Girne’de inşaatta meydana gelen ve bir insanın hayatına mal olan göçük olayı, yine bir denetim eksikliğinden kaynaklandı.
Öyle uyanık iş adamları var ki, giderleri düşük tutuma adına her şeyi yapabilir. İnsan hayatını da tehlikeye atabilir, etraftaki binalarda hasar da yaratabilir. İş güvenliğinin lafı bile olmaz. Kısaca kazanacağı bir kaç kuruş için, başkalarına zarar vermeyi göze alabilir. Bu o kişinin insaniyetine kalmış bir durum.
İşte bu noktada devlet yasalarıyla buna engel olur. Başkalarının malını ve canını koruma altına alır…
KKTC Devleti’nin de sürekli yenilenen yasaları var. Çoğu da dünya standartlarında. Ama bu tür istismarlar önlenebiliyor mu?
Hayır, hem de hayatın hiç bir alanında. Mesela, işadamı; devlete ne kadar az vergi öderse kardır değil mi. O da onun vicdanıyla ilgili. O noktada da devlet gerekli denetimini yapar, yasa neyse onu alır.
Burada kilit kelime “denetim.” Yasa değil, eksik olan denetim.
Yasaların uygulanmasında siyasilerin istismarı olmadı mı bugüne kadar? Oldu tabii. Siyasilerin kapılarını aşındırarak, oy karşılığı denetimi engelleyenleri de gördük. Birilerinin vergi kaçırmasına, kaçak iş yapmasına, kaçak işçi çalıştırmasına göz yumanları da…
Ancak ben Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Aziz Gürpınar’ın samimiyetine güveniyorum.
Ancak iyi niyet yetmiyor…
Bakın ocaktan bu yana bu çöken üçüncü inşaat.
Benim hatırladığım biri sanayi bölgesinde, diğeri Yenikent’te.
Çökme dışında ölümlü iş kazalarının ise haddi hesabı yok. Liman Şirketi’nin tescilsiz taşerona yaptırdığı tamiratta iskeleden düşen işçiden tutun da, taşocağında aşırı yükleme nedeniyle taş kırma aracının altında ezilen işçiye kadar.
Geçtiğimiz nisan itibarıyla son 3 yılda 14’ü ölümlü toplam 714 iş kazası meydana gelmiş. Nisandan bu yana sayı epeyce artmış olmalı.
Sonuç olarak hükümet edenlerin, böylesine ciddi can kayıplarının olduğu bir konuya daha ciddi bir şekilde eğilmesi beklenir…
Bakan Gürpınar da müfettiş eksikliğini gidereceklerini söylüyor. Yani denetimsizliği kabul ediyor. Tabii aynı şey belediyeler için de geçerli.
Geçen gün de yazmıştık. Belediyedeki görevli “Defalarca uyardık” diyor ama gidip inşaatı mühürlemeye kimse cesaret etmiyor. Sonuç ortada…
Devletimize de hükümetimize de güvenmek istiyoruz. Herkesin aklına geleni yapmasını, başkalarının malına canına zarar vermesini engelleyecek yasaların uygulanmasını istiyoruz.
