Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KAÇINCI MAHVETTİN…

Vakıf malları daha tartışılacağı benzer.

Bu konuda İngiliz’den şikayet edilir.
Malı mülkü Rumlara peşkeş çekti diye.
Bir de Vakıf malları satılamaz devredilmez diye.

Bütün bu tartışmalar,
Üzerinde oturduğumuz malların mülkü başkalarındayken yapılıyor doğrusu başkayız…

Yanılmıyorsam Talat dönemiydi adaya Kıbrıs’ta hüküm süren Lüzingnan ailesinin son uzantılarından biri gelmişti.
Cumhurbaşkanlığına da ziyarette bulunmuştu.
İyi ki Sarayönü’nü istememişti.
İsteseydi,
Eşdeğerden mal alırdı herhalde…

Sen bize bak!,

Roma’ya tatile gider,
Holiday için.
Geri geldiğinde ballı börek anlatır.
Şöyleydi, böyleydi.
Brüksel’e gider o antik yapıların nasıl korunduğuna şaşar kalır.
Elinde fotoğraf makinesi.
Gotik yapılar büyüleyici.
Dilek çeşmesine birkaç cent atarken fotoğrafını çeker,
Su kanallarında gondollara biner, kentin nasıl korunduğuna şaşar kalır,
Bir fotoğraf da oradan çeker facebook’ta yayınlar dostlar görsün.
Sonra yel değirmenlerini görür,
Tepelerin üstünde,
Ta bilmem kaçıncı yüzyıldan,
Geri gelir,
Ballı börek anlatır.
Kendi yel değirmenleri çoktan sökülüp atılmıştır kime ne…

İster misiniz ayrelli, ebe gömeci, yumurta otu, karot ve bil umum çayır çimen de özelleştirilip ihale marifeti ile halledilsin?
Geriye kalan doğal kaynaklar bunlar nasıl olsa…

Rum malında oturur,
Vakıf malı sayıklar…

Uzakdoğuya seyahate gitti diyelim,
Bakar ki ineklere, fillere, maymunlara dokunan yok.
Yolda belde dolaşmaktalar.
Kutsal varlıklar sayıldığından.
Hayran kalır bu kutsal anlayışa.
Gelir çevresine ballı börek anlatır.
Öte yandan kapısında kedi göremez zaar.
Sırasında tekmeler,
Yoldayken tekerinin altına alır…

Ahmet Tolgay 15 Mart 2015 tarihinde kaleme aldığı bir Pazar yazısında Ahmet Erdengiz’in bir mektubunu yayınlıyor ve Lüzignan ailesinden haber veriyordu.
Guy Amaury Roux Lusignan bu ailenin mensubuydu ve yaşadığı Washington’da hayata veda etmişti.
Luzingnan Hanedanı eğer yaşıyor olsaydı, ölen bu kişi Kral olacaktı…

Bu Lusingnan mı gelmişti adaya bilemem…

Bilgiyi yineleyelim diye veriyoruz yoksa Lüzingnan mülklerini sorguladığımızdan değil.
Köprülerin altından çok sular aktı.
Yüzyıllarca.
Osmanlılar da adayı kılıç sallayarak, top atarak almışlardı.
Sonra savaş hukuku doğdu…

İngiliz’e gelince,
Ne diyelim.
Ada bu hale düşmüşse, kabahatin çoğu onlarda…

Sen oturduğun sandalyeyi, koltuğu düzelt.
Suyu idare et,
Elin yel değirmenlerine hayran kalacağına,
Düşün,
Kaçıncı mahvettin (sin!)