Dün gün boyu telefonlar susmadı.
Tebrik edenlere teşekkürler de “belgeyi nereden buldunuz” tazyikleri fenalık geçirmeme neden olabilirdi.
Geçen defadan kalma yani CTP’nin soruşturma komitesinin belgesini yayımladıktan sonra oluşan “negatif” anılarım ve duygularım depreşti.
Bir de kendi kendini ortadan kaldırmaya aday Medya Etik Kurulu’nunkiler eklenince daralma geldi vallahi.
Sonuncusundan başlayalım;
Kuruluşunda Havadis’in de imzası bulunan Medya etik Kurulu’na yazı yazdık cevap alamadık.
Hala bekliyoruz.
Şikayet olduğunda derhal izahat isteyen muhterem kurul biz şikayetçi olunca dut yemiş bülbüle döndü.
Niye?
Açıklarlar herhalde hem niyesini hem de şikayetimizin sonucunu.
Yoksa inandırıcılıklarını kaybedecekler. Taraflı olacaklar. Zaten şikayetimiz de o yöndeydi.
***
İkinci ile devam edelim.
Seçimlerde CTP’lilerin CTP’lilere yaptıklarını anlatan raporu yazdık diye bazı öfkeli CTP’liler demediklerini bırakmamışlardı.
Hatta boykot çığlıkları atanlar bile olmuştu.
Özkan Bey, raporun “sızdırılmasını” bahane ederek kurultayı erkene aldı. Seçildi ve rahatladı.
Tabii rapor da unutuldu gitti.
Şimdi yerel seçimlerin arifesindeyiz.
Elbette unutulacaktı.
Ve böylece yapanın yanına kalacaktı.
***
Gelelim birincisine yani son vakaya.
Öncelikle haklarını teslim etmek gerekir UBP’liler pek sinirli tutumlar sergilemediler.
Çoğunluğu merak dürtüsüyle aradı.
Aralarında “öğreneyim de rakibimin canına okuyayım” türden de vardı.
Bu merak geçecek.
Peki rapor ne olacak?
CTP’nin raporu gibi uyutulacak mı yoksa yasal bir süreç başlatılacak mı?
Şimdi sorulması gereken soru budur.
Yanıtlanması gereken soru da budur.
Israrla sormaya devam edeceğiz…
































