Lefkoşa Belediyesi’ndeki durum sabır ve tahammül sınırlarını çoktan aştı.
Bu ülkenin başkenti tam 3 yıldır hak etmediği bir pislik deryasında yüzüyor.
Başkentin vatandaşları delik deşik yollarda, pis kokular arasında yaşam sürmeye çalışıyor.
Elektriği kesilmiş kırık-dökük parklar, bakımsızlıktan kuruyan yeşil alanlar ve çamur deryası içinde kaldırımlar.
Ve en dehşeti Lefkoşalı Lefkoşa’dan göç etmenin yollarını arıyor.
Gönyeli, Ağırdağ ve Boğaz etekleri ötesi Girne Lefkoşalının yaşam alanları tercihleri arasına girdi.
Öte yandan aşırı şekilde şişirilmiş ve son uygulama ile tümü ya kadrolanmış ya da toplu sözleşme kapsamına alınmış personelle belediye maaşları ödeyemiyor.
Çalışanlar “haklarımızdır” deyip hiçbir pozisyonlarından geri adım atmıyor, istediklerinde iş yavaşlatması adı altında grev yapıp başkenti pisliğe boğabiliyor istediklerinde de belediye meclisi toplantısı basıp istedikleri kararları çıkarabiliyor.
Ve hükümet tüm bunlara ses çıkarmıyor.
Hükümet ortağı CTP kendi belediye başkanına “ne halin varsa gör” şeklinde davranıyor.
Belediye başkanı Kadri Fellahoğlu’na adeta suikast düzenleniyor.
Ve herkes bu suikastı sadece izliyor.
***
Dünyanın en pahalı elektriğini tüketen Kıbrıs Türkü uzun bir süredir batak vaziyetteki Elektrik Kurumu’nun durumunu tartışıp duruyor.
Sadece tartışsa mesele değil.
Ekonomik açıdan zarar görüyor, elektriksiz kalarak mağdur ediliyor ve düşük yaşam kalitesine muhtaç oluyor.
Elektrik Kurumu’nun personel sayısı ve yapısı da dahil birçok sorunu bulunuyor.
Bu sorunların çözümü için geçmiş hükümet döneminde KKTC ile Türkiye birtakım anlaşmalar imzalıyor.
Yeni hükümet bu anlaşmaları revize etme sözüyle işbaşına geliyor.
Revize etme çalışmaları hala sürüyor. Ortada nasıl bir çıkış yolu olacağı henüz bilinmiyor.
Bu bilinmezlik de doğaldır ki Elektrik Kurumu ile ilgili tartışmaları sürekli gündemde tutuyor.
Bu konuda herkes görüşünü söylüyor ama her söylenen görüş elektrik Kurumu’nda örgütlü sendikanın aşırı tepkisiyle karşılaşıyor.
Hatta bazıları adeta şiddet görüyor.
CTP Lefkoşa Milletvekili Birikim Özgür de şiddet görenlerin başında geliyor.
Elektrikle ilgili ne zaman bir açıklama yapsa anında saldırıya uğruyor.
Üstelik bu saldırılar vatan hainliği suçlamasına kadar varabiliyor.
Hükümet ve hükümetin büyük ortağı bu duruma da ses çıkarmıyor.
Söylenenlere Birikim Özgür’ün kişisel görüşleriymiş gibi muamele yapıyor ve bu yolla tartışmaların dışında kalacağını sanıyor.
Oysa herkes biliyor ve Elektrik Kurumu yönetimi doğruluyor ki Türkiye’den kablo ile elektrik getirilmesi üzerinde çalışmalar vardır.
Buna da toplumda geniş bir destek vardır.
Doğrudur, Elektrik Kurumu stratejik bir yerdir ve kesinlikle korunmalı, Kıbrıs Türkünün elinden çıkarılmamalıdır.
Fakat başka bir doğru daha vardır, Kıbrıs Türkü santrallerde vardiya oyunlarıyla başbakandan, cumhurbaşkanından daha fazla maaş çekenleri ödemek zorunda değildir.
Dünyanın en pahalı elektriğini ödemek zorunda olmadığı gibi…
































