Köşe Yazarları

İyi olmak değil, iyi oyuncu olmak…


Sosyal medyadaki aforizmalara fazla takılmam.

Hani şu eskinin “özlü sözler”i…
Hatta her dakika aforizma paylaşanlara da şaşarım.
Belki kendileri düşünmeye zaman harcamayıp, başkalarının yaptığı felsefeleri okuyarak hayat yollarını çizerler… Belki de birileri de okusun, düşünsün diye paylaşırlar…
Her neyse dün bir tanesi de beni düşündürdü.
İşte bu, dedim.
Ne kadar doğru…
Bakın ne diyor:
“Bu dünya iyi olanların değil, iyi oynayanların dünyası”…
İşte size içinde yaşadığımız ortamı anlamaya yarayacak çok ciddi bir ipucu…
Vazgeçin etikten, ahlaktan, iyilik yap, iyilik bul fasariyalarından.
Vizyon sahibi, kaliteli, başarılı, idealleri olanlar değil ki aranan…
Kalitesi ikinci, üçüncü sınıf da olsa, iyi oyuncu makbul bugünlerde…
İyi oynayabiliyor musunuz siz ona bakın…
İyi insan olmak zahmetli iş.
Kimsenin kılına dokunmayacaksın, herkese yardım edeceksin, ama karşılıksız ha… Karşılık için yaptığında “iyi” olmazsın, iyi “oyuncu” olursun.
İyi eğitim görmüş olacaksın, temiz bir geçmişin olacak, başarıların olacak… Güven duyulan biri olacaksın…
Zor iş zor… Ama hüsrana kapılmayın. Bu niteliklere sahip olmamanız, başarısız olacağınız anlamına gelmez. Kolayı var, oynayacaksınız…
Kötü bir şey mi oldu, bir çocuğun cansız bedeni sahile mi vurdu, koroya katılacaksın. Ağıtlar düzeceksin. Ama belki de o vahşeti durdurmak için yapabileceğin bir şeyler var. Zor şeyler, fedakarlık gerektiren şeyler… Olmaz, sen sadece ağlamaklı yazılar paylaş, orada dur… Ne olur, ne olmaz…
Günlük hayatımız da böyle değil mi? Mış gibi yapmıyor muyuz. Mesela öyle uluorta çıkıp, gerçekleri söylemeyeceksin. Allah korusun, ayağına bastıklarından birine bir gün işin düşer, sonra ne yaparsın. Bugün burada, yarın başkasının yanında, sen gününü geçirmeye bak, ama iyi oyna…
Ya siyaset…
Baştan aşağı oyun. Az buz değil, becerikli dansözlere taş çıkaracaksın.
Daha bir kaç ay öncesinde kapı kulluğu yaptığın adamının ayağı mı kaydı, tekme atma sırasını kimseye bırakmayacaksın, önce sen vuracaksın ki, bundan sonra gittiğin yerde itibarın olsun…
Ya da adamı yerden yere vurdun, ama bir de baktın ki, onun sana sağlayabileceği bir çıkarcığın var, arkana bakmayacaksın, koş git, iyi oynarsan kimse “amma kıvraksın” demez, hatırlı olursun…
Hatta bir de bakmışsın, daha yüksek basamaklar var. Oyna, en iyi olduğunu söyle dur, hani “her işi yaparım abi” vaziyetleri… En iyi başkan sen olursun, en iyi başbakan da olursun, neden olmasın. Yeter ki iyi oyna… İsteyene istediğini ver, boş ver yasayı, kuralı, kılıf ne güne duruyor, uydur gitsin…
İyilik de gitti, kalite de…
Ortalık oyuncu dolunca, kalibresi yüksek olanın sesi fazla çıkamaz ki… Mikrofon her zaman oyuncunun elindedir çünkü. Diğeri oynamayı bilmez…
Etrafınıza bir de şu üç beş kelimelik aforizmanın anlatmaya çalıştığı gözle bakın.
Memnun musunuz hayatınızdan, çevrenizden, yazılı olmayan kurallardan, olup bitenden…
Değilsiniz biliyorum.
Peki ama niye oynatıyorsunuz?..

