Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu ve platforma destek veren örgütlerle aktivistler dün akşam Dereboyu’nda kadına yönelik şiddete dikkat çekmek için yürüdü. Şiddet karşıtı eylem Meclis önünde polis engeliyle karşılaştı
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu ve Platforma destek veren örgütler 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla dün akşam eylem düzenledi.
“Şiddete Karşı Yürüyoruz, Yüzümüze Bakacak Yüzünüz Olsun” temalı eylem, 18.00’de Dereboyu trafik ışıklarından başladı ve Cumhuriyet Meclisi önünde ortak basın açıklamasının okunmasıyla son buldu.
Eylemciler yol boyunca sloganlar atarak polis eskortu eşliğinde meclis önüne gitti.

Şiddet karşıtı eyleme polis engeli
Şehitler Abidesi önünde polisin güvenlik kordonuyla karşılaşan eylemciler, polise direniş gösterip ortak açıklama metnini okumak için Meclis kapısının önüne gitmek istediklerini bildirdiler. 10 dakikalık tartışma ve istişarelerin ardından polis eylemcilere açıklamayı meclis kapısının önünde yapabilmeleri için izin verdi.
“Erkek şiddeti artarak sürüyor”
Açıklamayı platform adına Nesil Bayraktar ve Nuray Özgeçen okudu.
Ortak açıklamada, “kadın bedeni ve kimliği üzerindeki erkek şiddetinin artarak devam ettiği, emperyal bir patlama yaşayan erkek egemenliğinin, en büyük ideolojik eylemi olan baskıyı kadınların üzerinde kullanmaya devam ettiği” belirtildi.
Devletin aile içi şiddete karşı koruma sağlamaktan aciz olarak, kadınları dayakçıları ve katilleriyle aynı evde yaşamaya mahkûm ettiği kaydedilen açıklamada, nüfusun yarısını oluşturan kadınların ödediği vergilerle lüks makam araçları alındığı ve tek bir sığınma evi için tek kuruş ayrılmadığı savunuldu.
Açıklamada, Şiddeti Önleme ve Dayanışma Merkezleri, polis ve hastanelerde kurulması gereken Şiddete Müdahale Birimleri ve bakanlıklarda oluşturulması gereken Cinsiyet Odak Noktaları için hiçbir girişim yapılmadığı, cinsiyetçi ve ayrımcı eğitim anlayışınınsa devam ettiği iddia edildi.
Ev içinde devam eden erkek şiddetinin iş hayatında da “mobbing” olarak sürdüğü ifade edilen açıklamada, yasalarda mobbing tanımı yapılmamasının, şiddeti uygulayanların cezasız kalmasına, şiddete uğrayanların da işsizlikten başka anlamı olmayan istifa seçeneğine mahkûm olmasına neden olduğu kaydedildi.
Gece kulüplerindeki şiddete dikkat çekildi
Gece kulüplerinde kadınlara sistematik olarak cinsel, fiziksel, duygusal ve ekonomik şiddet uygulandığı da belirtilen açıklamada, savaşlardan kaçan kadınlarınsa önce ulusal sınırlara çarptığı, ırkçı politikalar dolayısıyla göç yollarında hayatlarını yitirdikleri, yolu Kıbrıs’a düşenlerin de geri gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldıkları ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, barışa hasret bir coğrafyada kadın düşmanı ve homofobik zihniyetin hüküm sürmeye devam ederken lezbiyen, biseksüel ve transseksüel kadınların yok sayılmaya devam ettiği belirtilen açıklamada, kadınların erkek şiddetine, savaşa, ırkçılığa ve şovenizme karşı kadın dayanışmasının örüldüğü ve sesin yükseltildiği kaydedildi.
Açıklamada, “Adamıza barış gelene kadar, erkek devletin ve onun çizdiği sınırların yerini şiddetten arınmış bir dünya ve barışmış bir Kıbrıs ile değiştirene kadar da mücadele edeceğimizi bir kez daha hep birlikte haykırıyoruz” denildi.

































