Üst-El’in organizasyonu ve Cumhurbaşkanlığının teşviki ile meclisten ivediliği alınarak geçirilmeye çalışılan basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü katletmeye yönelik yasa tasarıları geri çekildi.
Bu, 3 gündür yaşadıklarımızın flaş özetidir.
Haberin ana fikri Gazeteciler Birliği’nin ortaya koyduğu mükemmel direniştir.
Sendikaların, sivil toplum örgütlerinin ve dahi partilerin ve kuşkusuz ki halkın verdiği destekle son 24 saati meclisin önünde geçiren yüzlerce gazeteci ortaya koydukları zekice direniş yöntemleriyle hükümet partilerine geri adım attırdılar.
Hükümet üyelerinin ivedilikten vazgeçmelerini ve ortaya koydukları anti-demokratik maddeleri geri almalarını sağladılar.
Nihayetinde İngiliz Sömürge Döneminden kalma Ceza Yasası’ndaki müsfidane yayınlarla ilgili maddelerin tümden kaldırılması kapısını da açık bıraktılar.
***
Basın ve ifade özgürlüğünü katletmeye niyet edenlere geri adım attırmak kuşkusuz ki, bu günlerde son derece önemliydi.
Tepkilere karşı duyarsız olan, sendikaların o kadar itirazlarına tınmayan ve her türlü kötülüğü “ben yaparım” havasında hayata geçirmeye çalışıp da toplumda “ne yapılırsa yapılsın bir şey değişmez” şeklinde teslimiyetçi bir hava yaratmaya çalışanlara dur demek gerekiyordu.
Hele de geçilen bu kritik günlerde.
Toplumun varlığına kastedilen ve toplumu yeniden varlık mücadelesi vermeye zorlandığı böylesi dönemde.
Gazeteciler Birliği önemli bir iş başardı.
Kararlılıkla ve inançlar, “mesai bitsin eve gidelim” değil 24 saatlik kesintisiz eylem programıyla aslında nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğinin örneği de oldu.
Doğru bir şekilde direnince ve halkı ikna edince bazı şeylerin değişebileceğini de gösterdi.
Umarım direnenlere iyi bir örnek olur.
Ve umarım bazılarına da iyi bir ders olur.
Türkiye’deki yönetimler gelip geçicidir, bizdekiler de öyle.
Bu topraklarda kalıcı olan Kıbrıs Türküdür. Hem de sonsuza dek…
































