Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Kadına şiddete öfke sokaklara döküldü

“BU YOLDA BEN DE VARIM”: Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına şiddete karşı mücadele veren örgütler Lefkoşa’da dün “Bu yolda ben de  varım”, “Kadın yürüyor, mücadele büyüyor” sloganları ile yürüyüş yaptı

AKINCI: “ZİHNİYETLER DEĞİŞMELİ”: Meral Akıncı, yıllardır farklı rollerde toplumda kadının rolünün güçlenmesi için çaba sarf ettiklerini hatırlatarak, tüm bu çalışmalar yürütülürken, zihniyet değişmedikçe ilerleme sağlanamayacağını kaydetti. Akıncı: Toplumsal anlayışta erkeğin kadın üzerinde hak sahibi olması söz konusu oldukça kadına yönelik şiddet devam edecek

HÜKÜMETİ VE POLİSİ PROTESTO ETTİLER: Kadın Eğitimi Kolektifi, Baraka Kültür Merkezi ve Bağımsızlık Yolu, kadın cinayetlerinin önüne geçilememesi, kadınlar için etkili bir koruma uygulaması geliştirilemediği gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Polis Genel Müdürlüğü ve Meclis önünde dün eylem yaptı

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” dolayısıyla toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddete karşı mücadele veren örgütler dün Lefkoşa’da yürüyüş düzenledi.

Lefkoşa’da Kumsal Parkı’ndan saat 10.30’da başlayan yürüyüşe, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve eşi Meral Akıncı’nın yanı sıra, bazı bakan ve milletvekilleri de katıldı.

“Bu yolda ben de varım”, “Kadın yürüyor, mücadele büyüyor” gibi sloganlar eşliğinde gerçekleşen yürüyüş, Kumsal Parkı’ndan başlayarak eski KTHY binası önünden Meclis’e, oradan da Dereboyu’na devam etti ve başladığı yerde sona erdi.

Yürüyüşün, Telsim Vodafone sponsorluğunda düzenlendiği belirtildi.

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” dolayısıyla düzenlenen yürüyüşe Sosyal Riskleri Önleme Vakfı da destek verdi.

Akıncı: Yarım asırdır bu ülkede adalet yolculuğunda yürüyoruz

Yürüyüş sırasında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın eşi Meral Akıncı’nın gün dolayısıyla hazırladığı mesaj metni dağıtıldı. Meral Akıncı mesajında, ülkede daha güzel bir gelecek, eşitlikçi, şiddetsiz ve adaletli bir yaşam için yürüdüklerini belirterek, “Yarım asırdır bu ülkede adalet yolculuğunda yürüyoruz” dedi.

Son zamanlarda tutarlı ve yayılmacı ilerlediğimiz bu toplumsal gelişim yolculuğunda, şiddetin görünürlüğünün artmasıyla, ölümle biten sonların da arttığına dikkat çeken Akıncı, bugünkü yürüyüşün amacının da buna dur demek olduğunu vurguladı.

“Zihniyet ve anlayış değişmedikçe ilerleme sağlanamayacak”

Meral Akıncı, yıllardır farklı rollerde toplumda kadının rolünün güçlenmesi için çaba sarf ettiklerini hatırlatarak, tüm bu çalışmalar yürütülürken, zihniyet ve anlayış değişmedikçe ilerleme sağlanamayacağının altını çizdi.

Toplumsal anlayışta bir erkeğin bir kadın üzerinde hak sahibi olması söz konusu oldukça kadına yönelik şiddetin devam edeceğini söyleyen Akıncı, bir kadını sokak ortasında dövüp, bıçaklayan zihniyetle bir kadını güçsüz ve beceriksiz gören zihniyetin aynı olduğunu belirtti.

Akıncı, toplumsal cinsiyet adaletine destek vermeyen her bireyin dolaylı değil doğrudan kadına yönelik şiddeti körükleyip, desteklediğini ifade ederek, “Bugün aramızda bulunamayan kadınları sadece şiddet uygulayıcı sevgili ve eşleri olduğu için değil, toplum olarak bu zihniyeti körüklediğimiz, bu anlayış ve tavırda olduğumuz için kaybettik” dedi.

“Bu yolculuk hepimizin”

Şiddetin genelde evde, sokakta, hatta yatak odasında da geçerli olduğunu dile getiren Akıncı, adamın çoğu kez onay aldığını çünkü doğduğu andan itibaren erkekçil tavırlar öğrendiğini ve zihinlerin karartıldığını belirtti.

Akıncı, “Bu nedendendir ki, tecavüze, tacize uğrayan dövülen ve öldürülen kadınlar, konuşmaz susar, ölene öldürülene kadar” dedi.

