Seyahat

JAIPUR (Hindistan)


Geçen haftaki yazı dizimde Hindistan’ın şimdiki başkenti Yeni Delhi’nin yanı sıra sizlere eski Delhi’yi de tanıtmıştım. Bugün ise programımız doğrultusunda Yeni Delhi’nin güneyine geçiyoruz.

Kara yolu ile 268 km süren bu yolculuğumuzu 4.5 saatte duraksız yaptık. Yol boyunca otoban olarak nitelendirilen yollarda seyahat etmek şehir içindeki trafiğin karmaşasından sonra bize çok daha rahat ve güvenli gelmişti. Ancak yol boyunca koca tırların yanından geçmek yine de ürkütücü idi. Hele hele TIR’ların arkasında ‘Please Horn’ yazısını okuyunca neden o kadar çok korna basıldığını çok daha iyi anlıyorsunuz. Yan aynasız eski otobüslerin nasıl olup da trafikte seyir halinde olduklarını yine şaşkınlıkla izledik. Hindistan’ın her eyaletinin birbirinden farklı oluşu size farklı bir ülke hissini vermektedir. Rajasthan eyaletinin başkenti olan Jaipur bu haftaki yazı dizimin konusudur.
Jaipur’un nüfusu 2011 yılında 4 milyon civarındaydı. Böyle olunca da şehir ülke içindeki sıralamada Hindistan’ın en kalabalık onuncu şehri olmuştur. Şehir, 1727 yılında kentin ismini aldığı ve sonradan Amer’in yöneticisi olan Rajput hükümdarı Jai Singh II tarafından kuruldu. İngiliz Sömürge döneminde Jaipur Devletinin başkenti olmuştu. 1947 yılında bağımsızlığını kazanan Hindistan’da ise yeni kurulan Rajasthan eyaletinin başkenti ‘Jaipur ’olmuştur. Şehre girdiğimiz zaman binaların pembe renkte boyalı oluşu dikkatimi çekmişti. Bunun nedenin ise 1853 yılında İngiliz Kraliçesi Viktorya ve Prens Albert Jaipur şehrini ziyaret edecek diye şehirdeki tüm binaların pembe renge boyandığını rehberimiz anlatınca merakım da giderilmiş oldu. Bu renk Hindistan’da misafirperverliğin rengi olarak biliniyormuş (aslında görüntü itibarı ile daha çok kiremit kırmızısını andırıyor) O günden itibaren ise Jaipur şehri bir başka deyişle ‘Pembe Şehir’ olarak biliniyormuş.

JAİPUR’DA GEZİLECEK YERLER
Hawa Mahal: Sarayın ismi ‘Rüzgarların Sarayı’ anlamına gelmektedir. Binaya dıştan bakıldığında 5 katlı görünmesine rağmen içerden gezildiğinde ise bina 2 katlı olarak görülmektedir. 1799’de Maharaca Pratap Sing tarafından, kumtaşından yapılmış bu binanın cephesi 953 küçük pencere, balkon ve ince paravan işiyle yapılmıştır. Saray hareminin kadınları zamanında, festival etkinliklerini ya da dış dünyayı bu esintili cepheden seyrediyormuş. Şehirdeki mimaride İran’ın etkisi göze batmaktadır.
Jal Mahal: İmparatorlar tarafından Av Köşkü olarak kullanılan bina 1799 yılında inşa edilmiştir. Ancak ilerleyen yıllarda yağan yağmur sularının birikmesi ile buradaki su seviyesi yükselmiş ve 18.ci yüzyılda buraya bir baraj inşa edilmiş. Zaman içerisinde ise buradaki baraj daha da büyüyerek göle dönüşmüştür. Bu köşk ziyaretleri tekne turları yasaklanana kadar devam etmişti.
Jantar Mantar: Maharaca Savay Cay Sing’in en büyük tutkusu astronomiymiş. Bir gözlemevi olan burada astronomi ile bağlantılı aletler var. Tüm bu aletler arasında bir de 30 metre yüksekliğinde güneş saati var. Bu bölgeye giden pek çok turistin ziyaret ettiği yerlerin başında gelen bu yerde yıldızların konumları, gezegenlerin uzaklığı, güneş tutulmalarının saatleri hesaplanıyor.18.ci yüzyıl Hindistan’ında farklı dini ve sosyal inançlardan meydana gelen fikirlerin bir araya gelişini de göstermektedir. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Jantar Mantar’ı en iyi şekilde gezmenin tek yolu ise pek tabii ki rehber eşliğinde yapılan gezilerdir.