YERİN KULAĞI VAR

SÖZÜN BİTTİĞİ YER:
Gazetelerde bir haber, “Poker yarışmasına katılmak için İngiltere’den KKTC’ye gelen iki kişi giriş yaparken uyuşturucu ile yakalandılar…” Ama esas haber, uyuşturucu ile yakalanan bu ikilinin teminatını bir otelimiz ödeyerek, serbest kalmalarını sağlamış. Söyleyecek söz bulamıyorum… Hani derler ya, sözün bittiği yer diye, işte bu da öyle…

BATAĞA SÜRÜKLENİYORUZ:
Kurşunlama, kundaklama, adam kaçırma, darp, tecavüz, uyuşturucu ve kumar. Bu saydıklarımın hepsi bu ülkede yaşayanların günlük hayatlarının bir parçası olmuş. Dışarıdan bakan birisi, eğer hala daha bu ülkeyi bu şekilde tarif etmiyorsa şanslıyız belki ama bu pek uzun sürmeyecek. Kimse kusura bakmasın ama 300 bin nüfuslu bir ülkeyi korumaktan bile aciz durumdayız…

DERTLERİ KOLTUK:
Memleket duvara toslamış, Kıbrıs konusunda kazan kaynıyor ama UBP’lilerin derdi, kimin başkan olacağında. Bu toplum hepinizi de gördü, yıllardır yaptıklarınız ortada. Yazık memleket bitmiş, omuz verelim belki kurtarırız demek yerine, hala koltuk kavgasına devam ediyorsunuz. Hanginiz olursa olsun, kimin umurunda, yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı olduğuna göre, kazanan neyi değiştirecek ki…

OTORİTE YOK:
Bir okurum aradı dün. Müteahhitlerin dövizin yükselmesini bahane ederek durdurdukları Onkoloji Hastanesi inşaatına oldukça kızmış. Ama sadece müteahhitlere değil, devlete de kızgın. “Bu işin bir yaptırımı olmalı, devlet bu kadar aciz olmamalı” diyerek devam etti, “Döviz yükselmeyip de düşseydi, bu arkadaşlar, gidip verdikleri fiyatın düşürülmesini isteyecekler miydi?..” Böyle bir şey olmayacağını herkes bilir. Ben asıl şimdi o sözleşmeleri merak ediyorum. Ve bir de, niye gereğinin yapılmadığını…

22 KATEGORİDE MAL:
Simerini yine yaptı yapacağını. Siyasi partilere okumaları için verildiği söylenen tutanaklardan, mülkiyetle ilgili kategorileri yayımladı. Kuzey ve Güney’deki tüm malların halihazırdaki durumları tam 22 kategoriye ayrılmış. “Yazlık olarak kullanılan mülkler” bile ayrı bir başlıkta. Bu sınıflandırma, Annan Planı’ndaki kategori sayısının çok üstünde. Belki adaleti sağlama açısından gerekli ancak, korkarım işler daha da içinden çıkılmaz hale geliyor. Hangi komisyon, hangi mahkeme bunu çözecek…

POPÜLİST: Başbakanlık Halk Danışma Merkezi’ni oldukça popülist buldum. Bakanlar Kurulu kararıyla bir birim kuruluyor vatandaşın derdini dinlemek için. Peki her bir bakanlığın bu işi yapacak yetkilisi yok mu zaten. Ya da eğer sistemin işleyişiyle ilgili bir sorun varsa, Ombudsman ne güne duruyor? UBP’nin halk günü gibi bir şey. Hiç olmazsa onlar bu işi kurumlaştırmamışlardı.

ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: İlginç yorumlarıyla dikkat çeken CTP Milletvekili Soyer, bu kez de UBP kurultayı ile ilgili olarak sosyal medyadan attığı mesajında, “Bu gidişle müşterek bahisçilere alan açılacak, UBP kurultayı salonda mı, yoksa mahkemede mi bitecek? Bire kaç diye düşünüyorlar herhalde…” demiş…

DİPTEKİLER
Enflasyon Rakamları Dalga Geçer Gibi: Enflasyon rakamlarının yaşadığımız ekonomik ortamla bir ilgisi olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. DPÖ’nün açıklamasına göre, 8 ayda sadece yüzde 2,72 artış olmuş. Peki ama vatandaşın ev kirası ya da taksiti yüzde kaç artmış? Bunlar sepetin içinde bir kaç madde. Ortalamada kaybolup gidiyor. Başbakan bu sepet işini elleyecekleri sözünü vermişti. Bekliyoruz. Yoksa bu açıklamalar komik oluyor. Tabii bu rakamlarla verilen hayat pahalılığı da…



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı