Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kamu reformu diye atıp tutmayın…

Serdar Denktaş, kamu için bir felaket haberi daha verdi…
Her geçen yıl, bir yandan seçimler ve kurultaylarla, diğer yandan da batan kamu kurumlarının personeli ile giderek hantallaşan “kamu”nun artık bu yükü çekemediği bir gerçek. Ancak ne yazık ki, olay alışkanlık haline geldi… Neredeyse artık doğal karşılanıyor. Bile bile bu yük artırılıyor…
Serdar Denktaş, havalimanında yer hizmetleri veren kamu ortaklığı CAS’ın personelinin devlette istihdam edilme adına, bilerek çalışmadıklarını iddia ediyor. Kendisinin böyle bir öneriye kesinlikle “Hayır” dediğini, hatta bunu tartışmayacağını da belirtiyor…
Oysa biz ne “hayır”lar, ne “ret”ler gördük ki, sonunda hem kurumlar battı, hem olan kamuya yani devlete oldu.
Ben hatırlarım, daha Sanayi Holding ve ETİ’nin en güzel günlerini yaşadığı bir dönemdi. Sanırım KKTC’nin kurulduğu dönem… Bir genelge çıktı ve KİT’lerle BRT çalışanlarına, belli bir süre içerisinde isterlerse devlete geçebilecekleri duyuruldu. O dönem yüzlerce insan devlete geçti. Sosyal sigortalı çalıştıkları yıllar da hizmetten sayıldı ve şimdi hemen hepsi de devletten emekli oldular.
Ardından batan kurumların tüm personelleri, aynı yolla devlete alındılar. KTHY bunlardan biri.
Şimdi de yer hizmetlerini KTHY’den ayırarak kurulan CAS için aynı iddialar gündemde.
Olay aynen KTHY’nin durumuna benziyor. Onda da Türkiye’nin hisseleri devralındı, arkasından bizim bu işi tek başımıza yürütemeyeceğimiz ortaya çıktı ve nitekim battı.
Şimdi CAS’ın Türkiyeli ortağı HAVAŞ, ortaklıktan çekilmek istediğini duyuruyor ve “CAS’ı kapatalım” diyor…
Hava-Sen Başkanı Buran Atakan, CAS’la ilgili açıklamasında, gelinen durumun aynen KTHY örneğine benzediğini ve her ikisinin de yönetsel hatalardan kaynaklandığı vurguluyor…
Gelinen aşamada, yeni bir özelleştirmenin gündemde olduğu anlaşılıyor. Günümüzde hiç bir devlet artık bagaj taşıma işini üstlenmiyor. Bu her yerde özel şirketlere bırakılmış bir hizmet. Sonuçta olacak olan da bu. Ancak bunu yaparken, CAS’ın geçmişte kamu ortaklığı olduğundan hareketle, personelinin devlete kaydırılması ne derecede doğrudur. İşte orası tartışmalı. Bu işin sonu yok. Özelleştirecekseniz özelleştirirsiniz. Anlaştığınız şirketle ya da ortakla, personelin haklarını koruyan bir anlaşma yaparsınız, devleti korursunuz…
Diğer yandan, geçtiğimiz ay geçirilen “Özelleştirme Değişiklik Yasa Tasarısı” ile bu durumda olan personelin devlete aktarılması halinde, diğer kamu görevlileri ile eşit haklara sahip olacakları güvence altına alınmış bulunmakta. Yani hükümet böyle bir uygulamaya baştan “evet” demiş oluyor.
Eğer popülizm yapacağız diye bunları konuşacaksak, kimse kamu reformu diye atıp tutmasın…

 

YERİN KULAĞI VAR
ŞİKAYET ETME HAKKINIZ YOK:
Bir şikayettir gidiyor. Neymiş efendim, Anayasa değişiklikleri için yapılacak referandum, yerel seçimlerin gölgesinde kalmış. İyi de bunun suçlusu vatandaş değil herhalde. Alelacele, yarım yamalak bir tasarı yapıp, ille de “29 Haziran’da referanduma sunacağım” derseniz, olacağı buydu. Bu saatten sonra, şikayet etme hakkınız yok…

