörlük yaparak, haklı eylemleri haksız duruma düşürüyorsunuz… Bu muydu istediğiniz, yoksa o yolun yapılması, kamyonların engellenmesi, çocukların kör karanlıkta okula gitmemesi mi?

 


ZİRVEDEKİLER

Halil Paşa: “Eğer üniversitelerimiz öğrencilerle dolup taşıyor, inşaat sektörümüz pek çok kaçak işçiyle beton bloklar dikmeye devam ediyor, daha çok Türkiyeli kumarcıların abone olduğu beş yıldızlı oteller de özellikle hafta sonları yarıdan fazla bir doluluk oranına sahip olmayı sürdürüyorlarsa. Adanın Kuzeyindeki yarım milyonun oldukça üzerinde insan yaşamakta olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Ancak bizim yarım milyonu kaldıracak kapasiteye sahip alt yapımızın olmadığı da bir gerçek”.

 


DİPTEKİLER

Fırsatçılar: Çocukların ölümlü kazalara karşı yaptıkları eylemleri kendi çıkarlarları için kullananlar kadar, bunu fırsat bilip de, ona buna saldırmayı, içlerindeki kini dökmeyi marifet sayanlar sda, en az onlar kadar suçlu. Hak etmeden aldıkları makamları korumak adına, kraldan çok kralcı kesilen bu tiplere sadece acıyorum. Rahmetli nenenim bir lafı vardı, “ birinin gerçek yüzünü görmek için ona mevki ve makam vereceksin” diye. İşte bugün yaşadıklarımız da aynen nenemin dediğinden…