Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İstediğimiz kadar, dilediğimiz noktalarda dünyalıyız biz…

Kıbrıs sorununun üzerimizdeki en büyük etkisi tanınmama ve tanınmamışlığın getirdiği anomalilerin ekonomiden spora, kültür sanattan diplomasiye, iliğimize kemiğimize işleme hali değil mi? Yürütülen “milli dava” da Türkiye’nin ve Kıbrıslı Türkler’in çıkarlarını korumak düsturuyla, bu kazanımları elde etme çabası değil mi? Son örneğini geçen hafta gördük işte. Yanıbaşımızda oynanan maçı seyirci olarak stadyumda seyretmek bile olay oldu.

Çok başarılı sporcular var, eşine az rastlanır yetenekte gençler… Eşsiz lezzetler yaratan şefler var mesela bu ülkede. Millet üçer beşer Michelin yıldızı alırken onlar da duyursunlar isimlerini istemez miyiz?

Tanınmamaktan on yıllardır yakınıp dünyaya bu konuda çağrılar yaptığımız; uğruna yol haritası değiştirip “siz bize uyacaksınız” dediğimiz bu dönemecinde o “milli dava”nın; dünyalı olduğumuzu haykırıyoruz.

 

Haklı olarak bunu haykırmakla kalmadı, defaatle de kanıtladı  Kıbrıslı Türkler. Gelin görün ki; giderek yalnız bırakıldı. Yanıbaşında dönüp dururken koca, büyük, yaşlı dünya; sadece tozunu yutmakla kaldı. Gün geldi gelişmesi için modeller benimsendi.. Üniversiteler Adası dendi bir dönem adına, adı kendinden büyük “üniversite” doldu ülke. Oysa hayli nitelikli akademisyenleri olan; akreditasyonları sağlam, dünya sıralamalarına giren üniversitelerimiz var bizim. Ancak akademia öyle bir hala getirildi ki; parayla yazılan makaleler havada uçuyor; aralarında sözümona akademisyenlerin olduğu makale çetelerinin haberleri kulağımıza kadar geliyor. Kıbrıs’ın Kuzeyi’nden giden bir akademik makale, hakemli bir derginin kapısından artık çok zor giriyor. Bu üniversiteler ülkesi bir dönem de  az daha Bilişim Adası oluyordu mesela. Mantık yerinde… Üniversiteler, iyi akademisyenler, genç beyinler fakat ufak bir sorun var! Bilişim denen şeyin esamesi okunmuyor. Binbir umut oluşturulan tekno parkların çürümeye yakın duruma gelmiş halini hatırlıyorum yakın geçmişten. Artık basit yazılımlarla dünyanın sözünü ettiği isimler olabiliyor örneğin dünyalı; 1.5’tan 2G kullanan yaşıtlarıyla teknolojik cihazda yarışabilir olmasına karşın iş üretmeye gelince dünyalı olamıyor bizimki.

 

İşimize gelince dünyalıyız biz. Örneğin ülkede neden ilaç olmadığını sorguladığınızda “çünkü dünyada ilaç krizi var ve biz de etkileniyoruz” cevabını alıyoruz. Enerji krizi yine dünyada yaşanan gelişmelerin getirisi. Varolan ekonomik kriz ise pandemiden beri hep global. İstediğimiz kadar dünyalıyız biz. Mesela ekonomik krize karşı; halkının alım gücünü korumak için sektörleri sübvanse eden Avrupa ülkesinden değil dünyalı örneğimiz ya da enerji krizini aşamıyorsam, yurttaşıma parasal yardım yapıp bu kışı görece konforlu geçirmesini sağlarım derken İngiliz; Lefkoşa Dikilitaş civarının gündemi artan odun fiyatları. Tüp de pahalı, elektrik de… Doğrudan alımla akaryakıt temin edilen pahalı elektriğe de razı da; yine gidiverirse diyor biri diğerine. Kış kapıdan bakıp kaçıyor bugünlerde. Sağlam geleceğe benziyor. Savunduklarımızla yaptıklarımız, küresel gerçekler ortadayken hâlâ bakkal defteri hesabıyla sınırlı.

 

Ekolojik kaygıların en çok konuşulduğu dönemdeyiz. Biz değil elbette; dünyalı konuşuyor. İklim krizine uyumlu üretim modelleri öncelik ediniliyor. Karbon ayak izini azaltmak gibi kaygılarla karar üzerine karar alınıyor. Kapitalizm bir yanda vahşice ümüğünü sıkarken; naifçe ses veriyor dünya insanı. Yaşam biçimine devletçe desteklenen ekolojik çözümleri adapte ediyor. Halen kaç belediye için seçime gideceğini dahi bilmeden aday kavgasına tutuşan yurdum insanı, şiddetli yağmura karşın yanmaya devam eden çöplükle imtihan oluyor. Çöpü ayrıştırmayı, dönüştürmeyi ve bunu tüm belediyelerde uygulayabilmeyi konuşabilmek  bu dönemde bile hayal oluyor bizde.

 

Bu yazının sınırlarını aşacak onlarca konu daha yazılır alt alta, yüzlerce örnek verilir.. Özü ise aynı… İşimize geldiği oranda ve istediğimiz kadar dünyalıyız biz. Siyasetimiz de, toplum yapımız da, sosyal yaşamımız da, sınırını kafamıza göre çizdiğimiz dünyalı kalıbından çıkamıyor. Haliyle çizilen bu “dünyalı” tanımı ile örtüşmeyenler için yaşadığımız bu dönem, apaçık bir dünyalar savaşı oluyor. Kazanabilene aşk olsun!

 

Son dönemin en çok ses getirip yüz güldüren bireysel eylemi olan
trafik lambasına kalp… Cezası 1.000₺. İster misiniz birleştirelim
paraları, donatalım trafik ışıklarını!