REFERANDUM SEÇİM GİBİ DEĞİL:
Anayasa değişikliği referandumu, seçimden farklı. İlk kez hür irade gerçek anlamda ortaya çıkacak. Çünkü bunun ucunda, vatandaşın, “işimi halleder” dediği birini seçme durumu yok. Yani seçmenin küçük çıkarları söz konusu değil. Bu açıdan 2004 referandumundan da farklı… Sadece mantık işi. Bırakalım “Evet”çiler de “Hayır”cılar da propagandasını yapsın. Sonuçta vatandaş bu referandumla, kendi partilerinin samimiyetini oylayacak…

SUÇLU KİM:
Maliye eski Bakanı Ahmet Uzun, KTHY’nin kapatılması süreciyle ilgili ciddi iddialarda bulundu. Uzun, katıldığı bir TV programında “Türkiye bize, ‘Sizin başka işiniz yok da bir de uçak mı uçuracaksınız’ dedi ve şirketi kapattırdı” iddiasında bulundu. Kendilerinin de bunu reddettiklerini açıkladı. Ama sonuç ortada değil mi Sayın Uzun…

SİZ DE SORUMLUSUNUZ:
KTHY battı, CAS resmen can çekişiyor, Kıb-Tek derseniz ne olacağı meçhul. Telefon Dairesi için ise karar çoktan alınmış. Ama çıkıp, “Bunların sorumlusu bizler değiliz” diyorsunuz. Unutmayın ki, devlet kurumlarının, hatta özel ve tüzel şirketlerin denetlenmesi de dolaylı olarak sizlerin görevleri arasındadır. Eğer kurumlar batıyorsa, çalışanlar kadar, sizler de sorumlusunuz…

GOL, HEM DE ALTIN GOL:
Lefkoşa bağımsız belediye başkan adayı Arif Salih Kırdağ’ın, “Bu da mı gol değil” afişi tüm Lefkoşa’yı süslüyor. Ama altın golü atmak DP-UG’ye nasip oldu. DP-UG, seçime beş kala UBP adayı Kemal Deniz Dana’ya verdiği açık destek ile CTP kalesine öyle bir gol attı ki, Dünya Kupası’nda atılan değme gollere taş çıkarttı resmen…

DANA DA SORUMLU:
Eski kaymakam yeni belediye başkan adayı Kemal Deniz Dana, Lefkoşa Belediye Başkanı Kadri Fellahoğlu’nu, otellerden kanalizasyon ve oda başına vergi almamakla suçluyor. Bu gelir kalemi yasada var. Ama sadece Fellahoğlu’nun döneminde değil, Bulutoğluları’nın döneminde de bu vergi alınmamış. Belediyeler Yasası aynı zamanda, bu konuda İçişleri Bakanlığı’na da denetim ve uyarı görevi veriyor. Sayın Dana, kaymakam olarak bu görevi niye yerine getirmemiş? O da sorumlu değil mi..?

ZİRVEDEKİLER
Asım Akansoy: “Kıbrıs Türk siyasetinin öznesi toplumdur, halktır. Anayasa değişikliği için atılan bu ciddi adımlar ve yapılan çalışmalar, sadece ‘bir’ Kıbrıslı Türk’ün bile hayatını değiştirecekse, bunun karşılığı ‘Evet’tir. Ki, bu yirmi maddenin her biri, yürürlükte olan 12 Eylül Anayasası’ndan çok daha iyidir…”

DİPTEKİLER
Mega Projeler: Batık belediyeler için “mega proje”leri duydukça sinirim tavan yapıyor. Aklıma da Gırgır Dergisi’nin muhteşem çizeri İrfan Sayar’ın “Profesör Zihni Sinir Proceleri” geliyor. Personelini bile ödeyemeyen, hem devlete, hem piyasaya dünya kadar borcu olan belediyelerin başına geçmeye aday olan biri, akıl almaz maliyetler gerektiren projelerle ne kadar inandırıcı olabilir ki? Hayal satılıyor, almaya hazır mısınız..?