Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kamu var nefesi yok

 

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün UBP’ye…

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın da DP’ye karşı tarihsel bir sorumluluğu var.

Tam da bu aşamada.

Son şansları demeyeceğim ama…

Toplumsal öfkenin bu denli büyük olduğu bir aşamada, hükümet etmek zor iştir.

Bu süreci yakından izledik.

Bir kere, “içerisinde darbe barındıran” bir anlayışla, CTP- UBP hükümeti sona erdi.

Sayısal olarak CTP aşağıya çekildi.

UBP Genel Başkanı “başbakan olabilecek” sayıyı yakaladı.

“Azınlık hükümeti” bağımsız destekli güvenoyu alabilecek noktaya geldi.

Hükümet kuruldu, kabine açıklandı.

Bundan sonrası “yasal gereklilik…”

Ancak.

Toplumun beklentileri çok ötesindedir.

Kamu yapısal sorunlarla resmen bitkisel hayatta.

Kamu var ama “nefesi” yok.

Beyni çalışmıyor…

Kalbi yavaş atıyor.

Bitkisel hayattan çıkabilmesi için suni teneffüs falan yeterli değildir.

Beyin nakli gerekmektedir.

Bu nasıl olacak?

Anlayış değişecek.

Kafalar değişecek…

Olaylara yaklaşım değişecek.

Ne yapılacak?

Hızlı hareket edilecek.

Beyin nakli olabilmesi için gerekli tek şey “kamusal alanda adaleti” sağlamak.

Sonrası kolay.

Bugünden başlamak üzere, 26 vekille toplumun temel sorunlarını oluşturan yasalara odaklanmak gerek…

Seçim ve Halkoylaması Yasası…

Kamu reformu…

Acilen bu iki yasa hayat bulmalı.

Hem hazır, hem üzerlerinde de konsensüs var.

 

Toplumsal bir kavga görmedim

Ne yapılacağını uzun uzadıya yazmak haddim değil.

Ama gördüğüm bir şey var.

UBP de…

DP de bu süreci kavgalarla geçti.

“Kim bakan olacak…”

DP, öyle bir adım attı ki, komitelerde artık DP yok.

Var da, yok…

UBP’de de aynı şeyler yaşandı.

Herkes kulis yaptı.

Eskiden millet “bakan olmak” için kavga ederdi.

Şimdi herkes “bakanlık ismi de vererek” taleplerini sıralıyor.

Hele “fonların bol olduğu”, siyasilere sınırsız yetkiler veren bakanlıklar var ya…

Turizm…

İçişleri…

Millet deli oluyor.

Kimse kusura bakmasın ama, daha şu ana kadar öne çıkan kavgalar bunlar…

Ha…

Bundan sonrası da “bundan önceki” gibi olacaksa…

Özgürgün ve Denktaş, kendi geleneklerine “iyi hükümet” ederek bir gelecek bırakabilecek.

Siyasetin bu denli ayaklar altına alındığı bir ortamda…

Başarısız bir hükümet modeli yanında…

Makam ve çıkar kavgaları içerisinde halktan aldığı vekillik yetkisini, kişisel çıkara döndürmek isteyen bir zümre…

İlk seçimde en ağır tokadı yiyecektir.

Yemelidir de…

 

Al sana içişleri…

Son güne kadar herkes, İçişleri Bakanlığı için iki isim üzerinde yazı yazıp durdu…

Favori Kemal Dürüst…

Belki Faiz Sucuoğlu…

İkisi de bu bakanlığı çok istedi…

Neden?

Niçin?

Bilemem…

Ne yaptı Hüseyin Özgürgün…

“İlle de İçişleri ha… Alın size İçişleri…”

Parti içi denge nedeniyle ikisini de kabinede tuttu…

Biri Sağlık…

Diğeri Bayındırlık Ulaştırma…

Özgürgün, en çok güvendiği isimler arasında yer alan Kutlu Evren’i içişleri bakanı yaptı.

En güvendiği, ateşten gömlek giydi…

Kutlu Evren, siyaset anlamında da güçlü bir sınava hazırlandı.

Ya güçlü bir siyasi olarak bakanlık dönemini tamamlayacak, ya da toplum kendisini başta vatandaşlıklar olmak üzere, bir çok konuda kötü hatırlayacak.

Gonedralıdır, başarır…

Gözümüz üzerinde olacak…