Poli

“Kafası maşrapaya sıkışan kedi” ve Cumhurbaşkanı

 

Medyanın “kurtarıcı haber” kategorisinde yer alıyor çevre haberleri…

İnsanoğlunun çevreye karşı duyarlılığı, başka alanlara göre daha yüksek.  Çevre, evrensel düşünme ve hareket etme noktasında da birleştirici bir güce vesile oluyor kuşkusuz…

Dünyaca bilinen haber ve fotoğraf ajanslarının sadece çevre kategorisi için özel muhabirleri vardır. Çevre haberleri, bizim ülkede de yazılı ve görsel basının vazgeçilmezi.

Genelde gazeteler bu gibi haberleri renkli sayfalardan okuyucuya sunuyor.

En alışılmış örnek arasında taş ocakları var. Hemen, hemen her ay bir gazetede fotoğraf konusu olarak kullanılıyor. Kış aylarında ağaç katliamları gündeme düşüyor…

Ve anayollarda araçların ezdiği kedi, köpek leşlerinin görüntüleri de haber sayfalarında yer alıyor. Birde zehirlenerek öldürülen sokak hayvanlarının görüntüleri, kamuoyunda büyük etkiye neden oluyor.

Yaz aylarında ise karaya vuran yada balıkçıların ağlarına takılıp ölen yunus ile Caretta Caretta kaplumbağalarının hikayelerine rastlamak mümkün.

Gazetelerde ,ikinci sayfadan renkli olarak verdikleri “fotoğraf altı” haberlere “Bir Caretta Caretta’ya daha kıydılar”,“ Ölü yunus kaderine terk edildi” , gibi başlıklar kullanıyor.

Kıbrıs Gazetesi’nde çalıştığım yıllardı ve bu türde haberlerin inanılmaz bir etki yarattığına şahit olmuştum. Dönemin cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yazdığım kısacık bir habere ertesi gün açıklama yollamıştı. Kafası teneke mama kutusu içerisine sıkışan bir kedinin fotoğraflı, kısa haberi…

Gazetenin ikinci sayfasından verilen haberde, kedinin mamayı yemek için kafasını tenekeye soktuktan sonra çıkaramaması ve sonrasında fotoğraf karesine yansıyan O an anlatılıyordu. Çevredeki vatandaşlar daha sonra kediye yardım ederek kurtarmışlardı.

Ve bu haberin yayımlanmasının ardından Mehmet Ali Talat ertesi gün gazeteye yolladığı açıklamada, mama ve benzeri kutuların (maşrapa) ezildikten sonra çöp kutularına atılması gerektiği uyarısında bulunmuştu. Açıklama gazetenin ön sayfasından da duyurulmuştu.

Kısacık bir haber, cumhurbaşkanının açıklama yapmasını sağlamıştı. Tabi benimde gazete içerisinde birkaç gün havam değişmişti.

Yeni Düzen gazetesinde çalıştığım yıllarda da benzer bir durumla karşılaştım. Pazar günüydü ve işlemiyordum. Kameram omuzumda Girne Kalesi’nin etrafında dolaşıyordum ki rast gele bir yunus cesedine rastladım. Gemi ile kara arasındaki lastiklerin arasında sıkışmış vaziyette bir yunus. Etrafında bira şişeleri. Hemen fotoğraflamaya başladım. Sabahın erken saatleriydi ve limanda henüz birileri yoktu. Sonra karşıdan gelen beş altı kişilik bir gurup gördüm. Pazar iznine çıkmış askerler. Yardımcı oldular ve yunusu karaya çıkarabildik. Kimisi yaklaşmadı korktu. Aralarında bazılarının memleketi denizden çok uzaktaydı herhalde. Bu arada pür dikkat yunusu inceliyoruz. Bir tanesi cebinden çıkarttığı sigaralardan birini ağzına diğerini ise yunusun ağzına koydu. Fotoğraf çektirdiler. Turistlere deniz gezintisi yapan büyük bir teknenin önünde olduğumuzdan, turistler teknenin fiyat tabelasına bakmak için yaklaşıyorlardı. Yaşlı bir İngiliz kadın yaklaştı ve yunusun fotoğrafını çekti. Kahkaha atarak gülüyordu. Gerçek yunustur dedim ama inanmadı. Bizim gemiye müşteri çekmek için bu numarayı yaptığımızı sanıyordu çok büyük ihtimal. Geldiği ülkede bir yunus cesedine rastlansa, devletin bütün kurumları seferber olurdu. İngiliz kadın inanmadı ve gülerek uzaklaştı.

Ülkemizde yaşam alanlarının kısıtlandığı bir dönem içerisindeyiz. Nüfusumuz her geçen gün hızla artmakta. Çevre için gelişmiş ülkeleri örnek alıp çalışmalarımızı artırma yoluna gitmeliyiz. Duyarlı insanlarız aslında ama buda kendi başına yeterli olmuyor.  Toplum olarak adım atmadığımız her geçen gün , “Kafası maşrapaya sıkışan kedi” durumuna düşmekten kurtulamayacağımızı da bilmemiz gerekiyor.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı