Köşe YazarlarıSürmanşet

KABAHATİN BÜYÜĞÜ BİZDE KARDEŞİM







Adına asla bir Ekonomik Paket denemeyecek olan birtakım düzenlemeleri, genelde iş çevreleri de beğenmedi.




Tuzu kuru olanlar sessiz kalmayı yeğlerken, zaten sesini duyuramayan küçük işletmelere iane denebilecek düzenlemeler içeriyor ve onu da ne zaman alacakları belli değil.



Tarımdan gelme, eldeki imkanlara, verilere, ne yapılması gerektiğine henüz vakıf olması mümkün olmayan Maliye Bakanı eleştiriler üzerine tam da kendinden beklendiği şekilde “ne yapalım eldeki imkanlar bu” yanıtı veriyor.

Oysa Mertkan Hamit’in araştırdığı verilere göre, covid öncesi sosyal sigortalara kayıtlı çalışan sayısı 118 bin iken, bu sayı kasım ayı itibarıyla 92 bine gerilemiş.

Yani istihdamda yüzde 22’lik ciddi bir kayıp mevcut. Sen ne kadar işverene işçiler için yapması gereken yatırım payını verirsen ver, adam işten durdurmaya gitmiş. Sorun sadece işçinin yatırımı değil ki, işletmeler kapanıyor.

Bir kere “eldeki imkanlar bu” lafı, boş laftır.

Yine yazacağım, hep yazacağım; 2019’dan kalan ödenmeyen yarım milyar liralık vergiyi toplamayan, bu Maliye Bakanı’nın Tarım Bakanı koltuğunda oturduğu hükümettir.

Hepimiz de biliyoruz ki, bu vergi, öyle götürü, kişisel, şu bu vergi borcu değil, büyük işletmelerin kurumsal vergi borcudur.

Siz seçimlerde ayağınıza taş olmasın, desteklerini kaybetmeyesiniz diye, bunların üstüne gitmediniz.

Ve devlete sadece bu kalemden, yarım milyar zarar verdiniz. Devletin gelir gider dengesini bozan sizsiniz.

Taaa Maliye Bakanı olduğu dönemde verginin yüzde 48’ini toplayabildiğini söyleyen, Ersin Tatar mantığı işte şimdi size “Elde olan bu” dedirtiyor. O Ersin Tatar ki,  yine Maliye Bakanı olduğu dönemde, toplanmayan vergi miktarının 900 milyona ulaştığını gördüğü halde, vergi affı çıkartmış, bunu yaparken de “vergi affı birileri için” demişti. Sizi nasıl desteklemesinler, değil mi ya…

Pandemi dolayısıyla yapılan vergi indirimi, önce yüzde 5 olarak duyuruldu, sonra bunun üstüne yüzde 10 daha eklendi. Sanırım bu uygulama hala daha sürüyor. O gün bu indirim sadece küçük işletmelere uygulanmalıydı. Oysa zaten tonla indirim, muafiyet sahibi olan sermaye de bu indirimden yararlandırıldı. Bu da tek kelimeyle seçim kıyağıydı. Piyasayı kurtarma falan değil.

Bugünün hükümet ortağı, üstelik de ekonomiden sorumlu Bakan olan Erhan Arıklı Mayıs 2020’de Meclis’te “5300 civarındaki kurumlar vergi mükelleflerinin yarısı zarar gösteriyor… Niye refah seviyesine göre vergi tatbik etmiyoruz?” diye soruyordu.

Arıklı, Bakanlar Kurulu’nda neler konuşulduğunu merak ettiğini de ekliyordu. Şimdi de ben merak ediyorum, acaba Erhan Arıklı bunları şimdi Bakanlar Kurulu’nda söylüyor mu? Söylemediği açık ki, Maliye Bakanı çıkıp, “yapılacak bir şey yok” diyebiliyor.

Ha, Arıklı aynı konuşmanın içinde, “Zenginlere dokunmadan Türkiye’den para beklendiğini” de vurgulamış. İşte tam da söylemek istediğim bu.

Bugün Türkiye Cumhurbaşkan Yardımcısı Fuat Oktay bu kez protokol için KKTC’ye geliyor.

Ve sizler, içinde bu sözleri söyleyen Erhan Arıklı da olmak üzere, Türkiye’den para isteyeceksiniz.

Ben Türkiye yetkililerinin yerinde olsam, “Siz ne yaptınız” diye sorardım.

Türkiye’nin durumu bizden farklı değil. Sadece çapı büyük. Ama sorunları da bir o kadar büyük. Bu durumda bile, kendi kaynaklarını ona buna bağışlayanların hala “Türkiye para ver” demesi yüzsüzlük değil de nedir?

Defalarca yazdım, biz aciz değiliz. Bu ülkede aklın alamayacağı bir sermaye birikimi var. Bu halkın, topraklarının insanının üzerinden üretilen bir sermaye. Ve siz bu sermayeden devletin alması gerekeni bağışlayarak, el açar duruma geliyor, karşımıza geçip çaresizlik oynuyorsunuz.

Bizim asıl aczimiz, devleti değil, halkı değil, bir dahaki seçimi düşünüp, devleti zarara uğratanları yeniden seçmemizdir

 

 

YERİN KULAĞI VAR

KIRILMA NOKTASI 1 TEMMUZ:

Virüsün ilk ortaya çıktığı Mart ayından Tatar hükümetinin karantinasız açılmaya imkan verdiği 1 Temmuz tarihine kadar ülkede sadece 108 vaka vardı. Açılma kararının alındığı 1 Temmuz’dan bugüne ise vaka sayısı 700 kusura çıktı. Artık neredeyse günlük vaka sayısında yüze yaklaştık. Ülke bugün salgınla mücadelede başarılı olamıyorsa bunun tek sorumlusu Tatar hükümetinin 1 Temmuz’da aldığı karantinasız giriş, arkasından 3 günlük karantinasız giriş kararlarıdır. Bunu aklınızdan çıkartmayın.

 

GİZLEDİLER, YAYILDI:

YDÜ açıklamasa, ülkede mutasyonlu virüs olduğundan haberimiz olmayacaktı. Saklayacaklarını mı sandılar? “Başarılarını” gölgelemek istemediklerinden mi? Sonunda nihayet gönderdikleri örneklerin peşine düştüler ve YDÜ’nün tespiti onaylandı, 20 numunenin 16’sında mutasyonlu virüs saptandı. Bu kadar saldırgan bir yayılmanın sebebinin bu olduğunu zaten hepimiz tahmin ediyorduk da keşke şu konuda olsun şeffaf olmayı becerebilselerdi de insanlar daha bir dikkatli olsaydı. Gizlediler, yayıldı, bu kadar basit.

 

Prof. Dr. ŞANLIDAĞ CİDDİ ŞEYLER SÖYLÜYOR:

YDÜ Deneysel Sağlık Bilmleri Enstitüsü’nün Başkanı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Tatar’ın zamanında kurulmasını reddettiği Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu yerine Başbakanlıkta oluşturduğu Koronavirüs Bilim Kurulu üyesiydi. Tatar, kendisinden övgüyle söz ediyordu. Şimdi o profesör, geriye dönük araştırmalarında mutasyonun 13 Ocak’taki bir vakada tespit edildiğini söylüyor, “Ocak’ta tespit etseydik, tedbirler daha erken alınabilirdi” diyor. Ah Sayın hocam, yaparlar mıydı sizce? Mutasyon akıllarına bile gelmemiş.

 

ÇÖZÜM DEĞİL, ÇÖZÜMSÜZLÜK İSTİYOR:

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in adayı ziyaretinde konuşan Rum lider Anastasidis, “Kıbrıslı Türklerle barış içinde yaşayabilmemiz için Yunanistan’ın desteğine ihtiyacımız var” dedi. İyi de Kıbrıslı Türklerin de sizinle barış içinde yaşaması için Türkiye’ye ihtiyaç duymasına neden kızıyorsunuz? Adada Yunanistan’ın ne kadar hakkı varsa Türkiye’nin de var. Aslında bu tür açıklamalarla bir çözümü değil, çözümsüzlüğü savunduğunu itiraf ediyor.

 

OKTAY GELİYOR:

Fuat Oktay baktı gördü bu beceriksiz hükümetle bir şey olacağı yok, “bari gidip biraz akıl vereyim, ne yapmaları gerektiğini söyleyeyim” diye düşünmüş olacak ki KKTC’ye geliyor. Bu yamalı bohçanın dikiş tutmayacağını bilmez ki. Bunlara meram anlatmak da zor. Çünkü anlamak istemiyorlar. Hükümeti “her şeyi biz biliriz, biz yaparız” havasından çıkartamadığımız sürece işimiz zor…

 

ŞU MEYHANELER MESELESİ:

Aklıma şu meyhanlerin kapatma kararı geldi. Hangi akla hizmetse, meyhaneleri bulaşın kaynağı olarak gördüler ve ilk etapta kapattılar. Tarih, 15 Aralık 2020 idi. Ama aynı tarihte, kitlesel bulaş yeri kumarhaneleri de ısrarla açık bıraktılar. Sonuç ortada… Yılbaşı için asıl alınması gereken önlemleri bile bile almayanların gazabına uğradık. Biçare meyhane esnafına da iflas bayrağını çekmek düştü.

 

FOTO GÜNDEM: HIZLI TESTİ NİYE REDDEDİYORLAR ANLAMIYORUM: Bütün dünya, daha geniş tarama ve sürat açısından hızlı testleri uygularken, bizde başlangıçta yapılan uygulama çoktandır rafa kalkmış durumda. Sebebini açıklamasını Sağlık Bakanı’ndan beklemeyin, duymuyor bile. Hataneler, oteller doldu taştı, 7 günde 444 vaka, gizlenenler, test yapılamayanlar ortalıkta dolaşıyor ama Pilli’den bir hareket yok. O boyuna kıyasladıkları güney Kıbrıs, bir haftada nüfusun dörtte birini yani tam 208 bin kişiyi hızlı teste tabi tuttu, sonunda okullarını da işyerlerini de açtı. Bu kadar basit.









Başa dön tuşu