Meral Akıncı mesajına şöyle devam etti;

“Elbette ki merkezi ve yerel yönetimlerin kadını şiddete karşı koruma, şiddetti cezalandırma ve önleme görev ve sorumluluğu vardır. Bu sorumlulukların yerine getirilmesi için bugüne kadar yaptığımız gibi her gün baskı ve lobi yapmaya devam edeceğiz. Fakat bilmemiz gerekir ki sığınma evleri ve adli yardım gibi destek hizmetlerinin yanı sıra, toplumsal anlayışımızda ve zihniyetlerde de bir dönüşüme ihtiyacımız vardır. Bu anlayışın dönüşmesi için ülkemizdeki her örgüt, her makam ve en önemlisi her birey, bu yolda ben de varım demeli. Çocuklarımızı ise günün çağına göre yetiştirelim, insanlık öğretelim. Çünkü bu sorumluluk hepimizin. Bu yolculuk hepimizin”

İçişleri, Polis, Meclis, Çalışma Bakanlığı önünde eylem

Kadın Eğitimi Kolektifi, Baraka Kültür Merkezi ve Bağımsızlık Yolu, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” nedeniyle, kadın cinayetlerinin önüne geçilememesi, kadınlar için etkili bir koruma uygulaması geliştirilemediği gerekçesiyle eylem yaptı.

Eylem, saat 16.30’da İçişleri Bakanlığı, Polis Genel Müdürlüğü ve Meclis önünde eş zamanlı olarak bildiri okunmasıyla başladı.

Ardından saat 17.00’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önüne gidildi.

Şentürkler: Bakanlar görev yapmıyor, 10 yılda 20 kadın öldürüldü

İçişleri Bakanlığı önünde örgütler adına ortak açıklama yapan Zekiye Şentürkler, “Her dönemin bakanı gibi şimdiki bakanı da görevini yerine getirmediği için, bırakın her ilde birer tane, sadece bir tane bile Kadın Sığınma Evi olmadığı için ve son 10 yılda 20 kız kardeşimiz öldürüldü” şeklinde konuştu.

Koloz: Polis, kadına yönelik şiddetle ilgili şikayetleri ciddiyetle ele alınmalı

Polis Genel Müdürlüğü önündeki ortak açıklamayı örgütler adına okuyan Melisa Koloz, şiddete uğradığı için polise başvuran kadınların yapmış oldukları şikayetlerin, diğer suçların soruşturulmasında olduğu gibi ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade ederken, polisin görevinin arabuluculuk yapmak ya da şikayetçinin mahkeme süreciyle ilgili gözünü korkutmak veya tavırlarıyla şikayetçiyi yıldırmaya çalışmak olmadığının da altını çizdi.

Alçıcıoğlu: Sosyal hizmetlere dar bütçe öneren vekiller, kadın cinayetlerinin sorumlusudurlar

Meclis önündeki ortak açıklamayı ise örgütler adına okuyan Şifa Alçıcıoğlu, “sosyal hizmetlere yıllarca dar bir bütçe öngörerek kadınların şiddete karşı korunmasız kalmasına sebebiyet veren vekiller, kadın cinayetlerinin de sorumlusudurlar” şeklinde ifadelerde bulundu. Ayrıca sosyal hizmetler alanında yıllardır giderilmeyen personel ihtiyacının ortada durduğunun altını çizerek  milletvekillerinin Din İşleri Dairesi Yasasını değiştirerek personel sayısını 65’ten 360’a çıkarmasının, devletin; kaynaklarını kadınları koruyan sosyal politikaları değil; kadına yönelik şiddeti besleyen muhafazakar politikaları icra etmek için kullandığını vurguladı.

Kadın cinayetlerine öldürülen kadınların yoklaması alınıp, isimleri duvara yansıtıldı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde yapılan basın açıklamasından önce kadın cinayetlerinde öldürülen kadınların ismi okunarak yoklama alınırken isimleri de Bakanlık binasının duvarına yansıtıldı.

Nazlı: Kamu kaynaklarını gerici odaklara değil, kadınları, çocukları, yaşlıları koruyacak politikalara ayırın

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önündeki ortak açıklamayı okuyan Cansu N. Nazlı, kullanılan kamu kaynaklarının kadına yönelik şiddeti besleyen gerici odaklara değil, kadınları, çocukları, yoksulları koruyacak sosyal politikalara tahsis  edilmesinin elzem olduğunun altını çizdi. Ayrıca Bakanlıktan, Alo 183 ihbar hattının tam teşekküllü hizmet verebilmesi için gerekli alt yapıyı oluşturmasını isteyen Nazlı, “Bir an önce güvenlik, sağlık, hukuki ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin koordineli şekilde bir noktadan verileceği şiddet önleme merkezlerini hayata geçirin! LTB’nin sığınma evi var diye oturmayın, her bölgeye kadın sığınma evlerini kurmak için harekete geçin!” dedi.

İlginizi çekebilir

Herkes ev yapacaklar sandı ama…

İlgi görmeyen çocukların beyni küçülüyor

İnanılmaz dönüşüm