Amber Kalesi: Jaipur merkeze 13 kilometre uzaklıkta bulunan bu kale bir tepe üzerine inşa edilmiştir. 1592 yılında inşa edilen bu kalenin içinde kocaman bir Shiva heykeli var. İşte bu heykel amber taşından yapıldığı için bu kaleye de Amber Kalesi ismi verilmiştir. Kale 450 yılı aşkın bir süredir Kraliyet ailesine ev sahipliği yapmaktaydı. Kalenin tepesinden karşı tepelere baktığınız zaman Çin Seddinden sonra Dünyanın en uzun duvarını görürsünüz. Kaleye ulaşım filler sırtında veya 4×4 jeep’ler ile yapılıyor. Kalenin içinde Sila Devi Tapınağı, Jai Man (Aynalı Saray)’ı görürsünüz. Bu arada Kaleyi gezerken Müslüman – Hint mimarisinin en belirgin motifleri ve özellikleri de dikkat çekmektedir. Yine kale içinde bulunan Jaigah Fort’da ise Dünyanın en büyük tekerlekli topu sergilenmektedir.

HİNDİSTAN’DA KAST SİSTEMİ
1975 yılında devletin yürüttüğü politikalarla kast sistemi büyük şehirlerde biraz olsun çözülmeye başlamış olsa bile Hindistan’ın kırsal kesimlerinde katı kurallar hala devam etmektedir. Kast sistemine göre bireyin önceki hayatındaki davranışlarıyla bugünkü kast sisteminin hangi sınıfında bulunacağını belirlemiş olur. Bu uygulama doğrudan reenkarnasyon bağlantılı olduğunu gösterir. Bu kast sistemi Hinduizmin kutsal kitapları olan ‘Veda’ larda geçmektedir. Sınıf atlamanın ise sadece kişinin daha sonraki yaşamında reenkarnasyon ile olabileceğine inanılmaktadır. Kast sistemindeki sınıflandırmalara gelince şöyle bir uygulama yapılmıştır.
-Brahmanlar: Rahipler ve Bilginler (öğretmen ve yöneticiler bütün evrenden sorumludurlar)
-Ksatriyalar: Savaşan Prensler ve Askerler (Kendi ve ülkelerinden sorumludurlar)
-Vaisyalar: Esnaf ve Çiftçiler (Kendi ve ailelerinden sorumludurlar)
-Sudralar: İşciler ve Köleler (Kendi ve ailelerinden sorumludurlar)
-Paryalar: Sapık, Katil ve Suçlular (Sınıflandırma dışında kalanlar, hor görülenlerdir)
Her kast ise kendi içinde de mesleklere göre alt kastlara ayrılmaktadır. Eğer siz şimdiki yaşantınızda düşük bir kast sınıfından iseniz bir önceki yaşamınızda kötü davranışlarınızdan dolayı bu sınıfta doğmuşsunuzdur. Böyle olunca da kötü işlerde çalışıp karmaya saygı gösterirsiniz. Mesela bir Parya olarak doğup asla bir Brahman ile evlenemezsiniz. Katı kurallardan dolayı ise bunun bedeli ölüm ile sonuçlanır. Kast sınıfları arsındaki insanların deri renginden dolayı hangi sınıfa ait oldukları bir bakışta anlaşılmaktadır. Kişinin derisi koyu renk ise pek tabii ki en alt sınıfa tabii oluyor. İşte bu sistemin farklı bir uygulaması da günümüzde Çin’de de vardır. Sizler de bir yerde Çinliler ile karşılaşmışsınızdır. Onların da güneşten korunmak için yüzlerinde maske ve kollarında uzun kolluklarla dolaştıklarına şahit olmuşsunuzdur. İşte onların da böyle güneşten korunmalarındaki amaçları tenlerinin kararmamasıdır. Aksi takdirde işçi sınıfı görünümü alırlar ve itibar görmezler.
Hindistan’da ‘Sati’ geleneği de devletin uzun uğraş ve mücadelesinden sonra hemen hemen ortadan kalkmış gibi görünüyor. Bu geleneğe göre evli kadınlar kocalarının malı olarak göründükleri için eğer koca kadından önce ölürse ölen koca yakılırken karısı yanına atlayıp diri diri kendisini yakıyordu.

