Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İŞTE İYİ YÖNETİLEMEDİĞİMİZİN İSPATI.. VE (KISACA TAKILDIĞIM: İŞTE BELEDİYELER SORUNU!)

Uzun süredir iyi yönetilemiyoruz. Dünyayı da sardığı için bizi çok daha fazla etkileyen hem siyasi hem de ekonomik sorunlarla baş etmek artık gelip giden hükümetler yönünden  daha zor olmaya başladı..

Kaldı ki bu açmazdan kurtulabilecek  uluslararası bir devlet oluş şansımız vardır ki bazı ittifaklar ve anlaşmalara yapapabilelim ne de ekonomiyi olsun kendi içimizde sirküle edebilecek bir potansiyelimiz..

SSONUÇTA her zamanki gibi Ankara’ya sığınmaktayız. Ankara ise sadece mali yönden değil, fikri yönden de bize yardım etmeye  çalışmaktadır.

Tabi o fikirler sonucunda da ya “tasarruf” niyetine “Belediyeleri birleştirme” gibilerinden kararlar alıyoruz…                                                       Yada gelip giden Hükümetlerin birbirlerine aktardıkları  mesela Mağusa limanı, Hava alanı, yollar, öteki alt yapılar gibi restorasyonlarını bekleyen sorunları alabiliyoruz  kalkınma  planlarına..

YANİ siyasi çözümsüzlük  içinde yapılabilecekleri programlıyoruz ama bizatihi çözümsüzlüğün kendi rizikolarından kaynaklı sorunlara yeni sorunlar eklemekten öte gidemiyoruz!                                                                                             ***

SUCUOĞLU Hükümeti de ayni kaderi yaşıyor! Ne var ki öncesi Hükümetler gibi “yapmak onarmak ve başarmak” üzerine elini nereye uzatıyorsa eli yanıyor! Çünkü laflamaya memleket yönetilemiyor..

BAKIN bir süre önce lafımızın tam da bam teline vuran Gıda Mühendisleri Odası Başkanı son dönemlerde derdi belamız olan “pahalılık” ve çaresi konusunda ne söyledi:

“TARıMDA dedi sorun çözülmeden pahalılık ve enflasyon sorunu da çözülemez!” Ve ekledi:

“TARIM sektöründeki sorunu çözmek için de üç ana nedeni  çözmek gerekir: “Akaryakıt, gübre, yem ve dolayısıyla elektrik sorunu..”

YANİ? Sektörel anlamda sorunlar ne tek başlarına tekildirler dokundunuz muydu çözüme ulaşsınlar ne de demeçlerle harekete geçebilsinler                                                                                                   ***                    !

VE TEKRAR edeyim. Eğer KKTC’de gün gelecek böylesi ekonomi ve üretmek üzerine çok ciddi dönemler yaşanacağını, aslında dünyanın  da bu eksen etrafında döndüğünü bilseydim “ekonomi” okur, ekonomi öğrenirdim…

Yani bugün  ülkede bu alandaki uzman insanlarımıza çok görevler düşmektedir..    “Mesela” deyim şu “Belediyelerin birleştirilmesi” olayına “kısaca bir daha takılayım.”

***

KISACA TAKILDIĞIM: (BELEDİYELERİ BİRLEŞTİRMEKLE NE KAZANILACAK?

Bu konuda açıklama yapılmadı! Sadece “belediyeler bizim yüzümüze gözümüze çapımıza göre çoktur” dendi..

ANCAK bu “çokluğun” yarattığı zarar ziyanların, parasal giderlerin…                         AYNİ  zamanda parasal gelirlerin…       Birleştirildiklerinde ne kadar tasarruf sağlanacağıyla birleştirmenin faydalı olması gereken gelirlerle giderlerin ne  olacağının..

Belediyeleri  birleştirirken çalışanları ile  emeklilerinin  yeniden nasıl rehabilite edileceğinin…                                                          İstihdam ve maaşlarının ne olacağının…Ve de:

BİRLEŞTİRME  sonucunda araç gereçlerin hem işlevsel hem rakamsal hem de mali yönden  nasıl organize edileceğinin …

GİBİLERİNDEN akıllara takılan sorulası soruların cevaplarını, tutun ki konunun sorumlu ve yetkilisi durumundaki Başbakanla İçişleri Bakanı bilmektedirler.. Öyle olması gerekmez mi?                                                                                                   ***

O ZAMAN neden  yollara düşmüş yüzlerce Belediye çalışanına ve kapatılacak Belediye beldelerinde ikamet eden yurttaşlara    durum vaziyetler izah edilmiyor!                                  NEDEN  kamuoyu aydınlatılmıyor?           NEDEN  rakamlar konuşmuyor? DOLAYISIYLE: Beklentilere cevap verilmezken neden başta medya olmak üzere “birleştirilmek istemeyen Belediyeler” hükümet tarafından suçlanıyor!

YANİ anlattınız da anlamadılar, anlamadık mı?                                                                                                       ***

YANİ  Mağusa Belediyesi.. Zaten bir ucu Derinya’da öteki Salamis’de çöpleri bile toplamakta zorlanırken kilometrelerce ötedeki kendine bağlanacak  Belediyelere nasıl hizmet götürecek?

MESELA  Çocuk parkı, yolları, düğün salonu, plajı ile  pırıl pırıl bir belde haline gelen ve sürekli gelişirken güzelleşen Boğaziçi Belediyesini, keza öteki Belediyeleri kaldıkları yerden yüklenip hizmetleriyle daha ileriye taşıyabilecek mi?

O ZAMAN “Merkez” haline gelecek   Belediyelerin de bunları düşünüp hesaplayarak daha şimdiden “biz bu yükü kaldıramayız” deme hakları yok mudur? Eğer varsa  söylemeli uyarmalıdırlar! Yoksa biz üstesinden gelebiliriz diyorlarsa ki bunlar UBP cephesi olmalıdır, daha şimdiden plan programlarını yapmalı kamu oyu ile paylaşmalıdırlar..

AKSİ halde asıl başları ağrıyacak olan “Merkez Belediyeler” olacaktır! Hizmet yönünden bir dakikalık gecikme ile kaytarma bile anında tartışmalara kavgalara neden olacaktır…

***

DENECEK ki bu işler faraziye ile olmaz. Sen nerden bileceksin öyle olacağını? Ya hizmet yönünden daha faydalı olursa!

Sorun da zaten bu değil mi? Bilmez miyiz biz memleketimizi? Adına reform denmesine karşın benzer nice işlerin fiyasko ile sonuçlandığını…

YAHU bu memlekette Serbest Limanlar, Hava Yolları, İsrail ile feribot seferleri, yakılan Kooperatifçilik meşaleleri gibi artık “bir zamanlar” dediğimizce türlü çeşitli atılımlar yatırımlar olmadı mı? Hangisi ayakta hangi canlı?                                                                             SONUNCUSU  Maraş’ın açılan bir mahallesi! Ne oldu? Hesapsızlıkla kitapsızlığın kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramadığı,   geleceğinin de karanlığında bir siyasi fasarya!

Olmaz ki böyle de devlet yönetilmez ki!