Sedat Peker’in açıklamalarından sonra, kaynayan bir Türkiye ortaya çıktı.
Bu kaynama sırasında, gerçekte bilinen birçok “FAİLİ MEÇHUL” olay tartışılmaya başlandı.
Salı günü Türkiye’de Cumhuriyet savcılarından birinin Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili açıklama ve ifadeleri ciddiye alarak, konuyla ilgili soruşturma açmaya karar vermesi çok önemlidir.
Ancak Türkiye’deki soruşturmalar derinleştirilmeden, yüzeysel yaklaşımlarla hareket edilirse, patlayan KALIN BARSAK kokuları daha da yayılır ve ortalık iyice kokuşur.
Kıbrıs’a gelince…
Kıbrıs’ın , Kontr –Gerilla’nın ve Özel Harp Dairesinin yetkililerinin yetişme ve uygulama alanı olduğu unutulmamalıdır.
Kıbrıs’ta son yıllarda meydana gelen birçok olay FAİLİ MECHUL kavramı ile izah edilmeye çalışılmaktadır.
Kıbrıs Türklerinin arasında, faili mechul olarak söylenen, ancak kimlerin yaptığı halk arasında konuşulan siyasi cinayetler 1950lerden beri vardır.
Bizler yakın tarihe gelirsek
Kutlu Adalı’nın öldürülmesi tam bir SİYASİ CİNAYETTİR. 6 Temmuz 1996’da evinin önünde öldürülen Kutlu Adalı davası Türkiye’de yeniden ana tartışma konusu haline gelmiştir.
Ancak, bu siyasi cinayetlerin yanı sıra, Kuzey Kıbrıs’ta başarılı iş adamları da FAİLİ MECHULLER listesine yazılmışlardır.
Bunlardan son yıllarda olanların iki tanesini yeniden hatırlatmakta fayda vardır.
Reis Supermarket sahibi 2 Mayıs 2004 te öldürüldü.
Lefkoşa’nın tanınmış simalarından, Reis Süpermarket’in sahibi işadamı Mehmet Reis, vurularak öldürüldü. Mehmet Reis’in kurşunlanmış cesedi, saat 14.30’da Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin arka kısmındaki otoparkta, aracının içerisinde oturur vaziyette bulundu.
Erülkü Süpermarket’i yoktan var eden Oktay-Ülgen Erülkü çifti, 6 Mart 2012 de saat 19.00 civarında Bufavento Kalesi yakınında, kendilerine ait araç içerisinde ölü bulundu.
Bu cinayetler de Türkiye’de öldürülen ZENGİN İŞ ADAMLARININ faili mechul cinayetlerine benzemektedir.
Kuzey Kıbrıs’ta polis’in siyasi iktidarın denetiminde olamamasından dolayı, bu cinayetlerin üzerine ciddi bir şekilde gidilememişti.
Kutlu Adalı davasının Türkiye’de yeniden gündeme gelmesi, Kuzey Kıbrıs yetkililerinin hareketlenmesinde bir çıkış yolu olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, faili mechullerin üzerine yürünmemesi, geçmişte, Alpay Durduran ve Mehmet Ali Talat gibi solcu liderlerin bombalanmasının yanı sıra, UBP eski lideri Derviş Eroğlu gibi sağcı liderlerin de bombalanmasıyla sonuçlanmıştı.
Gerçekte 1950lerden beri, Kıbrıs bir KALIN BARSAK gibidir. Bu kalın Barsak, 1974’tten sonra, iyice pisliklerle doldurulmuştur.
Kuzey Kıbrıs’a KUMARHANELERİN TAŞINMASI, beraberinde UYUŞTURUCU batağını da getirmiştir. Bu bataklık, KARA PARA AKLAMA ile daha da büyümüştür.
Bu konular üzerine siyasiler yürüyememiş, Kutlu Adalı gibi yazarlar ise yazılarıyla bu karanlık bataklığa taş atmaya çalışırken, öldürülmüşlerdir.
Susmak, kalın barsağın kokularını daha da çekilmez hale getirmektedir.
Sorumlu mevkide olanların bu pisliğin üzerine gitme sorumlulukları vardır.
Gelişmeleri hep birlikte göreceğiz
