HİNDİSTAN’DA EVLİLİKLER
Hindistan’da başlık parasını kız tarafı veriyor. Böyle olunca günümüzde olmasa bile uzun yıllar kızlar doğar doğmaz öldürülüyor veya sokağa atılıyormuş. Sevgi evlilikleri ise Hindistan’da çok nadir görülüyor. Kadın – erkek ilişkisi üzerinde günümüzde bile hala baskı vardır. Evlilik öncesi görüşmek veya çıkmak tamamen tabudur. Aileler tanışıp anlaştıysa önce astroloğa gidiliyor. Hem kadının hem de erkeğin Hint astrolojisine göre uyumuna bakılıyor. Eğer iki taraf arasında uyum varsa düğünün yer ve saati yine astroloğa göre belirleniyor eğer uygun çıkmazsa ilişki başlamadan hemen sonlandırılıyor. Hindistan çok geniş bir alana yayıldığı için pek tabii ki yerine göre evliliklerde farklılıklar gözlemlenmektedir.

HİNT YEMEKLERİ
Hint mutfağında tüm yemekler baharatlı, tarçınlı ve körilidir. Hinduzim inancı nedeniyle inek eti asla ülke genelinde tüketilmemektedir. Et yerine daha çok balık veya tavuk eti tüketilmektedir. Yemekler arasında balti, tikka en belirgin çeşitlerdendir.

HEDİYELİK NE ALINIR
Birbirinden güzel renkli ipek veya simli kumaşlarla yapılan ve özel günlerde giyilen ‘saree’ler, tütsü, kına ve birbirinden güzel renkli takılar hediyelik eşyaların başını çekmektedir. Pek tabii ki amber taşı yanı sıra yemeklerde kullanılan farklı baharat çeşitleri, fil heykelcikleri veya süslü gece lambaları de bir başka hediyelik alternatifidir.

NEREDE KALINIR
Hindistan’da konaklayacağınız süre içerisinde özellikle de ‘Golden Triangle’ diye nitelendiren bölgelerde hijyen yönünden size tavsiyem 5* otellerden şaşmamanız olacaktır. 5* oteller de Deluxe ve Standart olarak kendi içlerinde ikiye ayrılır. Ancak kısıtlı bütçeniz varsa o zaman 4* otelleri de göz önünde bulundurabilirsiniz. Hindistan’ın her yerinde olduğu gibi Jaipur Otelleri de Avrupa otelleri ile kıyaslandığı zaman fiyatları çok daha ucuzdur. Hele hele rezervasyonlarınızı 3-4 ay öncesinden yaparsanız çok daha uygun fiyata konaklama yapabilirsiniz. Bu oteller arasında ‘Le Meridien Jaipur Resort &Spa’, ‘Rajputana’ Delux kategorisinde olup ‘Grazia Grand’ ve ‘Country Inn Suits’ ise 5* Standard otel kategorisinde yer almaktadır. 4* otellere gelince ‘Clarks Amer’ ve ‘Mansingh Palace’ sizlere önerebileceğim otellerdendir. Bu otellerin fiyat aralığına gelince €130 – €500 arasında gecelik 2 kişilik odada olacak şekilde değişkenlik göstermektedir.

Bugünkü yazı dizimde sizlere Jaipur’u tanıtmaya çalıştım. Farklılıklar ve renkler ülkesi olan Hindistan’da dolaşırken hijyen açısından yedik ve içtiklerinize çok dikkat etmenizi öneririm. Haftaya bir başka Hindistan şehrinde buluşuncaya kadar sevgiyle kalın…….

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı