Kan Nimettir = Ganimet

13 Kasım 2017 Pazartesi | 12:27
Kemal Akkan Batman

Ne bitmez tükenmezmiş kardeşim bu ‘ganimet’. Osmanlıdan günümüze gelmiş bir kavramdır ‘ganimet’. Anlamı ise dökülen ‘kan nimettir’. Dökülen kanın karşılığında da alınacak maddi varlıklar ‘ganimet’ olarak adlandırıldı.

Buralarda hala daha ganimet olarak kırsal kesim arsaları dağıtılıyor. Hem de seçimlere beş kala. Bir taraf seçimi nasıl kazanırım? sorusuna yanıt olarak ‘kırsal kesim arsalarını dağıtarak’ diye yanıt bulmuş. Peki muhalefet milletvekilleri ne yapıyor? Kamuoyu bu konuda muhalefetten ‘tık’ ses duymadı. Halbuki millet onlara ‘benim adıma sana vekillik veriyorum aman yanlış yapma doğru bir şekilde benim  vekilim ol dedi’ ama sadece demekle kaldı anlaşılan.

Halbuki 1974’te ben ve ailem Leymosun’un köylerinden olan Trahon’dan, evimizden kaçarak Omorfo’ya geldik. Herkes gibi bizim de evlerimiz, tarlalarımız Trahon’da kaldı. Kapılar açılınca Trahon’a gidince bazı yeğenlerimin evlerinin olduğu yerlerde, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ‘göçmen evleri’ yaptığın öğrendik. Leymosun’daki İçişleri Bakanlığı’na sorulunca alınan cevap şu: ‘arazinizi rayiç bedel ile istimlak ettik, anlaşmadan sonra bankaya yatırdığımız paranızı alacaksınız’ oldu.

Uluslararası hukukçu değilim ama doğrusu da bu olmalı. Kimin malını kime veriyorsunuz? Hala daha niye bu mallar seçim rüşveti olarak dağıtılıyor? Bu arsaları alanlar günü geldiğinde hukuk karşısında yalnız başına kalacak. Halbuki göçmen evleri gibi uygulamlarda sorumlu ‘devlet’ olur. Dolayısıyla devlet bu durumda ulusalararası hukuka göre olguları çözmek zorunda kalacak, vatandaş değil.

Bu tür ganimet mantığı ile hala daha kırsal kesimlerdeki arazilerin vatndaşlara bu şekilde dağıtılması Kıbrıs Sorunu’nu daha da çıkmaza sürükler.

Önemli olan bu tür uygulamaların ‘değer’ ve ‘normlar’ ile açıklanmasında yaşanacak problemlerdir. Eğitim sistemi öğrencilere hangi değerleri ve normaları öğretecek? İlkokul birinci sınıftan üniversiteye kadar.

KKTC kültüründeki değer ve normlara bakınca herşeyin havada kaldığı anlaşılır. Öğrencilere öğretilecek olan ve kağıt üzerinde kalan olumlu değerler bulunabilir. Örneğin dürüstlük, doğruluk, samimiyet, hak yememe, adaletli olma, saygılı olma vb pek çok değer var. Ayrıca pek çok da norm mevcut. Örneğin selvi, zeytin gibi bazı ağaçların kesilmesinin yasak olması, bazı yılan türlerinin öldürülmesinin cezasının olması gibi.

Fakat bu tür değer ve normlar öğretilmeye çalışılsa bile, siyasetin yaptığı uygulamaları gören öğrenciler kime inanacak? Öğretmenin ‘dürüst olun, hak yemeyin, adaletli olun, dünyayı paylaştığınız canlıları öldürmeyin’ gibi öğretmeye çalıştığı değer ve normları mı içselleştirecekeler? Yoksa siyasetteki abilerinin örnek olan davranışlarını mı?

Hala daha ganimet olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ait olan arazileri, seçim yatırımı olarak yandaşlara peşkeş çekme, öğrencilere dürüstlük, adeletli olma, hak yememe gibi davranışların yanlış örneği olur. KKTC yasalarında bu arazilere kamu yararı olacak binaların inşa edilmesi gerektiği belirtilir; hastane, okul, park, oyun alanları vb.

Ancak buraların eski siyaset anlayışı yasaları hiçe saymaya devam ediyor. Öğretmenleri de öğrencileri önünde çelişkiye itiyorlar. Boşu boşuna doğru değer ve normları kazandırıyoruz hissi yaratıyorlar.

Ne acıdır ki muhalefete bel bağlayan halk da öksüz kaldı. Onların sesi hiç çıkmıyor hiç. Siyaset sahnesinde villalar, paralar, daha lüks villalar, seçim rüşvetleri, yandaşlara, karısına yeğenine makamlar peşkeş çekiliyor, araziler arsa olark peşkeş çekiliyor muhalefetten ‘tık’ yok. Acaba neden? Yanıt; onlar da eski siyasetin aktörleridir de ondan…