Kara göründü ve eğer bu popülist politikalar devam ederse içinde olduğumuz gemi karaya vurup paramparça olacak.
CTP’nin en zayıf karnı sokak eylemleridir. Sokağa çıkan her kitle, CTP’nin yumuşak karnına sokulmuş bir bıçak gibidir.
Sokağı ve eylemi kutsayan bir partinin zaten buna karşı koyması, kendi kendini reddetmesi olur. Sokağa çıkan, eylemi koyan, istediğini elde ediyor.
Duvardan atlayanın, bakanlık binalarını basanın, haykıranın, bağıran-çağıranın ne dediği önemli değil. Önemli olan, biran önce kitleleri sokaktan bir süreliğine de olsa evlerine gitmeye ikna etmek.
Devletin bütün olanakları zorlanarak, kitleleri tatmin edip evlerine göndermek bu hükümetin düsturu haline gelmiş durumda.
Ekonomik akıl tatile çıkmış.
Önemli olan günü kurtarmak.
Bir yandan yandaşlara sağlanan çıkarlar, ballı ihaleler, ihalesiz alımlar. Öte yandan, bir başka parti tarafından işten çıkarıldıkları için “mağdur” olmuşları münhalsiz, sınavsız işe almalar.
Ülkede herkes “mağdur.”
Kuraklık tazminatları ödenmeyen çiftçiler mağdur, aynı partiler tarafından batırılan ve işsiz kalan devlet hisseli özel şirket çalışanları mağdur. Paraşütle havadan indirir gibi kamuya indirilen ancak ödenekleri veya özlük hakları diğer kamu görevlilerinden farklı olanlar mağdur. Alacaklarını zamanında alamayan narenciye üreticileri mağdur. Uzun bir süredir artış alamayan kamu görevlileri mağdur, sübvanse paraları ödenmeyen çiftçiler mağdur.
Diğer yandan sürekli olarak böyle bir devlet yapısı için gerekli olduğu tartışmalı yeni daireler, kurumlar oluşturulmakta.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nden tutun da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na gelinceye kadar.
Hayır, bana kalsa Devlet Opera ve Balesi de kursunlar, sözüm yok. Ama bizim durum biraz da “ayranımız yok içmeye” durumu…
Yasa yapıcıların bilmesi gereken bir şey var: Kamuyu ilgilendiren yasaların virgülüne dahi yapılan bir değişiklik, vergi mükelleflerine daha ağır bir fatura olarak yansıyor. Oysa, milletvekillerimiz “Yasaları getirin Meclis’ten geçirelim” havasında. Sanki yasayı geçirmekler sorun çözülüyormuş gibi.
Mesele yasa meselesi falan değil. Mesele “kaynak” meselesidir.
Kamuya yeni bir yük getiren her yeni yasa, vergi mükellefleri için en az 20-30 yıl sürecek yeni bir külfet demektir.
Bu hepimizin geleceğini ipotek alacaktır.
Popülist davranışları artık bırakalım. Çünkü ekonominin gerçekleri çok acıdır. Can yakar…
Kara göründü ve dikkat edilmezse, içinde bulunduğumuz geminin kayalara çarpması çok yakındır.
Aman dikkat…
Bu gemide vekillerin kendisi ve aileleri de vardır.
Batarsak hep birlikte batacağız…
YERİN KULAĞI VAR
YİNE, YENİDEN BAŞKANLIK SİSTEMİ: Başkanlık sistemi tartışması yine gündemde. On yıllardır, siyasette müdahaleler her yoğunlaştığında, yeniden gündeme gelir. Her seferinde de şahıslara indirgenir ve “Birilerinin bu işten çıkarı var” denilerek ertelenir. İşte bu yüzden de rejim, bir kaç kişinin çıkarı dışında, hiçbirimizin derdine deva olamayacak durumda. Ortak çıkarlar için bile birleşip, doğruyu bulamayan bir toplumuz vesselam…
LOBİCİLİK PROFESYONEL İŞ: Bir lobicilik tartışmasıdır gidiyor. Dün de Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken aynı konu gündeme gelmiş ve temsilciliklerin güçlendirilmesinden bahsedilmiş. Oysa lobiciliği yapacak olan temsilcilik personeli değil ki. Olay profesyonellik ve bu işi yapan şirketlerle çalışmayı gerektiriyor. Korkarım yine, yeni baştan Amerika’yı keşfetmeye hazırlanıyoruz…
ÜZÜM ÜZÜME BAKARAK: Ülkede istediğini almak için eylem yapmak alışkanlık oldu. Kimsenin isteklerinde haklı veya haksız olduğuna bakılmıyor. Sistem öyle çalışıyor. CAS çalışanları, hayvancılar ve narenciyeciler, eylemlerinin sonunda istediklerini aldılar. Şimdi sırada emekliler var. UBP döneminde Maliye Bakanı Ersin Tatar tarafından, gayrı yasal olarak yapılan kesintilerin ödenmesini talep ediyorlar. Ödenmezse eyleme gidecekler. Hükümet bugüne kadar her isteyene verdi, herhalde emeklilere de verir…
GÜZELYURT DEĞİL SİYASİLER KONUŞUYOR: Güzelyurt Belediyesi’nin düzenlediği açık oturuma Cumhurbaşkanı Eroğlu ile UBP ve DP’li vekiller katılırken, CTP panele ilgi göstermemiş. İyi de yıllardır en uzun süreli iktidarda olan bu iki parti ve Eroğlu, Güzelyurt için ne yaptılar Allah aşkına söyler misiniz? Şimdi kalkmışlar, “Güzelyurt Konuşuyor” diyerek, sözde kentin sorunlarına sahip çıkıyor havası yaratmaya çalışıyorlar. Evet Güzelyurt konuşuyor diyorsunuz ama konuşan vatandaş değil, bugüne kadar hiçbir sözlerini tutmayan siyasiler oldu gene…
DAÜ’DE HUZUR KALMADI: Siyasilerin el attığı ve yüzlerine gözlerine bulaştırdığı DAÜ’de huzursuzluk had safhada. Yeni yönetimin öğretim üyelerine yönelik baskıcı uygulamaları, hükümetin DAÜ konusundaki politikasının ne kadar yanlış olduğunun somut bir örneği oldu. Yıllardır siyasetten uzak eğitim odaklı bir politika sürdüren DAÜ’de bugünlerde işler iyi gitmiyor. Bunda hükümet kadar, sendikaların da katkısı olduğunu unutmamak gerek…
ÖNLEM ŞART: Uyuşturucu yıllardır ülkenin başlıca sorunları arasında yer alıyor. Her gün gazete sayfalarında bu haberleri okumaktan bıktık. Özellikle son zamanlarda uyuşturucu konusundaki tehlike, bu konunun bir devlet politikası haline gelmesini gerektirecek kadar ciddi boyutlara ulaştı. Sadece konuyu komitelere havale etmek yetmiyor, eğitim ve denetim için finansman hazır mı?
ZİRVEDEKİLER
Kudret Özersay: Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Özersay: “Hak edenin işe girip, hak edenin terfi almasının yolu, Cumhurbaşkanı’nın Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı olarak gerçekten tarafsız bir kişi atamasına bağlıdır.” İyi diyorsun Kudret hoca da, vatandaş öylesine bezmiş ki, bu sözleriniz hayalden öteye geçmiyor ne yazık ki…
DİPTEKİLER
Bu Ne Şiddet Yudum Hanım: Piyangolar Birimi’nin başına atanan, atanması bile skandal olan Yudum Mişon, önce personeli suçladı, sendika kendini gösterince de geri adım attı, geçmiş yönetimlere yüklenmeye başladı. Bu ne şiddet bu celal? Mesleki tecrübesi bet ofis işletmeciliği olan biri, gelir gelmez önüne gelene saldırmakla işe başlamış. Biraz sakin olup, kendi performansını ortaya koymaya çalışsa, kendisi için çok daha iyi olacak. Zira onu bunu suçlamakla prim yapılmıyor maalesef…
































