Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi ve Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, işkence iddialarının ivedi ve bağımsız şekilde soruşturulması için polis teşkilatı dışında özel bir soruşturma birimi kurulmasını istedi
Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi ve Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, 31 Temmuz 2019 tarihinde sosyal medyada görüntüleri paylaşılan polis şiddeti ile ilgili ortak bir basın açıklaması yaptı.
Ortak açıklamada, hukuki olarak hiçbir istisnaya yer bırakmadan, herhangi bir şahsın işkence veya insanlık dışı muamelere maruz bırakılmamasının en temel insan haklarından biri olduğu belirtildi.
Açıklamada, “İşkence yasağı; kişinin vücut bütünlüğü ve dokunulmazlığı hakkını ihlâl eden ve diğer bütün insanlık dışı, zalimane ve onur kırıcı muamale ve cezaları içine alan bir ilkedir” ifadelerine yer verilerek, “İşkence, evrensel bir şekilde, öncelikle insan haklarının gelişiminin temel taşı niteliğindeki bir belge olan Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi (EİHB) tarafından yasaklanmıştır. EİHB 5. maddesi işkence görmeme hakkını: ‘Hiç kimseye işkence ve zulüm uygulanamaz, insanlık dışı ya da onur kırıcı biçimde davranılamaz, ceza verilemez’ şeklinde tanımlamıştır. İşkence yasağı, uluslararası insan hakları sözleşmelerinin yanında, İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlıkdışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme (1984), Avrupa İşkenceyi Önleme Sözleşmesi (1987) gibi sözleşmelerde de özel olarak korunmaktadır”denildi ve tüm bunların yanında işkencenin, KKTC Anayasanın 14. maddesi altında da yasaklandığı kaydedildi.
“İşkence yasağı devletler tarafından askıya alınamaz”
Kıbrıs Türk Barolar Birliği binasında yapılan basın toplantısında, olağanüstü hallerde bile işkence yasağının devletler tarafından askıya alınamayacağına vurgu yapılarak, “İşkenceyi yasaklayan tüm uluslararası sözleşmelerin en temel ortak özelliği, işkencenin mutlak bir şekilde yasaklanmış olduğudur” ifadeleri kullanıldı.
“Söz konusu olay buz dağının görünen yüzü”
Ortak açıklamada, KKTC iç hukukunun parçası olan İşkence ve Diğer Zalimane, Gayrı İnsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmenin 3. maddesine göre işkencenin; bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla, bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayrım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatıyla uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına geldiği kaydedildi.
Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi ve Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, basın açıklamasında, aynı sözleşmenin 16. maddesine göre, işkence derecesine varmayan diğer zalimane, gayrıinsani veya küçültücü muamele veya ceza gibi fiillerin, bir kamu görevlisi tarafından veya onun teşviki veya açık veya gizli muvafakatı ile veya resmi sıfatıyla hareket eden bir başka şahıs tarafından işlenmesini de insanlık dışı muamele olarak tanımlandığını dile getirdi.
Açıklamada, bu hukuki bilgilerin yanında, söz konusu olayın buz dağının görünen yüzü olduğu belirtilerek, “Polis görevlilerinin, bilgi veya itiraf elde etmek, suça karışan zanlıyı tespit etmek, yakalamak, suç hazırlıklarını ve delilleri öğrenmek için, işkence yöntemini sistematik olarak kullanıklarını biliyoruz” ifadeleri kullanıldı.
“Polis dışında bir soruşturma birimi oluşturulmalı”
Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi ve Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, ortak basın açıklamasında, işkencenin önüne geçilmesi için taleplerini maddeler halinde sıraladı.
Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi ve Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı’nın talepleri şöyle:
İşkence ve insanlık dışı muamele ceza yasasında ağır bir suç olarak düzenlenmeli.
İşkence yasağına dair, kanun uygulayıcı personele, sağlık çalışanlarına, kamu görevlilerine, herhangi bir şekilde tutuklanan, nezarete alınan veya hapsedilen (cezaevine konulan) bir şahsın tutuklanması, sorgulanması aşamasına görev alacak diğer şahıslara eğitim verilmeli.
İşkencenin tıbbı anlamda raporlanması aşamasında İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için El Kılavuzu (İstanbul Protokolü)’nda yer alan kurallara uygun muayene yapılmalı ve hastanelerin özellikle acil servislerinde hazırlanan raporlar Protokole uygun hâle getirilmeli.
Herhangi bir şekilde tutuklanan, nezarete alınan veya hapsedilen kişilerin tutuklanması ve tabi tutulacağı muamele ile ilgili mevzuat sistematik şekilde gözden geçirmeli.
Polis tarafından alınan ifadelerde, zanlı veya sanıkların yanında avukat bulundurma hakkı yasal olarak güvence altına alınmalı.
İşkence iddialarına yönelik ivedi ve bağımsız soruşturmalar yapılabilmesi için Polis Teşkilatı dışında özel bir soruşturma birimi kurulmalı.
İşkence veya insanlık dışı muamelye maruz kalanlar devlet tarafından tazmin ve rehabilite edilmeli.
İşkence ve insanlık dışı muamelenin önlenmesi için polislerin de çalışma koşulları iyileştirilmeli.
































