Köşe Yazarları

İsrail-Filistin çatışmaları


Günlerdir, Gazze’de insanlık trajedisi yaşanıyor.
Şimdiye kadar 640 civarında Filistinli yaşamını kaybederken, 30 un üzerinde İsrail askeri de hayatını kaybetti.
Habil ile Kabil efsanesi ve tanrının laneti, kutsal topraklar olarak nitelenen topraklarda geri geldi.
Oysa, İsraillilerin kutsal kitaplarında, insan öldürmenin ağır laneti var. Bu lanete rağmen, İsrailliler, büyük bir öfke ve zulümle, kadınları, çocukları yaşlıları öldürüyorlar.
İsrail’in son saldırılarında şimdiye kadar 100 den fazla Filistinli çocuk öldürüldü.
Her ölüm, toplumların arasını daha da fazla açmakta ve kan, kanı çağırmaktadır.
Arap ülkelerinden Mısır’ın, Gazze-Mısır arasındaki kapıları kapatması ve Filistinlilerin çaresizliğini arttırması, bu savaşın, Arap- İsrail çatışmasının dışında kökleri olduğunu da göstermektedir.
Bütün kuşatılmışlıklarına, topraklarından sürülmüş olmalarına rağmen, Filistinliler Arapların en mücadeleci ve en yenilikçi insanlarıdırlar. Arap ülkeleri arasındaki diktatörler, hiçbir zaman Filistinlileri İsrail karşısında aktif olarak desteklememişlerdir.
Arap milliyetçiliği diye bir kavramdan, Nasır’dan sonra bahsetmek de  mümkün değildir.
İsrail, bu saldırgan politikasıyla, tüm dünyada yalnızlaşırken, Hamas’ın yanlış politikaları da, dünyada tartışılır  hale gelmektedir.
İsrail ve Filistinliler, yıllardan beridir, birbirlerini yok etme politikaları izlemektedirler. Hamas’ın İsrail’e attığı roketlere karşılık, İsrail bu roketleri ileri sürerek, kadın, çocuk yaşlı demeden Filistinlilerin üzerine ölüm yağdırmaktadır.
İsrailliler ve Filistinliler arasında birbirini yok etme siyaseti yerine artık akıl ön plana geçmeli ve her iki toplumun, birlikte yaşayabileceği koşullar oluşturulmalıdır.
Bu koşulların oluşmasında, İsrail daha aktif ve talepkar olmalıdır. Hamas da, hayaller üzerine kurulu politikalarından vazgeçmelidir.
Hamas’ın izlediği maceracı ve aşırı dinci politikası, gerçekte İsrail içindeki milliyetçi gruplara güç vermektedir.
Üzücü bir nokta, Gaze’de akan kan, gerek İsrail içinde gerekse Filistinliler arasında, BÖLÜNME ve MİLLİYETÇİLİĞİ daha da arttırmaktadır.
İsrail- Filistin çatışmaları dünyaya ve biz Kıbrıslılara çok öğretici derslerle doludur. Bu iki toplum içerisindeki ölümler, katliamlar tüm dünyada tepkiyle karşılanırken, çok önemli bir dersi de  yeniden hatırlatmaktadır.
Küllerin altında, yanan korlar varsa, bu korlar, her an büyük bir yangına yol açabilir.
Kıbrıs gibi, bir ateşkes sürecinde olan ülkelerde, küllerin sıcak ve altındaki korların alevlenmeye yakın olduğu unutulmamalıdır.
200 bin’in üzerinde insanın evlerini, mallarını kaybettiği, her iki taraftan insanların, çocuklarını evlatlarını, yakınlarını kaybettiği savaş, aradan 40 yıl geçse de izlerini kolay kolay sildiremez.
Durgun gibi görünen bir Kıbrıs, umutsuzluğa düşerse, kışkırtmalara uygun hale gelebilir.
Filistin probleminin bize hatırlattığı, Kıbrıs Sorununda ÇÖZÜM’ün ne kadar ACİL ve GEREKLİ olduğudur.
İnsanlık olarak, tüm dünyada, bölgesel ve sınıfsal çıkarların ortadan kaldırılması için mücadele etmek, dünyayı daha yaşanır hale getirmek demektir.
Kutsal Kitaplarda anlatılan, Adem ile Havva’nın çocukları Kabil ile Habil’in  kavgaları ve Habil’in, Kabil tarafından öldürülmesi, günümüzde farklı şekillerde devam etmektedir. Bu farklı şekildeki kavga, Orta- Doğu’yu yeniden germekte ve Orta Doğu, dünyada kargaşalığın merkezi haline gelmektedir.
Bu kanlı çatışma içerisinde, dünya devletlerinin çoğunun pasifliği de, İsrail sermayesi ve İsrail politikasının dünyadaki devletler üzerindeki büyük etkisini göstermektedir.
Dünya halkları bu İsrail egemenliğine karşı seslerini yükseltmedikçe, dünyanın huzur ve istikrara kavuşması mümkün değildir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı