Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kaçırılan konfederasyon fırsatı

Çözüm olursa gerçekten “yeni ve bağımsız bir devlet mi oluşacak?” Bu düşünceyi Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias’ın “Yeni Kıbrıs Bağımsız bir ülke ve gelecekte kendi kararını verecek bir devlet olacak. Bu nedenle normalleşmenin engellenmesine izin vermeyeceğiz” açıklaması soktu kafama.

C.Montana’da Türkiye ile Yunanistan arasında büyük bir tartışma yaşanıyor. (Tabi ben yorumumu yaparken orada bazı değişiklikler olabilir ama şu ana kadar görüyoruz ki ne Türkiye garantisinden ödün veriyor ne Yunanistan ve Rum tarafı garantilerin kaldırılması ısrarından vaz geçiyor. (Yunanistan ve Rum tarafı Annan planında başaramadıklarını bu kez TC’nin garantörlüğünü tümden kaldırarak başarmak kararındalar.)

Devam ediyorum: “Çözüm nasıl bir Kıbrıs yaratacak?” çözüm olmasını isteyen taraf olarak eğer masaya otururken inisiyatifi ele alabilmiş olsaydık, bu soruya şimdi daha rahat cevap verebilirdik!”

Fakat ok yaydan çıktı! Bir yıldır kafa kafaya vurup Annan planından kopyalar çekip oluşturulan çözüm şeklini paket de yapsalar demet de yapsalar içinden çıkamayacakları bir çözüme varacaklar ki şimdiden yazayım, bu topluma günahtır! Çünkü:YARIM asırdır bu adada Rum toplumu ile mücadele etmek zorunda bırakılan, adadaki varlığını korumaya çalışan, dünyadaki tek dayanağı ve güvencesi Türkiye olan bir toplumdan söz ediyoruz! Ki ortaklık devleti kuracağız dedikleri Rum’la henüz daha ne döktükleri kanları silebildik söndürdükleri hayatlarımızdan ne yakılıp yıkılırken oluşan yaraları kapatabildik kalplerimizle ruhlarımızdan!

DÜŞÜNÜN: Müzakere safhasında bile hâlâ suçlu sandalyesinde “mahkûm edilmiş” Türk olarak oturuyoruz! Hem de ambargolarla, dünyadan tecrit edilmişlikle!

Bu nedenle diyor ki Rum ve Yunan tarafı 1974 harekâtı meşru değildi!

Eee! Biz masaya başından beridir bu suçlamanın töhmeti altında oturmadık mı? Gelin tekrarlayalım: Bize “Korsan devlet” demediler mi? Kuzey’i işgal ederek Rum ahaliyi göçe zorlayıp mülkünü talan eden devlet suçlamasında bulunmadılar mı? Eğer çözüm istersek Kuzey’i sahipleri Rum’a iade etmemiz gerektiğinin pazarlıklarını yapmadılar mı? Ve bilmiyor muyduk eğer yeni bir çözüm olacaksa asla ve kata Türkiye’nin garantörlüğünü kabul etmeyeceklerini?

ŞAŞIRMAYALIM. Eğer Kuzey’deki 42 yıllık gelişmişlikle kökleşmeyi Rum tarafının önüne “siyasi eşitlik koşullarının” senedi olarak koyabilmesini becerip, “birleşik” gibi saçma olduğu kadar tehlikeli bir federasyonun yerine iki devletli “konfederasyonu” müzakerelerin mihengi yapabilseydik, bugün çözüme çok daha yakın olurduk! Bir fırsatı daha kaçırdık!


Sn. KANBAY’IN SERZENİŞİ VE…

Uzun zamandır böyle bir “takazaya” uğramadığımız için şaşırdık! Kıbrıslıca tabiri ile bizi “yıkadı serdi!”

İki gündür en az C.Montana’daki konferans kadar etki alanı yaratırken gerek sosyal medyada gerek gazetelerde haber ve yorumlarıyla yer alan TC Büyükelçisi Sn. Derya Kanbay’ın Fikri Toros üzerinden KKTC’yi “pataklayan” mesajından söz ediyorum!

