Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İşte biz buyuz…

Su krizi geldi, 13’üncü maaşları vurdu…
Çiftçiye ödenmeyen ücret de gelip 13’üncü maaşın “100 TL’sine talip” olunca…
Ne devrimcilerimiz kaldı, ne milliyetçilerimiz…
“Paramıza dokunma” diye herkes birleşti…
Biz buyuz işte…
İş eleştirmeye…
Gevezeliğe geldi mi herkes konuşur…
Ama elini taşın altına koyan yoktur…
“Statükosuna” elleten yoktur…
Siyaset yapanlar bunu görmüyor ama…
Risk almıyor…
“Herkesin mutlu olacağı” formüller üzerinde duruyor.
Oysa UBP de…
CTP de…
Şu anda kabinede görev alanların önemli bir bölümü de…
100 defa geldiler, 101 defa gittiler…
Aslolan yapacakları hizmetlerdir.
Bakınız…
“Ödenmez” denilen çiftçi dün 28 milyon TL aldı…
Nasıl?
Tarım Bakanı siyasi risk aldı… Bakanlığına bağlı kurumlarla, ödemelerle, biriken parayla bir adım attı…
Erenköy Belediyesi’nin sorunu da çözüldü.
İçişleri Bakanı da risk aldı…
Diretti, ısrarla “popülizmden uzak” durdu, bir noktaya varıldı…
Siyasetçi risk alacak…
Siyasetçi “popülist aktivistlere” esir düşmeyecek…
Korkmayacak…
Aksi, parti gider, başka parti gelir ama…
Toplum sürekli kaybeder…
Kafası açık, dünyalı, risk alan, parti içi ya da sendikal tehditlerden korkmayan siyasetçilere ihtiyaç vardır.
Kimse anasının karnından bakan, milletvekili doğmadı…
Ölürken de vekil- bakan ölmek gibi zorunluluk yok.
Aslolan, dediğim gibi “insan ömründe az ir zaman dilimi içerisinde yer aldıkları ülke yönetiminde kalıcı izler” bırakmaktır…
Zaten bu riski almayacak siyasetçi varsa, “gene seçileyim, gene ödeneyim” derdinden başka bir şeyi yoktur…

***
CTP’ye…

CTP'de herkes kendisini "parti sözcüsü" yerine koyuyor ama partinin değil, kişisel görüşlerini dayatıyor.
"Parti disiplini" falan da değil söylediğim…
Herkesin idellari, stratejileri, görüşleri, duruşu elbette vardır.
Eskiden aslolan parti idi, şimdi kişisel ikbal…
"Parti" görünümü yerini "patırtıya" bıraktı.
Her kafadan bir ses.
Herkesin "bir parti"si değil, herkesin bir "stratejisi" var…
İzliyoruz…

***
UBP’ye…

CTP'de her kafadan bir ses çıkıyor da, UBP ne yapıyor?
Esas sorgulanması gereken, "UBP buralı mı?"
Önce su yönetimi konusunda BESKİ ile adım at, talip ol, sonra Türkiye'nin tavrını görünce, "Biz çekiliyoruz" de…
Buralara hizmet etmek kutsaldır, buralardan aldığın güçle.
Maalesef UBP, "Türkiye ne isterse o olur, biz kimiz ki, ne önemimiz var" tarzında…
Bu halka yapılacak en büyük kötülük de budur…
CTP seçime gider, kurultaya gider, kendini bulur… UBP ne yapacak?
Hüseyin Özgürgün, Mehmet Ali Talat ile birlikte “sürecin önüne” geçmek zorundadır…

***
Belediye başkanlarına…

CTP’li ve UBP’li belediye başkanları da sürecin önüne geçme çabasındadır…
Makamsal kaygılar…
Kişisel saptamalar…
Endişeler…
Ne isterse olsun…
Belediye başkanları “partilerin kararının” dışın çıkmaya pek hevesli…
Üstüne de, “Gerekirse istifa ederiz” tehditleri havada uçuyor…
Giden gider…
Partileri yönetenler,  toplumu da yönetiyor UBP ve CTP’de…
“Tehdit edilerek” sonuca varmak isteyenler varsa, liderler buna boyun eğmez…
Giden gider…
Su akar, yolunu bulur…

***
Siyaset heveslilerinin tümüne…

Mesele sloganları bir kenara bırakıp, gerçekten oy aldığın bu halka hizmet etmek için adım atmaktır. Bizim ciddi yapısal sorunlarımız, inanılmaz kara deliklerimiz vardır.
Bugün konuştuğumuz 200 milyon TL, sadece 2- 3 alanda adım atarak ortadan kalkabilir.
Kara parayı önlemek;
Vergi sistemini düzelemek;
Kumarhanelerden makine başına değil, dönen para üzerinden vergi almak;
Ve diğerleri…
Mesele buraları sevmek, buralara tırnağını geçirmek…
Siyaset olmadan, siyasetçi olmadan bunu yapamayız…
Örgütlü ve kişilikli siyaset…
Yaparsanız, yaparsınız…
Yapamazsanız, yapmaya hevesli çok…