Çok şey mi istiyoruz…
NOT: Değerli okuyucular, bir hafta süreyle yurt dışında olacağımdan, 22 Eylül’e kadar sizlerle olamayacağım. Dönüşte görüşmek üzere…
YERİN KULAĞI VAR
BU SAATTEN SONRA: Önceden Talat’ın adaylığına kesin gözüyle bakılıyordu, ancak yaşanan süreç Talat’a “ eksik olsun” dedirtti. Şimdi aynı hatayı yapmak üzerler. Bu kez de Sibel Siber üzerinde aynı oyunu oynuyorlar. Talat’a yaptıkları yetmemiş sanki. Halbuki bu saatten sonra, kazanma şansı en yüksek aday Sibel Siber. Artık bu işi fazla uzatmaya gerek yok. Geçen zaman, sadece partiye değil, çıkaracakları adaya da zarar veriyor…
BİZİMKİLERİNE İNANMIYORLAR:
64 CAS çalışanı, haklarını elde etmek amacıyla TC Başbakanı Davutoğlu’nun adaya ziyareti sırasında Ercan çemberinde eylem yapacakmış. Öyle anlaşılıyor ki, çalışanlar bizim siyasilerden umutlarını kesmişler. “Yaparsa o yapar” deyip, taleplerini Davutoğlu’na duyurmaya çalışacaklar. “İçişlerimize karışma, burası bizim, biz yöneteceğiz” diyenler de, acaba bu eyleme destek verecekler mi çok merak ediyorum…
O KADAR KİŞİ YOKTU:
34 sendika ve sivil toplum örgütünün oluşturduğu,”Göç Yasası’na Dur De İnisiyatifi” Başbakanlık önünde eylem yapmış. Eyleme katılanlara baktım, toplam 34 kişi bile yoktular. Böyle bir uyarı eyleminin başarıya ulaşacağına kim inanır ki. Sendikalarımızın, bu tür eylemlerin modasının çoktan geçtiğini artık anlamaları gerekir…
DÜN ÖYLE, BUGÜN BÖYLE:
Akıncılar köyünün yıllardır yaşadığı yol sorunundan bunalan bölge halkı, “Bu sorun artık dayanılmaz boyutlara ulaştı. İlgili bakanlığın ve hükümetin en ivedi şekilde gerekeni yapmasını talep ediyoruz” diyerek Başbakan Yorgancıoğlu’na şikayette bulunmuşlar. CTP’nin muhalefet günlerinde, Akıncılar’ın yol sorunuyla ilgili beyanatlarını hatırlayınca, şimdi ne değişti diye sormadan edemiyorum. Bir yıldır iktidarsınız, niye çözmüyorsunuz?..
RUMLAR ŞİKAYETÇİ DEĞİL:
Bizim gazeteler sadece Rumların bu yıl ocak ayından bu yana Kuzey’de ve Türkiye’de kredi kartlarıyla harcadıkları paranın miktarını alıp yayımladılar. Tam 4,1 milyon Euro. Oysa haberin devamı var. Cyprus Mail Gazetesi, Rumların paranın büyük kısmını kumar, eğlence ve otellerde harcadığını, oysa Kıbrıs Türklerinin Güney’de harcadığı 9,5 milyon Euro’nun, yerel Rum ekonomisine doğrudan katkı sağlayan sektörlere gittiğini söylüyor. Bunlar da süpermarketler ve diğer perakendeciler… Dikkat çekici bir sonuç…
YA DİĞERLERİ:
İskele ilçesi eriyormuş. Ülkede işsizlik ve ekonomik krizin en çok hissedildiği Boğaz- Karpaz bölgesinde son 5 yılda 19 iş yeri kapanmış. Güzelyurt ondan da beter. Lefkoşa zaten bayrağı çekmiş. Mağusa ve Girne’nin de pek farkı yok sanırım. Durum bu ise esas kapatmamız gereken dükkanlar olmasa gerek. Ülkeyi yönetenler vursun kapılarına kilidi, olsun bitsin…
ZİRVEDEKİLER
Nevzat Anayasa: Nevzat Anayasa: Mustafa Akıncı, “Ben TKP vizyonundan geldim” diyor. O zaman TKP gibi köklü bir partiyi kapatıp, neden BDH’yı kurdu. Bunu cevaplamalı önce…
DİPTEKİLER
Kostas Kadis: Rum Eğitim ve Kültür Bakanı Kostas Kadis, Makarios’a yapılan Yunan albaylar cuntası destekli 15 Temmuz 1974 darbesini, okullardaki ders kitaplarından çıkarmış. İyi de çok kızdıkları 20 Temmuz harekatının nedenlerini, 15-20 Temmuz arasında öldürülen binlerce kişiyi çocuklara nasıl izah edecekler acaba?.. Gerçeklerle yüzleşmekten ha
Foto Gündem…

Yüksek Adliye Kurulu tarafından Yüksek Mahkeme Yargıçlığı’na atanan Gülden Çiftçioğlu ve Tanju Öncül, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun huzurunda dün düzenlenen törenle yemin etti.
