Bu nedenle diyorum gelin Sn. Kanbay’ın mesajını cümle cümle açalım bakalım ne göreceğiz?

TABİ önce fikrimin ince gülünü koklayım: “Fikri Toros Ticaret odası başkanı olarak başından beridir çözümden yanadır çünkü çözüm olursa Türk ekonomisinin şaha kalkıp dünyaya açılacağını sanmaktadır! Tabi zaten çoktan dünyasal olmuş Rum ekonomisi ile büyüklüğünü ve becerisini bizden çok iyi bilmesine karşın hem de!  KANBAY’A GELİNCE: Canı fena halde sıkkın! Diyor ki “Sn. Toros orada trafik kurallarını sürekli ihlal eden insanlar, egzozlarından gürültü ve duman çıkaran maçolar, yediği çipsin paketini yere atan cahiller… Hah işte burada durdum! Bizzat beni de hasta eden çevre kirliliğini dikkatle izlerken “kim kirletir” diye tespitimdir de ondan: Cevabını vermem gerekirse en çok “TC kökenliler çünkü ve hâlâ KKTC’i kalıcı vatanları olarak görmüyorlar, bu nedenle “bana ne temizlik tertibinden” diyorlar ve olanca zibilliklerini, bazıları kişisel davranış bozukluklarını da yanına katarak nerede olurlarsa olsunlar oraya boşaltmaktadırlar! Ha bizimkiler mi? Almanya’da bu kadar bira içilmez bizimkiler de yerlere içtikleri biraların şişeleriyle teneke kutularını boca etmekteler!

DEVAM ediyor Sn. Kanbay: “Devletin kaynaklarını yandaşlarına akrabalarına peşkeş çeken insanlar görüyor musunuz acaba?” (Crant Montana’da demek istiyor.)

İşte şimdi Sn. Büyükelçim turnayı gözünden vurdunuz, tebrikler.. Ne var ki yine bir eksiğiniz var. Biz bu söylediğinizi 42 yıldır söylüyoruz! O kaynaklar sadece partizanca çıkar hesaplarında harcanmadı! Biliyorsunuz sizin oralardan gelenlerin de epey payı var yani! Ve şimdilerde “rant” dediğimizi o sözünü ettiğiniz kaynakları sata sava bitiremeyenler de onlardır çoğunluğunca!

VE EVET Sn. Kanbay. İsviçre dünyanın örnek ülkesidir. AB’nin ortasına sıkışmış güvenliği bile doğal olan bir ülke! Bir de şu Kıbrıs adasına bak! Yedi kocalı Hürmüz desek de az kalır! İsrail ile Mısır bile üzerine kumar oynar!

Dolayısıyle çözüm olsa ne oluruz dersiniz Sn. Kanbay? Crant Monatana mı yoksa Mont Pelerin mi? Biline ki yine bildiğimiz Kıbrıs olarak kalacağız. Hır gürü eksik olmayan, hatta savaş olasılıklarıyla berdevam!


KISACA TAKILDIĞIM: (NE ZAMAN DENETLEYECEKSİNİZ?)

Belki körün değneği gibi bellemişim sürekli tekrar ediyorum ama ne yazık ki bize “tekrarlarla” zaman kaybettirmeyecek adam gibi bir düzen kuramadı iktidara gelip giden partiler! Sayelerinde KKTC’nin dört duvarı arasında dön baba oluyoruz!

Bu nedenle devlet olduk diyoruz ama “olamadık!” Üniversiteler diyarı olduk ama “olmadık işte!” Nitekim bir süre önce TC’den ve üçüncü ülkelerden gelecek öğrencileri periyodik aralıklarla denetleme kararı alındı. Mesela 3. Ülkelerden gelenler her yıl denetlenecek? Denetlenecek de nasıl? Kim denetleyecek? Ki onları halâ suçları, kaçak işçilikleri, taksicilikleri hatta belediyelerde bile çalışanlarıyla görüyoruz! Ve diyoruz ki “Eee, hadi başlayın denetlemeye!”